Yazarın Diğer Yazıları

next
prev
Üç Kızıl Karanfilin Çağrısı...

Sınıf mücadelesinin en çetin badirelerini atlatmış bir tarihe sahibiz. Maoist parti, kuruluşunun şafağında, tüm teorik ve pratik sürecine bizzat ve bire bir önderlik eden yoldaş Kaypakkaya’yı ve genç kadrolarını kaybederek, proleter dünya devrimine, olanca tecrübesizlik içerisinde devam etme yükümlülüğü içerisindeydi. Öylede yaptı! 40 yıla yakın mücadele sürecinde, Türkiye-Kuzey Kürdistan halklarının nice kadınları ve oğulları, komünizm ülküsüne sarılarak, ülke devrimini muzaffer kılmak için, ikirciksiz canlarını verdiler. Niyetlerimizin dışında var olan ve iliklerimize kadar hissettiğimiz ezen ile ezilen sınıflar arasındaki mücadele devam ettiği sürece, toplumumuzun en ileri unsurlarını bu savaş içerisinde vereceğimiz aleni. Bu realitenin bir sonucu olarak, 27 Haziran günü, Dersim’in Ovacık İlçesi’nde, Ozan Derman, İsmail Perktaş ve Abidin Demir yoldaşları ölümsüzlüğe uğurladık.
Ezilen sınıflara karşı baskı ve cebir sistemi içerisinde emperyalizmin ve yerli uşaklarının sömürü sistemini kuran ve bu baskı ve cebri başta beyaz ordu olmak üzere, polis, kontra, silahlı çete vb. örgütler sürekliliğini sağlamaya çalışan, bunun yanında hukuk ve hapishane aygıtlarını da kendi çıkarları için pervazsızca kullanan faşist T.C, hâkim sınıflarının iktidarını tescilli ismidir. Bu tescilli isim, toplumlar tarihine yaptığı katliamlarla övünerek geçmiştir.
Tek parti diktatörlüğünden çok parti diktatörlüğüne kadar, rejimin gerici niteliği değişmemiş, sömürücü ve baskıcı özelliğini günün koşullarına göre daha “hazır” bir biçime büründürmüştür. Hâkim sınıfların bu konumlanışına karşı, proletarya önderliğinde ezilen sınıfların iktidarını inşa etmek için, dünya gericiliğinin zayıf halkasını vura vura, bir diğer anlamıyla devire devire ilerleyen bir halk ordusunun varlığı mutlaktır. Maoist parti’nin kumandasında, halk savaşı pratiğinin yerine getirmek üzere halk ordusu örgütlenmesi, kısaca özetlediğimiz bu gerçeklik üzerinden varlığı sürdürmektedir.
Halk İktidarını kurmak ve kesintisiz olarak komünizme ilerlemek için savaşanlar, bazı zorunlu aşamadan geçmekle mükelleftir. Ozan, İsmail ve Abidin yoldaşlar da böyle yaptılar. Kökleri özel mülkiyet dünyasında olan sınıfsal, ulusal, cins ayrımcı, ırk ayrımcı tüm çelişkileri ortadan kaldırabilmek için, özel mülkün somut örgütlenmesi burjuva-feodal devleti tarihin çöplüğüne göndermek üzere, Halk Ordusu saflarını mesken tuttular. Peki, neydi onları böylesine güçlü kılan? Tasfiyeciliğin olanca hâkim olduğu, reformizmin devrimci örgütlere sirayet ettiği, silahlı reformizmin hükümdarlığını kıldığı, parlamentonun başat araç ilan edildiği, ‘açılımlar’ safsatasına bel bağlayanların ‘burjuva demokrasisi’ hayallerine kapıldığı bir dönemde, hangi etmen, devrimci komünizm için halk savaşının ısrarını güçlü kılmaktadır?
Maoist partinin, almış olduğu yenilgi ve darbelere ve 40 yıllık geçmişine rağmen, olması gerektiği yerde olmamasıyla birlikte, bilimsel komünizmi, ülke ve uluslararası alana uygulamaya çalışan MLM teorinin öncülüğüdür cevap! Ne basit bir intikam yemini, ne de düşmanla görülmesi gereken bir hesaptır. Bilgi biliminin, pratik mülahazalarının, “iktidar namlunun ucundadır” fikirselliğinin, özgün uyarlanışıdır. İktidarın perspektifinin radikal çözümleme olmadan, başka yollardan arayan pespaye sivil toplumcu zırvalara kulak asmadan, yüzlerce yıllık tecrübenin, yani “zoru zor söker” temel geçerin, bilimsel soyutlamasıdır halkımızın kadınlarını ve oğullarını diri tutan. Teknolojinin önemini abartan ve devasa güç karşısında secdeye duran üçüncü alancılar, tam da bu noktada, yani devrimci savaşı güçlendirme zorunluluğunda, istem dışı olarak bize katılmak durumundadırlar.
“Ordu çok güçlü”, “devlet acımasız” diyerek halk yığınlarını terörize etmekte destek çıkanlara tersinden düşünmelerini salık veririz. Hâkim sınıfları silahlanmaya ve saldırganlaşmaya iten nedenler, sınıf konumlanışında, iktidarını kaybetmemek için canhıraş cebelleşmesidir. O halde, gerici sınıfların iktidarını alaşağı etmek ancak bu ‘devasa’ gücü ortadan kaldıracak bir örgütlenme ile mümkün olabilir. Bugünün koşullarında, silahlı mücadelenin temel örgütlenmesi olan halk ordusu, bunun esas halkasıdır! Ozan, İsmail ve Abidin yoldaşlar, sadece yaşamları ile değil, idealleri için ölümsüzleğe uğurlandıklarında dahi bize bir doğruyu kanıtladı.
Gerici sınıfları alt etmek ve güzel günlere yol alabilmek için, devrimin meşakkatli yolunu bir kez daha teyit ettiler. Onlar, güçlü bir devrimci geleneğe sahip olan coğrafyamızın gelenek temsilcilerinin bir bir tökezlediği şu günlerde, devrim adına yapılmış ne varsa sahip çıkabilmek için, komünizm merkezli yürüyüşün, en çetin koşullarda dahi sürdürülebildiğini gösterdiler. Onlar, kararsızlığa, amansızlığa, örgütsüzlüğe, küçük burjuva ukalalığına, yenilgi serzenişliğine rağmen, devrimci kararlılığının gerçek olduğunu gösterdiler. Onlar, halk yığınlarının her türden burjuva-feodal fikirler altında manipüle edildiği şu günlerde, binler olup devrimci komünistlerin davalarına sahip çıktıklarını, tüm acılarına rağmen, komünist öncüye duydukları derin saygıyı gösterdiler. Onlar, Demokratik Halk İktidarı için, halk savaşının manifesto çağrısını, can bedeli yenilediler. Ovacık’ta şehit düşen üç kızıl karanfilin bu çağrısına kulak verelim! Zirveleri hedefleyen zorlu yürüyüşleri bütün kararlılığımızla ve coşkumuzla sıklaştıralım!

 
Share