Sendikal Demokrasi ve Bütçe (*)

Yaser GÜNDAY

Çağımızda gerçek anlamda demokrasinin en kararlı savunucusu işçi sınıfıdır. Bu demokrasi anlayışı işçi sınıfının tüm örgütlerinde yansır ve sendikal demokrasi anlayışında somutlanır. Sendikal demokrasi, sendika üyelerinin her düzeyde sendikayı temsil edecek, yönetecek kişi ve organları demokratik bir biçimde seçmeleri, yüklenebilecekleri ve talip oldukları görevlere seçilebilmeleri, sendikayı ilgilendiren kararların oluşturulmasına etkin bir biçimde katılmaları demektir.

Sendika üyeleri arasında aynı toplumsal sınıftan olmaları nedeniyle temel çıkar karşıtlığı yoktur. Ancak kapitalist toplumda, burjuvazinin ideolojik egemenliğinin işçi sınıfı üzerindeki etkisi, diğer sınıf ve tabakalarla işçiler arasında ideolojik etkileşim ve işçilerin kendi aralarındaki değişik farklılıklar işçi sınıfı arasında görüş ayrılıklarının zeminini oluşturur. Bu görüş ayrılıkları, sendikal demokrasi ile sınıf temeli üzerinde uyumlu kılınabilir. Sendikal demokrasi, sendikaların sınıf ve kitle örgütü niteliğinin korunması ve geliştirilmesi için zorunludur.

Sendikal demokrasi, "tabanın söz ve karar sahibi olması" ilkesi ile işlerliğe kavuşur. Bir sendikal örgütün işçilerin çıkarlarını iyi savunabilmesi; üyelerin söz ve karar sahibi olma hakkını kullanmasına ve savaşıma etkin olarak katılmasına bağlıdır. Gerçekte işçi sınıfının bilinçli katılımının sağlanamadığı savaşımların başarıya ulaşma olasılığı düşüktür.

Sendikaların mali politikalarında demokratizasyonun sağlanması da, "tabanın söz ve karar sahibi olma" ilkesinin gerçekleştirilmesi, sendikal demokrasinin örgüt içerisinde egemen kılınması temelinde gerçekleştirilebilir. Sendikal demokrasinin gelişmediği örgütlülüklerde, mali politikalarda demokratikleşmenin gerçekleşmesi olanaksızdır. Sendikanın etkinliklerinin belirlenmesinde "söz ve karar sahibi" olamayan bir taban mali politikalarda da "söz ve karar sahibi" olamaz ve sendikanın etkinliklerine katılımını sağlamak ne denli olanaksız ise daha yüksek oranda sendikanın mali işlemlerine karşı da duyarsız kalacaktır. Özellikle, uzlaşmacı sendikal yapılarda taban ile sendika arasında ortaya çıkan yabancılaşma, üyelerin sendikayı öz örgütleri olarak görmesini engellemekte; sendikaların asıl gelir kaynağını oluşturan üyelik ödentileri, üyelerce sendikanın TİS bağıtlayarak kendisine sağladığı hakların bedeli olarak ödediği bir fiyat olarak algılanmaktadır. Bürokratik sendika yöneticileri ise bu durumu kullanarak istedikleri gibi saltanat sürebilmektedirler.

Sendikalarda mali politikalarda "tabanın söz ve karar sahibi olması" için, sendikal demokrasinin tüm örgütte gelişmesi gerekmekle birlikte yeterli değildir. Ayrıca, mali alana özgü demokratikleşme yöntemlerinin geliştirilmesi zorunludur. Mali politikaların belirlenmesinde, demokratikleşmenin temel aracı bütçedir. Bütçe tarihsel süreç içerisinde, burjuva demokratik hareketleri ile birlikte ortaya çıkmıştır. Demokratik gelişme ile birlikte, hükümdarın mutlak egemenliğini sınırlama amacını taşımıştır. Öncelikle, hükümdarın vergi toplama yetkisinin tanımlanması yoluyla sınırlanması getirilmiş, daha sonra toplanan vergilerin nasıl harcanacağı konusunda da halk iradesine başvurulması yoluna gidilmiştir. Ancak süreç içerisinde, temsili burjuva demokrasilerinde bütçeler teknik özelliği ağır basan bir nitelik kazanarak halkın istencini yansıtma olanağını yitirmiştir.

Bütçe, klasik tanımına göre: kurum ve kuruluşlarda, gelecek belirli bir dönemde gelir ve giderlerin tahmin edilmesi ve bunların yürütülüp uygulanması, gerçekleştirilmesine izin verilmesini düzenler. Bununla birlikte, bütçe kurum ve kuruluşun gerçekleştirmek istediği etkinlikleri gösteren, bu çalışmaların öncelik ve ağırlık düzeyini belirleyerek en etkin biçimde yapılmasını amaçlayan bir işlevi taşımaktadır. Başka bir anlatımla, bütçe yapmak neler yapmak istediğini ve bu yapacağı işlerde kendine destek olacak imkanların neler olduğunu bir arada düşünmek, hesaplamak demektir.

Sendikalarda da bütçe, sendika yönetimine sendikanın gelirlerini toplama ve bütçede belirlenen konularda harcama yetkisi veren bir özellik taşımaktadırlar. Ancak, sendikal demokrasinin gelişiminde ve oluşmasında, bütçenin bu önemi görülememiş, giderek göstermelik bir duruma gelmiştir. Diğer yandan, 2821 sayılı Sendikalar Yasası'ndaki bütçe konusundaki düzenlemeler de bu duruma ortam hazırlamıştır.

1. YASAL DÜZENLEME

Yasanın 16.maddesine göre sendika yönetim kurulu tarafından hazırlanarak, 12.madde uyarınca genel kurula katılacaklara 15 gün önceden gönderilecek Tahmini Bütçe, 11. maddeye göre Genel Kurul tarafından aynen ya da değiştirilerek kabul edilir. Genel Kurul, Tahmini Bütçe'yi, katılanlar arasından seçeceği bir Komisyon tarafından inceleterek de karar verebilmekte, genellikle de böyle olmaktadır. Ayrıca, 9.madde ile zorunlu organların görev, yetki ve sorumluklarının, diğer organlara devredilemeyeceği hükmü bulunmaktadır. Genel Kurulların oluşumu ise, Yasanın 10.maddesinde düzenlenmektedir. Buna Göre; "İşçi Sendikası genel kurulu üyelerden, üye sayısı bini aştığı takdirde delegelerden oluşur. Şubesi bulunan sendikalarda delegeler şube genel kurullarınca” seçilir.  Genel kurulların toplantı zamanı ise, Yasanın 12.maddesinde, "Olağan genel kurul dört yılda bir toplanır. Tüzüklerinde daha kısa sürede toplanma öngörülebilir." biçiminde düzenlenmiştir. Yasanın 16/2.maddesi uyarınca bütçeyi uygulamak görev ve yetkisi de sendika yönetim kurulundadır. Ayrıca, 11.maddenin son fıkrasında, şube genel kurulların görev ve yetkileri arasında bütçeye ilişkin düzenlemeye yer verilmemiş ve şube genel kurullarının mali ibra yetkisi bulunmadığı belirtilmiştir.

Bu yasal düzenlemelerle:

i. Bütçenin hazırlanması görevi sendika yönetim kuruluna verilerek, hazırlanma sürecinde üyelerin katılımına olanak sağlanmamıştır;

ii. Genel kurulların oluşumunda, doğrudan katılımın yerine, temsili katılım konulmuştur;

iii. Bütçeyi aynen ya da değiştirerek onaylama yetkisi yalnızca genel kurula verilmiştir;

iv. Bütçenin bir sonraki genel kurula kadar olan dönem için hazırlanmasını getirmiş ve bu süreyi ençok dört yıl ile sınırlamıştır;

v. Şube genel kuruluna bütçe konusunda yetki vermemiştir.

Bu düzenlemelerden bir tek sonuç çıkar: Bütçe konusunda, üyelere temsili olarak verilen Bütçe yapma yetkisi, gerçekte sendika yönetimlerinin egemenliğine girer. Ayrıca, genel kurulca onaylanan bütçede gelir ve gider bölümleri ile kalemleri arasında sendika yönetim kuruluna yetki verilmesi gündeme geldiğinde, bu egemenlik iyice pekişir. Hele ki, dört yıllık dönemler için hazırlanacak bütçelerin, ekonomik gelişmeler karşısında gerçekçi olması ne denli olanaklıdır? Ayrıca, Bütçe ile gerçekleşen gelir ve giderler arasındaki uygunluğu gösteren Kesin Hesap Cetvelinin Genel Kurula sunulacak raporlar arasında sayılmamış olması, Bütçeyi işlevsizleştirmiştir. Diğer yandan bu yasal düzenlemelerin çoğunlukla buyurucu nitelikte olmasından dolayı sendika tüzüğü ile bütçe konusunda demokratik bir düzenlemenin getirilmesi de, bazı genişletme olanakları olmakla birlikte, neredeyse olanaksızdır.

2. DEMOKRATİK BÜTÇE İÇİN TÜZÜKSEL ÖNERİLER

1992'de TBMM'de onaylanan ve artık iç-hukuk konumuna gelen "Sendika Özgürlüğüne ve Örgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin" 87 Sayılı ILO Sözleşmesi'nin 3.maddesi, "1- Çalışanların ve işverenlerin örgütleri, tüzük ve iç yönetmeliklerini düzenlemek, temsilcilerini serbestçe seçmek, yönetim ve etkinliklerini düzenlemek ve iş programlarını belirlemek hakkına sahiptirler. 2- Kamu makamları, bu hakkı sınırlayacak veya bu hakkın yasaya uygun şekilde kullanılmasına engel olacak nitelikte her türlü müdaheleden sakınmalıdır." düzenlemesi getirmektedir. Yasal düzenlemelerde bu yönde değişiklik yapılmaması, sendikaların iç-tüzel düzenlemelerini özgürce ve demokratik bir biçimde yapmalarına engel değildir. Sendikalar, bu doğrultuda gerekirse bir hukuksal savaşımı göze almalıdırlar. Bunlarla birlikte sınıf ve kitle sendikacılığı(**), kendisini yasal sınırlamalarla bağlı göremez; bir yandan demokrasi ile bağdaşmayan yasal düzenlemelerin değiştirilmesi için demokratik savaşım yürütürken, diğer yandan yasal düzenlemeler çerçevesinde sendikal demokrasiyi olanaklı en geniş biçimi ile geliştirmeye çalışır.

Bu konuda, mali politikalarda, sendikal demokrasiyi gerçekleştirebilmek için yasalarda ve sendika anatüzüklerinde şu düzenlemelere gidilebilir:

i.  Bütçenin en geniş katılımla hazırlanabilmesi için, gerekli verilerin en alt düzeydeki sendika organlarına kadar en geniş biçimde ulaştırılması,

ii. Sendika organları aracılığıyla iletilen bütçe konusundaki önerileri bütünleştirerek, sendikanın amaç ve ilkeleri doğrultusunda Tahmini Bütçe'nin hazırlanarak genel kurula katılacaklara, genel kuruldan üzerinde çalışabilmeleri için gerekli uygun bir sürede, önceden gönderilmesi,

iii. Her yıl mali genel kurul toplantısı olanağı çerçevesinde değerlendirilerek Bütçelerin yıllık olarak hazırlanması,

iv. Yıllık Bütçe yapılamaması durumunda, Bütçe aşma konusunda, belirli bir oranda ek bütçe yapılabilmesi için, yönetim kurulu ile birlikte genel kuruldan sonraki en geniş sendika organına (örneğin Başkanlar Kurulu) yetki verilmesi,

v. Bütçe'de yer alan gider bölümleri arasında aktarma yapılabilmesi konusunda yönetim kurulunun yetkisini genel kuruldan sonraki en geniş sendika organ kararı ile sınırlandırmak,

vi. Gider kalemleri arasında aktarma yapmak konusunda yönetim kuruluna verilen yetkinin belirli bir orana bağlanması,

vii. Bazı bütçe gider kalemlerindeki ödeneklerin kullanılması için yönetim kurulu ile birlikte genel kuruldan sonraki en geniş sendika organına yetki verilmesi,

viii. Sendika anatüzüğünde, denetleme kurullarının görev ve yetkileri arasında, bütçenin uygulanmasının denetlenmesinin açıkça belirtilmesi,

ix. Sendika mali raporlarının, belirli dönemlerle, sendika yayın organı aracılığıyla üyelere aktarılması (böyle bir bilgilendirmenin şubelerde de gerçekleştirilmesi),

x. Şube genel kurullarına mali aklama yetkisinin verilmesi,

xi. Genel Kurula sunulacak mali raporlar arasında, Kesin Hesap Cetveline yer verilmesi.


(*) Bu çalışma, 1993-1997 yılları arasında DİSK/ Genel-İş Sendikası’nda, Yönetici ve Temsilcilere yönelik gerçekleştirilen eğitim semineri notlarının düzenlenmiş, gözden geçirilmiş ve güncellenmiş bir bölümüdür.

(**) Bu çalışmanın içeriği bakımından, “Sınıf ve Kitle Sendikacılığı/ Sınıf Sendikacılığı” kavramlarına ilişkin sosyalist yazında yer alan tartışmalar göz ardı edilmiş; o dönemde DİSK içerisinde ortaya çıkarılan “Çağdaş Sendikacılık” anlayışına karşıt olarak, 1970’lerden beri savunulan “Sınıf ve Kitle Sendikacılığı” kavramının kullanılması yeğlenmiştir.

 
Share