|
Nisan Güneşi’nin Türkiye-Kuzey Kürdistan’da parladığı tarihten bu yana tam 40 yıl geçti. 1972 yılında Malatya-Kürecik’te Komünist önder İbrahim Kaypakkaya ve yoldaşları tarafından kurulan Maoist Parti 40. Yılına girmiş bulunuyor. Geçen 40 yıllık zaman dilimi hesaba katıldığında durduğumuz yer itibariyle istenilen bir pozisyonda olmadığımız açık bir şekilde görülüyorr. Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin ürünü olarak revizyonizme-reformizme ve bilumum anti-MLM akıma karşı komünist ideolojinin bayrak edinilerek sahneye çıkıldığı 72’den günümüze; beş genel sekreter, onlarca kadro ve yüzlerce şehidiyle Maoist Parti büyük bir tarihi miras yarattı. Bu miras üzerinden yükselen devrimci iktidar yürüyüşümüzde tarihimize sahip çıkarak, bu tarihi yaratanları bir kez daha anarak, doğruları geliştirme, yanlışları aşma pratiğiyle geleceğe yürümenin adımlarını örmek elzem bir görev olarak omuzlarımızda duruyor. Emperyalizmin dünya genelinde estirtmeye çalıştığı tasfiyecilik rüzgarından en çok etkilenenlerden olan Türkiye-Kuzey Kürdistan komünist-devrimci hareketi acilen silkelenmeli, 72 radikal-devrimci çıkışının mirasına sahip çıkarak bu yola koyulmalıdır. Sınıf işbirlikçiliğinin, legalizmin, oportünizmin her türünün revaçta olduğu böylesi zorlu bir süreçte, bütün saldırıları göğüsleme cüreti ve kararlılığıyla baştan aşağı kurumsal, örgütsel inşa tamamlanmalı ve devrimci pratik kitlelerle buluşturularak yaşamsallaştırılmalıdır. Türkiye-Kuzey Kürdistan devrimi, özgül koşullarından kaynaklı illegal-silahlı bir mecrada yürümek durumunda olan iktidar mücadelesinde gerilla alanlarından, şehir örgütlenmelerine kadar illegal-örgütsel yapı aciliyetle ayakları üzerine dikilmeli ve kadrosundan faaliyetçisine kadar örgütsel bünye bu realiteye göre şekillendirilmelidir. Halk Savaşı stratejisine uygun bir şekilde 40. yılımız yeni bir atılım yılı ilan edilerek bütün mücadele alanlarında baştan aşağı örgütsel mekanizmalar güçlendirilmeli, radikal-devrimci çizgi yaşamsallaştırılmalıdır. 40 yıllık tarihimiz içi boş, sadece tarihi günlerle örülü bir zaman algısıyla ele alınamaz. Tarihten öğrenmek, tarihi tecrübe etmek ve dünle bugünü bütünleştirerek geleceğe yürümek perspektifiyle, ideolojik, siyasi, örgütsel, askeri, kültürel… Her alanda Halk Savaşı güzergahını inşa etmeliyiz. Sürecin bütün zorlukları ve olumsuzluklarına rağmen yerine getirilmesi gereken görevler elzem bir şekilde icra edilmelidir. Maoist partinin önünde duran genel görevleri kısaca özetlersek şu başlıklarla ifade edebiliriz: Üstten alta, alttan üste çelik disiplinle birleşmiş, hedef ve görevlerinde net ve kararlı, demokrasiyi, demokratik merkeziyetçilik ilkeleri ekseninde tesis eden, gerilla alanlarından, şehir faaliyetlerine kadar örgütsel-kurumsal işleyişini sağlamış, kitlelerle sıkı bağlar kurup, kitlelerden öğrenen-öğreten, her türlü ideolojik saldırıya karşı MLM bilimiyle donanmış, bir okul misali komünist-devrimci kadrolar yetiştirip, devrimci mücadeleye kanalize eden ve iktidar mücadelesine önderlik edip devrimin güçlerini birleştiren bir örgüt modeli olmazsa olmazdır. Tüm bu görevler ışığında coğrafyamızdaki Maoist güçler arasındaki dağınık, parçalı durumda aşılarak Maoist güçlerin birliği meselesi özenle ele alınmalı ve birliğe gidecek olan yolda karşılıklı pratik adımlar atılmalıdır. Birliğin önünde engel olarak görülen meselelerin tümü sağlıklı-bilimsel bir tartışma ortamında çözülecek şeylerdir. İfade ettiğimiz bu görevler sadece söylem üzerinden ya da bugünden yarına hemen olacak şeyler değildir elbet. Fakat devrimci görev ve sorumluluklarımıza sıkı sıkıya sarılarak küçükten büyüğe, parçadan bütüne doğru adım adım inşa edebileceğimiz bir durumdur aynı zamanda anlatılmaya çalışılan. Tasfiye ve teslimiyet dalgasına karşı bilimsel-devrimci özünümüze ve tarihimize sımsıkı sarılarak devrimci iktidar mücadelesinde adım adım zafere ulaşmanın nüvelerini şimdiden yaratmalıyız. 2011 yılını faşizmin azgın saldırıları altında geride bırakırken 2012 yılında alttan alta kabaran halkın öfkesini örgütlü bir güce dönüştürerek 40. Yılımızda kızıl komünizm bayrağımızı layık olduğu seviyeye taşıyalım.
|