Yazarın Diğer Yazıları
"Tarihi" Dava
Kahrolsun tekelci AB diktatörlüğü
Eğitimde Dindarlık "Kavgası"
"Sivil" Müfredat
Yeniden Yapılandırma
Demokratik Taarruz
Devletin 'Parka Siyaseti' ve Eyüp Can Güzellemeleri
Düşman Neden Saldırır
İsyan Kültürü
Kapitalizmin Yıkımı
Yıkıntılar Üzerinden Yükselen Faşizmin Resmidir
Karşıtlık Hareketi
Arena
‘Yeni Eğitim’ Döneminde Devrimci Eğitim
Burjuva Pragmatizmi ve Devrimci Şiddet Üzerine
Komünizm Heyulası
Birinci Gençlik Sempozyumu'nun Stratejik 'Sol' Mistifikasyonu
Silvan Çatışması ve 'Barışçıl' Süreç
Üç Kızıl Karanfilin Çağrısı...
Sınav başlıyor
Al Takke Ver Külah
Stratejik Savaşın Seçim Hengamesi
Öfke Sınır Tanımaz
JANDARMA!
Bir Garip ““Meşruluk” Yalanı
Şimdi Hep Birlikte...
Adaylık Hikayesinde Tutmayan Yama, Kaypakkaya!
Emperyalist İşgal Altında ‘Rejim Değişikliği’ Halleri
Koruculuğa Karşı Halklaşma!
Eylemsizlik Süreci ve “Umut” Dolu Konsensüs İçin “Demokratik” “Seçim” Ortamı
Yeni tarih anlayışı: “Demokrasi manifestosu”
Domino taşları, ılımlı islam ve ‘’halk isyanı”
Demokratik haktan ‘’terör örgütü” suçlamasına uzanan devletin ikiyüzlülüğü
İsyan Etmek Meşru ve Zorunludur!
Üniversitelerdeki Gelişmeler ve “Yeni” Burjuva Jargon
‘Adalet istiyoruz’ ya da ‘yetmez ama evet’!
‘500 Bin Radikal'in’ fikir babalarına yanıt silahlara daha fazla sarılmaktır!
Emperyalizmin ve uşaklarının değil, Halk Savaşı’nın öznesi olun !
Demokratik halk üniversiteleri için demokratik halk devrimi bilincini kuşan
Boykot ama nasıl?
Güzel türküleri silahlar söyler (*)
| ‘500 Bin Radikal'in’ fikir babalarına yanıt silahlara daha fazla sarılmaktır! |
|
Ülkemiz hakim sınıfları, ezilen milyonlara dönük saldırılarını her gün yeni yeni araçlarla devreye sokmaya devam ediyor. Bu saldırı araçları içerisinde “burjuva medyanın” çok önemli bir yer tuttuğu bilinmektedir. Geçtiğimiz günlerde, Hürriyet Gazetesi’nden Radikal Gazetesi’ne geçen Eyüp Can, ilk iş olarak “ezberi bozmaya” karar verdi. Gazetenin formatının değişmesinden sonra, birkaç “nitel” değişikliğe imza attı. Mademki o artık bir “radikaldi”, “ezber bozan” çalışmanın siyasal ayağının da örülmesi gerekiyordu. Yenilenen kadro, donanımlı ekipman ile Radikal bir kampanya başlattı. ‘Savaşma Konuş’ adıyla başlayan kampanya oldukça iddialı. Tamı tamına 500 bin “radikal” aranıyor. Basit bir iddia değil bu; 500 bin “radikal”! Yani 500 bine ulaşmak için milyonlarca ezilenle buluşacak olan “radikal” bir proje. Bu iddianın cüreti büyük(?)! Radikal Gazetesi, Kürt ulusal hareketini tasfiye etmeye yönelen bu süreci, “diyalog sürecinin müzakereye dönüşmesi” sevinciyle karşılıyor ve “savaşmayın, konuşun” diyor. “Konuşursanız sorun çözülür” diyerek ezilen milyonları bu aldatmacaya ortak etmeye çalışıyor. Hakim sınıfların kendi siyasetlerini topluma daha derinden yedirebilmesi ancak ve ancak “konuşan”larla mümkün olabilir. Hakim sınıflar da biliyor ki, esasta sorunları dile getirmek çözmek değildir. Bazı çözümlerin gerçekleşmesi için kopuşların yaşanması gerekir. Kopuşun yaşanması ise, gerici sınıfların karşısında, ezilen sınıf ve tabakaların toplumsal kurtuluş projesini alternatifini dayatır. Ezilen halk yığınlarının, kurtuluş projesine kapalı olması için, algı limitlerinin burjuva hükümlerle doldurulması bilindik bir başvurudur. Dönemin siyasal yöneliminin hayat hakkı bulabilmesi için, bu siyasal yönelime alkış tutan bir sosyal tabanın inşa edilmesi gerekmektedir. Hâkim sınıflar 500 bin radikal arayarak, “niyet” ile kampanyanın niteliğini başından itibaren belli ettiler. Erdoğan her ne kadar ‘savaş yok’ ikazında bulunsa da –çünkü savaşı kabul etmek, Kürtleri bir bütün ulus olarak kabul etmek demektir. Bu da müzakereler sürecinde, bütünlüklü ulusal taleplere göre masaya oturmayı emreder. Bu da Türk hâkim sınıflarının işine yaramaz-, Eyüp Can ile görüşmesinde ‘konuşmaya devam edin’ mesajını verdi. Silahın ucunun mikrofona dönüştürüldüğü “yaratıcı” kampanyanın diğer bir ayağı ise, savaşı derinden hissetmiş kitlelere açılabilmektir. Bu yönelim hem ulusal hareketin devrimci dinamiğinin budanması hamlesidir hem de komünist-devrimci hareketin köklerine oynanan bir hamledir. Gazetelerde gözümüze çarpan, sürmanşetleri dolduran NATO’nun silahlı gücünün yapılandırılması, Pentagon’un son silah alımı, Fransa’nın silah üretiminde başa oynaması, Balkanların nükleer silahlarla donatılması, füze kalkanlı projelerin şahlandırılması ve hemen yanı başımızda TSK’nın profesyonelleştirilmesi perspektifiyle yeniden yapılandırılması, yaşanmakta olan süreci tamamlayan kimi asli gelişmelerdir. Tüm bunlar bir gerçeğe işaret etmektedir: Emperyalimze ve uşaklarına karşı savaşmak reel bir sorundur. Ve bu realiteye her sınıf kendi cephesinden hazırlık yapmaktadır. “500 bin radikal” bulma kampanyası hakim sınıfların ezilen milyonlara karşı sürdürmekte oldukları kapsamlı savaşın bir parçasıdır. Komünistler, uzlaşmaz sınıf çelişkilerini yaratan üretim ilişkilerinin olduğu bir dünya gerçekliğinde savaşı tercih olarak ele almazlar. Bu doğanın zorunlu bir evresidir. Savaş çılgınları değiliz. Ama savaşın daha iyi bir ülke ve dünya yaratmak için kaçınılmaz bir mücadele olduğunu da biliyoruz. Hem Yeni Demokratik İktidar yürüyüşünde hem de iktidar sonrasında, şiddet faktörü çoğalıp azalacak ama rolü değişmeyecektir. Silahlı devrimci mücadele ve bunun coğrafyamızda aldığı özgünlük olan köylü gerilla savaşı günümüz açısından başat bir görev olarak önümüzde durmaktadır. Tasfiyeciliğin tehdit pozisyonundan çıkarılmasında, silahlı mücadele alanında yürütülecek kavganın önemi gün gibi ortadadır. “Neden konuşmuyorsunuz” zırvaları eşliğinde sınıf karşıtlıklarını perdeleyerek “silah çözüm değil” diye bağıranlar, hakim sınıfların daha da azgınlaşacak saldırıları karşısında susmamızı beklemektedir. Bu sinsi saldırıya yanıtımız halkımızın haklı kavgasına, savaşına daha fazla sarılmak ve burjuva-feodal devleti yıkana kadar silahları elden bırakmamaktır. Halk gençliği, dün olduğu gibi bugün de, dünya gericiliğine karşı muzaffer komünizm yürüyüşü içinde bu savaşın önemli bir unsuru olarak yerini almaya devam edecektir. |

