Yazarın Diğer Yazıları

next
prev
Karşıtlık Hareketi

Genel olarak dünyada hız alan tasfiyeci sürecin, Türkiye-Kuzey Kürdistan coğrafyasında, daha köklü bir saldırı konseptinden beslendiğini, gazetemiz üzerinden defalarca dile getirmiştik. 60’lı yıllarla patlamaya yönelik biriken ve 70’li yılların başı itibarıyla sosyalist-devrimci hareket ile bir birliktelik yakalayan toplumsal devrimci dinamiğin, yaşadığımız coğrafya üzerinde, köklü bir damara sahip olduğu söylenebilir. Kürt, Türk halkı başta olmak üzere, azınlık milliyetlerden ezilen binlerce işçi-köylü, bağımsızlık ve devrim mücadelesi içerisinde büyük değerler yarattılar. Şüphesiz, sınıfsız, baskısız, sömürüsüz toplumdan yana yaratılmak istenilen değerlerin gelişimin de komünist hareketinde önemli katkıları olmuştur. Ama tüm bu değerleri bütünlüklü olarak değerlendirirsek, devrimci geleneğe aittir; 71 ihtilalcı çıkışı ve ardılları…
Komünist-devrimci geleneğin gelecek toplum projesinin kitlelerle buluşmaması için, geçer araç olarak, devrimci mücadelenin “nostaljik” savunuları had safhaya varmış durumdadır. Kimi “radikal” çevrelerin de alkışladığı Çarşı zırvası karşıtlık curcunası, objektif olarak sadece reformist çevreleri değil, devrimci “gelenekçilerin” de başvurduğu başat yönteme dönüşmüştür. Ama karşıtlık hareketinin hem motor hem de beyin gücünün sivil toplumcu reformist kanat olduğunu vurgulamak gerekir.
Komünizm ve devrim fikriyatının ‘reel olmayan’ ‘ütopik bir uyanış’ olduğunu, ezilen kitlelerin bilinç dünyalarına bin bir araçla taşıyan emperyalist-kapitalist dünya gericiliği, hegemonyal bilgi kuşatması içerisinde, fikri düzeyde bir tasfiyecilik içerisindedir. Tasfiyecilik, bilindik ordu çıkarma sömürgeciliği, devletin baskı aygıtları üzerinden kumanda edilmemekte. Tüm bu baskı araçları da dâhil olmak üzere, esas saldırı furyası, bilinç alanında yaşatılmaktadır. Bunun sınıf saflarına yansıması, ezilen kitlelerde derin bir suskunluk olarak görülürken –ki zaman zaman isyan eden yığınlara rağmen, bir geleceksizlik düşüncesi hakim haldedir- reformist-revizyonist cenahta ise, dünya gericiliğini ehlileştirme dürtülerinin şahlanışı olarak ifşa etmektedir. Hatırlatmak isteriz ki, bu duruma itinayla dikkat çeken Maoist hareket, ideolojik alanda okun sivri ucunun reformizme çevrilmesi gerektiğini işaret etmiştir.
Genel çerçeve olan, reformist-revizyonist cenahın burjuva hümanizmasına sarılan fikir sefaleti, günümüz koşullarında ortaya çıkan dert ve tasalara karşı olmak üzerine kurulu bir gard alma hareketine dönüşmüştür. Sömürgeciliği karşı olan, sömürüye karşı olan, cins ayrımcılığına karşı olan, ezen ulus milliyetçiliğine karşı olan, doğa talanına karşı olan ama tüm bu karşı oluşluğu, “muhalefet” zincirlerine dolayarak, başka bir dünyanın mümkün ve mecbur olduğuna varamayan “sol” restorasyon salık verilmektedir. Geçtiğimiz günlerde deklare edilen ve “meşhur” demokratik özerklik – bir demokrasi sınıfsız ne kadar özerk kalabilirse artık!- projesinin cephe siyaseti olarak ortaya çıkan, Halkların Demokratik Kongresi, karşıtlık hareketinin coğrafyamız gerçekliğindeki dolaysız temsilcisidir. Kongrenin beyanda bulunduğu ‘dünya kapitalizminin bölgesel uç beyliği AKP iktidarı karşısındaki sahici bir direniş odağı’ olma, yani AKP karşıtlığı üzerinden, “alternatif” olma, en nihayetinde, ezilen milyonları zincirlerinden koparacak toplumsal formasyona değil, ‘doğa ve yaşam mücadelesi sürdürenlerin buluştuğu bir ortak mücadele zemini’ne çıkarmak istemektedir. Bu anlamda, sınıflar ötesi ‘doğa ve yaşam’ mücadelesi, mevcut sınıf realitesine göre örgütlenilmesi yerine, sınıfsız da örgütlenebileceği düşünceleriyle, karşıtlık hareketinin sivil toplumcu özünü ortaya sermektedir.
Bilimsel dünya görüşü olarak adlandırdığımız komünizm idesinin, gelecek toplum projesine sahip olmayanlar, özel mülkiyet dünyasının doğal sonucu olarak ortaya çıkan sorunların ekonomik köklerine inemeyip, sadece siyaset sahnesinde, halk kitlelerinin kendiliğindenci talepleri üzerinden karşı olmanın, ceberut sınıflı toplumu alt edeceğine varmaktan ileri gidemezler. Şu ya da bu karşıtlık üzerine değil, tüm bu karşıtlıkları yaratan sınıf mecrasını devirmek ve sönümlendirmek üzere, soyutta değil somutta, alternatif olan devrim ve komünizm yürüyüşünü hızlandırmak elzemdir. Doğrular mütevazı olmazlar! Gerici topluma tek alternatif, ‘komünizm için devrim, devrim için komünizm’ diyen Maoist Parti’dir!

 
Share