|
‘Şıracı’da Değil Kontra Tetikçi! |
|
Gazetemizde dahil yeni demokrasi güçlerine yönelik gerçekleştirilen saldırı ve yazı işleri müdürümüzle birlikte 8 kişinin tutuklanmasının ardından Fatih Karakaya imzalı bir haber yayınlandı. “Genelkurmay Başkanı’na suikast!” başlığıyla basına servis edilen ilgili haberde gazetemiz yazı işleri müdürü ve Mersin büro temsilcimizin yanı sıra Demokratik Haklar Federasyonu’ndan 23 kişinin gözaltına alınması “örgüt operasyonu” olarak verilerek <Terör örgütü MKP’nin eski bir Genelkurmay Başkanı’na ses getirecek bir operasyonla suikast planladığı ortaya çıktı. Esrarengiz kuyumcu ve PTT soygunlarını da MKP’nin organize ettiği saptandı... > gibi ifadelerle demokratik kurumlara yönelik saldırı manüple edildiği gibi <bozacının şahidi şiracı>nın da ötesinde siyasi polisin yönlendirmesiyle Fatih Akkaya, <ŞOK SUİKAST PLANI, İNFAZ GÖRÜNTÜLERİNE ULAŞILDI, MKP’DEN ÖĞRENCİ KOLLEKTİFLERİNE DESTEK, DGH VE DHF LEGAL FAALİYET ALANLARI, PTT SOYGUNLARININ ESRARI ÇÖZÜLDÜ> benzeri sansasyonel başlıklarla <gazetecilik> adı altında kontra tetikçiliğini konuşturmaktadır. Siyasi polisin hazırladığı fezlekede 2009’da MKP tarafından cezalandırılan Emeki Albay Aytekin İçmez olayınında <failleri> olarak gösterilen gözaltı ve tutuklamalar Akkaya kontrasının basına servis ettiği haberle birleştiğinde benzer saldırıların önümüzdeki dönemde de geleceğinin işretlerini vermektedir. Yeni demokrasi kuvetleri benzer saldırıları yen yaşıyor değildir. Genelde yeni demokrasi kuvvetleri özelde ise gazetemiz devletin ve devletin güdümündeki (ünvanı ister gazeteci ister başka şey olsun) kontraların yakın <ilgisi> ve markajı altında olmuştur. Sayısız kere <operasyon> adı altında siyasi polis tarafından gazetemiz basılmış Osmanlı yağmacılığını aratmayacak marifetlerle bürolarımız talan edilmiş, <yasa dışı örgüt> bağlantısı kurularak çalışanlarımız gözaltına alınıp tutuklanmıştır. Dolayısıyla yabancısı olmadığımız bu bildik saldırı ve hedef göstermelerin yeni demokrasi kuvvetleri açısından düşman saldırısı dışında hiç bir hükmünün olmadığı-olmayacağı alenidir. Ki asıl dikkat çekmek istediğimiz nokta da bu değildir. Kurumlarımıza yönelik gözaltı-tutuklama ve akabindeki komprador medyada yer alan haberlerin güncel anlamdaki hedefleri daha kapsamlıdır. Bunlardan birincisi bugün bu saldırılarla yeniden güncellenmeye çalışılan Albay Aytekin İçmez’in cezalandırılması eylemiyle demokratik kurumların ve çalışanlarının ilişkilendirilmeye çalışılmasası, siyasi polisin eylem özgülündeki çaresizliğini-başarısızlığını aklamaya yöneliktir. Burada bir not olarak ifade edelim ki, gayemiz siyasi polisin başarı, ya da başarısızlığını tartışmak değildir. Ancak İçmez eyleminin <ne alaka> dedirtecek şekilde demokratik kurumlarla ilişkilendirilmeye çalışılması objektif olarak polisin çaresizliğini göstermektedir. İkincisi ise; demokratik kurumlara yönelik gerçekleştirilen saldırı furyası yeni demokrasi güçleri ve diğer devrimci demokratik güçlerin yurt içi ve yurt dışında yapmış oldukları kitlesel eylemlerle protesto edilmiş, devletin demokratik haklar mücadelesini engelleme, geniş kitleleri sindirme hedefli saldırısı kurumlarımızın ve gözaltına alınanların kitlesel sahiplenilmesiyle boşa çıkartılmıştır. Polis fezlekesine dayanarak gözaltına alınanlardan 8 kişinin tutuklanmasının hiçbir dayanağı ve iddia edildiği gibi <yasa dışı> örgüt bağlantısı bulunmamasına karşın <bir yıl süren teknik takip>, <6 ilde eş zamanlı operasyon> gibi janjanlı beyanlar eşliğindeki saldırının dayanağı yapılmaya çalışılmaktadır. Bir yıl sürdürülen teknik takip denilerek şişirilen operasyonda bütün <belge> ve <delillerin> demokratik haklar mücadelesinin sınırları ve hedefleri arasındaki eylem ve etkinliklerden ibaret olduğu ortadayken, Fatih Akkaya kontrasına da ihalenin basın ya da bilinen rolüyle psikolojik savaş kısmı havale edilerek, yeni bir saldırı planı içerisinde olunduğu anlaşılmaktadır. Yeni demokrasi güçlerinin kitleler içerisindeki etkisi ve giderek daha etkin bir güç olma potansiyeli yine gazetemiz özgülünde son süreçteki periyodun kısaltılmasıyla daha geniş okur kitlesine ulaşma gayreti, faşist devletin fazlasıyla dikkatini çekmiş ve ezilmesi gereken düşman katagorisinde saldırıların hedefine alınmış durumdadır. Zira ne faşist devletin ezelden beri <başı ezilmesi gereken güç> ilan etmesi ne de Akkaya örneğinde olduğu gibi kontra düzmece ve fantastik kurgular eşliğinde geliştirmeye çalıştığı yeni saldırılar, geri çekilmenin, bir an olsa dahi herhangi bir tereddütün vesilesi olamazlar. Hakim sınıfların geçmişten bu yana belge ve beyanlarından da bilindiği gibi onlar açısından yeni demokrasi kuvvetleri stratejik bir tehklike olarak saldırılarının hedefindedirler. Gelişmelere göre bu saldırılar bugün olduğu gibi daha pervasızca artmaktadır. Buna tek cevabımız <kabulümüzdür> diyerek kitle faaliyetinde daha fazla yoğunlaşmak ve olanca güçümüzle pratiğe yüklenmek olmalıdır.
|