|
Dünya halklarının başına bela kesilmiş ABD, Dünya jandarmalığını tesis etmek için, görevlerini “ulvi” araçlarıyla yerine getiriyor. Son eylemi olan Usame Bin Ladin’in öldürülmesi kamuoyuna yıldırım gibi düştü. Niyetimiz, bu makale ile birlikte, operasyonun sınıfsal okumasını gerçekleştirmek. Okuyucularımız arasında, ‘Gerici birinin, yine gerici bir güç tarafından öldürülmesinin, sınıfsal okumasının ne karı olabilir’ diye sesli düşünebilirler. Zira bunu biz de düşündük. Kar oranını her bir soruya tabi tuttuk. En son olarak ise kendimize şu soruyu sorduk. Bin Ladin’in öldürülmesinin, enternasyonal proletaryaya ne karı olabilir? Esas olarak soru, bu şekilde sorulduğu takdirde, makalemizin ‘sınıfsal okumayı’ yerine getirebileceği fikrine vardık. 2001 “saldırısı” sonrasında dünyanın “en popüler isimleri” arasına giren Bin Ladin, uzun zamandır, ABD gericiliği tarafından “yemin billah” aranan bir isim haline gelmişti. Uzun bir dönem “bulamamaları”, birçok yere müdahalenin kapısını açmıştı. İslam âlemine “medeniyet” taşıyan haçlı seferlerinin “modernizasyonu” sonucunda, Afgan ve Irak toprakları fiilen işgal edilmişti. Resmin bu yanını hepimiz biliyoruz. Bugün milyonlarca ezilen, işgal altında, ABD gericiliğinin “demokrasisi” ile zulümlerden zulüm beğeniyor. Bu arada Bin Ladin de boş durmadı. Video kasetleri ile birlikte, müslüman âlemini cihada davet etti. Velhasıl 2 Mayıs sabahı ABD, tüm dünyaya, uluslararası bir operasyon ile Bin Ladin’in öldürüldüğünü “müjdeledi”. Obama, saatler boyunca Pentagon’da izlediği infazı, Beyaz Saray’da kürsüye çıkarak duyurdu. İşte ne olduysa bundan sonra oldu. Bir yanda, kriminalize edilen operasyonun detayları konuşulurken, diğer yanda ise dünya halklarına sunulan bir “armağan” şekline dönüştürüldü. Yapılan infaz sadece fiili değildir, ideolojik yanları vardır. ABD gericiliği, binlerce kilometre uzaktan, playstation oynar gibi, “hasımlarını” nasıl ezdiğini göstererek güç “gerçekliğini” göstermek istemektedir. Üstelik bu operasyon, Pakistan’ın hiçbir izni alınmadan gerçekleşmiştir. ABD, adeta şu mesajı vermektedir. ‘Sosyal emperyalizm havlusunu attığı ve nüfuz alanlarının çözüldüğü günden beri, ben yer kürenin jandarmasıyım’. Dikkatinizi başka bir açıklamaya çekmek istiyoruz. Obama adına operasyonun detayını anlatan Carney, gazetecilerin ‘Bin Ladin silahsız olmasına rağmen neden öldürülmüştür’ sorusuna, ‘Direnç, illa silah olmasını gerektirmiyor’ cevabını vermiştir. Yani kişi silahsız da olsa, ABD açısından tehlike arz ediyorsa, infaz edilebilir. İşte dünya jandarmalığına soyunmuş ABD, geçmişte olduğu gibi, gelecek dönemde de, kendisi için tehdit unsuru gördüğü her şeye böyle yönelecektir. Neo-liberal sol cenah, bu “ikazı” topuk selamıyla karşıladı. ABD’nin ne kadar güçlü bir devlet olduğunu ve bu güce karşı silahlı direnişlerin akıbetinin bu olacağını, burjuvaziyi kendi kalesinde yani sadece seçimlerle alt edilebileceğini haykırmışlardır. Kısacası, ‘emperyalizm bakidir, yenemezsin bari düzenle’ denmektedir. Yeni tipte ultra-emperyalist teoriler, halk hareketlerinin devrimci yönelimi yerine “demokratik” talepler sınırlamasına çekerek “yeni” dünya arzularını pekiştirmeye, sadece pekiştirmeye hizmet ediyorlar. Devrimin ana akım olmaması, Dünya gericiliğine karşı uzun süredir gerçekleştirilemeyen kazanımlar ve komünist-devrimci hareketin sınıfsal yetersizlikleri, niyetten bağımsız bu durumu desteklemektedir. Hafızalarda hala diri duran Nepal örneği yine buradan beslenmektedir. Olası bir devrim sonrasında, Nepal’in işgal edilebileceği ve devrimin yenilebileceği “kaygıları” nedensiz değil ama haksız bir “tereddüttür”. Bu siyasal yönelim, emperyalizmin bakiliği ve başka bir yol mümkün çağrıları ile paralel düzeyde gitmektedir. ‘Jandarma’ başlığına geri dönecek olursak, dünyanın tek bir yumruk altında yönetilmesinin şu an için ne ekonomik ve dolayısıyla ne de siyasi bir koşulu mevcuttur. Dünya jandarmalığına soyunan ABD, dönem olur buna uygun pratikler sergileyebilir ama dönem olur diğer emperyalist kuşatmaya tabi olmak zorunda kalır. Emperyalist dünya gericiliği bir kampın içerisinde birden fazla blokla tanımlanır. Emperyalist hegomanyanın görece “zaferini” ilan ettiği bu süreç, yeni isyanların patlamaya –real anlamıyla patlamaya- hazır olduğu durumunu gizlemez, gizleyemez! Daha dün Ortadoğu’da tiranları deviren ezilen halkların isyanı buna canlı bir örnektir. Tüm bu tartışmalar içerisinde, Bin Ladin’in öldürülmesinin, ezilen sınıf ve uluslara zerre kadar tartışması olmamakla birlikte, iyi ele alınmadığı takdirde, dünya gericiliğine hizmet eder-etmiştir. Ezilen sınıflar, her bir gelişmeye, enternasyonal proletaryanın nihai davasına hizmet edip etmediği sorusunu cevap olarak, bir karara varmak zorundadır. ‘Jandarma’ operasyonunun esas hükmü, bir gericinin ortadan kaldırılması değil, dünya halkları üzerinde oluşturulmak istenilen ‘bakilik’ sopasıdır. Bu sopanın ilelebet ortadan kaldırılması için, 21. yüzyılda komünizm için yürümeye ama sadece komünizm için yürümeye muktedir bir kuşak yaratılmak zorundadır. Evet, buna zorunluyuz!
|