Yazarın Diğer Yazıları

next
prev
Komünizm Heyulası

Büyük altüst oluşlara gebe bir toplumsal düzen olan emperyalist-kapitalist toplum formasyonu, tarihin ileri doğru adım atışının önüne geçmek istese dahi, bağrında taşıdığı çelişkilerin sonucu olarak çelişkili ve karmaşık bir seyir izler. Dönem dönem “durağan” bir etap yaşanıldığı düşünülse de, bu yaklaşım anti-diyalektiktir. Hareketin kendisi çelişkidir. Durağan hiçbir şey yoktur. Sadece güç dengesinden dolayı, çelişkilerin hasıraltı edildiği bilinir.
Dünyada ana akım halde olan karşı devrimci cephe, neo-liberal saldırılarla birlikte, sınıf mücadelesinin bittiğini haykırdığı günden beri gelişmelere bakalım. Etekleri zil çalan hakim sınıfların bizzat ve bire bir kendi merkezlerinde, devrimci durum olmasa da, devrimci duruma zemin hazırlayan patlamaların olduğu gözlemlenilmektedir. Uzlaşmaz sınıf karşıtlığının “pekiştiği” yalanı, “demokrasi” hülyalarının nüfuz alanlarında, sınıf perspektifi olmadan, ‘demokrasi istemiyoruz’ diye gençlik kitlelerinin ayaklanmalarına tanık olunmuştur.
200 küsur yıldır, burjuvazinin “demokrasi” diktası altında sömürü ve baskı cenderesine boyun eğen Avrupalı ezilenler, son 10 yılda, çeşitli reaksiyonlar gösterdi. Bunların en önemlisi 2005 Kasım’ında Paris banliyölerinde gerçekleşti. Post-modern Bonaparte Sarkozy’nin İçişleri Bakanı olduğu dönemde başlayan isyan, “bitti” denilen sınıf çelişkilerinin, göçmen gençlik içerisinde patlamaya hazır bir bomba olduğunu teyit etti. İki kuzey Afrikalı gencin, polis tarafından katledilmesi sonrasında, Paris’te başlayan isyan, ilk önce Fransa’nın diğer bölgelerine ve devamında Belçika, Almanya ve İtalya’ya yayıldı. Birçok Avrupa şehrinde olağanüstü hal (evet abartısız olağan üstü hal) ilan edildi. AB emperyalist kampı, durum değerlendirmesi yaparak, isyanın başka yerlere yayılmaması için “önlemler” aldı. Önlemler sonucunda, binlerce otonomcu, anarşist, devrimci ve gençlik isyanına katılan genç tutuklandı.
2006 yılı itibarıyla, “açılım” yapan AB emperyalizmi (şu malum “açılım” hurafesi Avrupa’da da yaygın durumdadır) göçmen mahallelerine ekonomik yardımlarda bulunarak, dernekler ve çeşitli “sivil” toplum örgütleriyle, tek dişi kalmış canavara cila çektiler. Ama çelişkinin özüne dokunmadan ilerlediler. Velhasıl, 2008 dünya ekonomik buhranıyla birlikte, sınıf çatışmasının derinleşmesinden korkan emperyalist-kapitalist dünya gericiliği, göçmen emekçi-yerli emekçi çatışması yaratarak, kendi iktidarlarına meşruluk zemini yaratmanın yolunu seçtiler.
Tüm bu gelişmelerin sonucu olarak yakın zamanda, Norveç’te bir katliam gerçekleşti. “Muhafazakar milliyetçi” adı altında, ‘islamafobi ve kültürel marksizme’ savaş açan birkaç cani, onlarca gencin ölümünde rol aldı. Bu olayın üzerinden birkaç hafta geçmişti ki, İngiltere’de polis, siyahi bir göçmeni katlederek, “demokrasi” şefkatiyle, yaşlı kıtayı ahtapot gibi saran emperyalist efendilerin gerçek yüzlerini saklayamamanın şaşkınlığıyla karşılaştılar. Londra başta olmak üzere, İngiltere’nin bir çok bölgesinde isyanlar patlak verdi.
Yukarıda özetlediğimiz tabloda şunu söylemek istiyoruz. Bugün Türkiye-Kuzey Kürdistan’da, demokratizm hayranı, sınıf uzlaşmacı cenahın istediği “özgürlükler dünyası” altında baskı ve sömürü altında inleyen, milyonlarca insanın ‘Ya Basta[i]’ demelerinin toplumsal koşulları, yaşadığımız coğrafyada binlerce kat daha derin!  İnsanlığı bir uçuruma sürükleyen, kökleri özel mülkiyet dünyasında olan emperyalist-kapitalist barbarlığın yönetim biçimi olan “demokrasi” yalanına tav olmaya meyilli cephe, bizlere ‘hak-hukuk’ çerçevesinde hareket etmemizi salık veriyor. Başka bir dünyanın mümkünatına inanmayan, koşullara hapsolan fikir sefaletinin durduğu yer, sınıf realitesini görmeyen Descartes’çı ‘Toplum Sözleşmesi’nin ötesine geçemezler. Komünizm için yürüyen küçük azınlığı büyük hazırlığı, ezilen sınıflara rağmen değil bizzat onların içerisinde, onların da özneleştiği Halk Savaşı için toplumsal koşullar uygundur. Her ne kadar çeşitli nicel farklılıklar arz etse bile, Marks ve Engels yoldaşların işaret ettikleri Komünizm Heyulası, dünyanın her bir kara parçasında dolaşmaya devam ediyor. DEH’in (Devrimci Enternasyonalist Hareket)  Millenyum Kongresi’nde, ‘21. Yüzyıl, Maoizm Önderliğinde, Halk Savaşları Yüzyılı Olacak!’ belirlemesi için yapılması gereken, sübjektif hazırlığın hızlandırılmasıdır. DEH’in yaşadığı sıkıntılar göz önünde bulundurulursa, bunun için çok çalışmamız gerekecek. Türkiye-Kuzey Kürdistan’ın devrimci-komünist gençliğinin hazırlığı, bu yönlü olmalıdır. Uluslararası proletaryanın nihai zaferi ancak, bu şekliyle muzaffer olacaktır!
[i] Artık Yeter ya da ‘Edi Bese’ karşılığı olan bu slogan, İspanyol devrimcileri tarafından kullanılır.

 
Share