Yazarın Diğer Yazıları

next
prev
Sınav başlıyor

AKP, 12 Haziran seçimlerinde, emperyalizm acısından önemli bir “sınavdan“ geçti. Bu sınavın ortalama sonuçları başından belliydi. Ama yine de seçimler, “demokrasi“ lokomotifinin, halk kitleleri arasında tozu dumana katması için gerekliydi.
Uşaklıkta, ustalık dönemine sınıf atlayan AKP’nin, seçimin hemen akabinde, onu bekleyen görevlere sarılması planlamalar arasındaydı. Örnek model, İslam demokrasisinin ikinci Marmara kuşatmaları gündemdeyden, Suriye’de ezilen halk kitlelerinin devrimci öfkesi, kısmen rahatsızlık yaratmaya basladı.
Madem ki ortada bir problem var, madem ki problemleri çözmek üzere “tanrının eli“ misali uzanan, haçlı faşizmine, siyonist totaliterizme rağmen İslam demokrasisi var, o halde “insani“ kaygılar için meclisin açılmasına zaman yoktu. Nitekim öyle de oldu. AKP gericiliği, Türkiye-Kuzey Kürdistan’daki komprador kapitalist ve toprak ağalarını temsilen, ilk sınavına soyundu; ‘Suriye’nin emperyalist üretim iliskilerine entegresi caizdir’.
Suriye`de haftalardır süren, halk kitlelerinin gerici sisteme karşı isyan seli, gelinen aşamada hem yerel gericilik açısından hem de emperyalizm açısından bariz tehlike olusturmakta olduğunu, daha önce gazetemiz aracılığı ile beyan etmistik. Bu tespitimizi güçlendiren etmenleri iki ana hat üzerinden değerlendirebiliriz. Birincisi halk kitlelerinin artık eskisi gibi yönetilmek istenmiyor olması ve gerici sınıfların artık eskisi gibi yönetemiyor olması ve yıllar yılı yaşanılan ekonomik angaryanın tutmaması sonucu ortaya çıkan mali buhran. Lenin bu süreci kısaca ‘devrimci durum’ olarak özetlemektedir. Devrimci önderlik sorununun gün gibi ortada durmasına rağmen Suriye`de vaziyet budur. İkinci etmen egemen gerici güçler, bölge üzerinde yeni sömürü ilişkilerini tesis için an be an uğraş vermektedirler. Esad gericiliği, bir yandan „reform“ safsatalarını gündemleştirirken, diger yandan ise, tüm militarist aygıtlarını, pervazsızca halk kitlelerine karsı kullanmaktadır. Sınıf mücadelesinin doğası gereği, iktidarı altın tepside sunma niyetinde değil. Esad gericiliğine paralel olarak, Ortadoğu’nun yeniden dizaynı için kolları sıvamış. Amerikan emperyalizmi, bir fiil restorasyon sürecine başlamak için, sözde halkçı söylemlerle, ülkenin etnisite duyarlılığını da gözeterek, bir takım grupları arkasına alma niyetindedir. Yine bu minvalde AKP`ye önemli görevler düşeceği de görülmelidir.
Daha meclise adım atmadan Suriye sınırına doğru yol almakta vakit kaybetmeyen Davutoğlu, emperyalizme uşaklıkta sınır tanımayan Türk hakim sınıflarının emellerini eğilim boyutuyla dile getirmektedir. `Reformlar kafi değil`diyen Erdoğan, düne kadar `kardeşim` dediği Esad`ın idam mangası için hazırlıklara koyulmaktadır. 10 binden fazla Suriye vatandasını “kabul“ eden hakim sınıflar, sivillerin güvenliği icin, Suriye`nin iç kısmına doğru bir tampon bölgeyi gündemlerine almış durumdadırlar.
Bu sinsi planın Suriye`de kısmen tuttuğunu söylesek abartmış olmayız. Geçtiğimiz haftalarda, cuma günü yapılan protesto eylemlerine “Erdogan Cuması” adı verildi. Suriye halkının gerici sultaya karşı haklı direnişi ve oluşan muazzam devrimci durum, sınıfın önderliği sorunsalından kaynakli, gerici dünyaya entegre olmakla yüz yüzedir.
Uluslararası konjektürde, ABD; Avrupa Birliği’ni Esad’ın gitmesinden yana zorluyor. Esad, günbe gün yanlızlaşıyor. Halk kitlelerinin öfkesinin önüne geçilemeyeceği herkesin malumu. Haftalardır durdurulamayan isyan yayılmakta ve silahlı direnişlere dönüşmektedir. Tüm bu devrimci durumu kendi potasında eritmek üzere yola çıkan ABD emperyalizmi, AKP hükümetini ilk sınavına hazırlıyor. Örnek model soyutta değil somutta modelliğini kanıtlamak üzere. Osmanlı`dan kalan sömürgeci geleneğin “tecrübelerine“ dayanarak, “sivil“ kaygılar üzerinden bu duruma meşru pozisyon yaratma çabası içerisinde. Gerici iktidara karsı yapılan eylemlerin “Erdogan Cuması“ olarak adlandırılması ise, bahsini ettiğimiz zeminin ne derece güçlü olduğunu gösteriyor. Esad’ın Kürt bölgelerine olası bir saldırısı sonucunda, on binlerce Kürdün Kuyez-Kürdistan`a doğru mülteci akımı oluşturması da söz konusu. Kürt devrimci dinamizmini tasfiye etmeye yeminli hakim sınıfların, bu mülteci akımından yararlanarak, Kürt sorununu “bin yıllık kardeşlik“ yalanına çekmeleri ise bir başka olasılık.
Görüldüğü gibi Ortadoğu’da sular durulmuyor. Halk kitlelerinin haklı devrimci isyanı, önderlik sorununa rağmen, dünyanın egemenlerini rahatsız etmenin ötesinde, çılgına çevirmiş durumda. Hem yerel zorbaların hem de uluslararası para babalarının Ortadoğu’da, yeniden yapılandırmanın harekete geçmesi için, bir dizi saldırı ve kontrol markaj siyaseti izleneceği aşikar. Bölgeye paralelliğinden dolayı, Türkiye-Kuzey Kürdistan’daki hakim sınıfların bu projede başat rol oynayacağı bilinmelidir. Devrimci-komünist gelenek, zayıflığına rağmen, bu gerici yönelimi deşifre etmek ve başta Türkiye-Kuzey Kürdistan olmak üzere, tüm Ortadoğu’daki ezilen halk kitlelerini doğru rotada, proleter dünya devrimine kenetleyecek şekilde harekete geçirmelidir. Türk hakim sınıflarının, “örnek model“ süreci, bizleri sadece meselelere bir halkadan bakan değil, gerici zincirin bütününü gören ve ona göre konumlanan ihtilalci-komünist calışmayı hayata geçirmekle mükellef kılmaktadır. AKP temsiliyetinde Türk hakim sınıflarının vereceği bu ilk sınav, aynı zamanda devrimci-komünist hareketin de bu bağlamdaki ilk sınavı olacaktır.

 
Share