Yazarın Diğer Yazıları

next
prev
Şimdi Hep Birlikte...

Belki de okuyucunun garibine gidebilir. Ama bugün hep birlikte bir ezgi seslendireceğiz. İnsanların mutlulukları dile getirdiği en önemli araçlardan birisidir müzik. Biz de öyle yapacağız. Maoist partinin 39. Kuruluş yıldönümünde, 72 Manifestosu’nun ezgisel iz düşümünü dillendireceğiz. Yoldaş KAYPAKKAYA tarafından temellendirilen, aldığı birçok yenilgi ve ağır darbeye rağmen, Türkiye-Kuzey Kürdistan halklarının ve çeşitli milliyetlerden azınlıkların komünizm merkezli Yeni Demokratik Devrim yürüyüşünde olan Maoist partinin ezgisini seslendireceğiz.
Her büyük komünistin gelişim seyri, şu şekilde gözlemlenir. Fikirlerinin çocukluk, olgunlaşma, olgunluk dönemi. Bazıları için ise bu olgunluk dönemi kopuşlarla izlenir. Kopuşların sergilendiği durumlarda bilimide ilerlendiği bilinir. Yoldaş KAYPAKKAYA, 50 yıllık karanlık bir tarihe, olanca tecrübesizliğe, TİİKP gibi revizyonist bir kuşatmaya, yanı başında onunla yürüyen yoldaşlarının, Onun tarafından ortaya koyulan fikirlerin bütünlüklü kavranamaması gibi birçok dezavantaja rağmen, kendinden sonraki genç komünist nesillere büyük bir miras bıraktı. BPKD’de ortaya çıkan ideoloji rehberliğinde ilerlenmesinin başat rol oynadığı, devrimin asgari ve azami programatik görüşlerinin çizildiği ve tüm araçlarının yöntemsel sorunlarının ne olduğunun aydınlatıldığı bir miras…  Bu mirasın ezgisel iz düşümlerinden sadece bir tanesi olan ama KAYPAKKAYA geleneğinde, önemli bir yerde duran marşı hep birlikte okuyalım. Garip Şahin’in Töre’sini olanca gücümüzle haykıralım…
Gelin yoldaşlar gelin, birleşsin tüm yürekler,
Al şafağın türküsü bizlerden nefes bekler!
72 Manifestosu’nun en önemli katkısı, Maoist partinin kuruluşudur. Proleter dünya devriminin Türkiye-Kuzey Kürdistan halkasının zafere ulaşması için, MLM bilimi önderliğinde ezilen halk yığınlarının birleştiği ve ilerlediği vazgeçilmez bir mevzidir. Eğer ezilen sınıfları, doğru önderlik dâhilinde birleştiren ve onları, komünizm merkezli harekete geçiren bir parti yoksa kitlelerin dünya gericiliğine ve onun yerel işbirlikçilerine, uşaklarına karşı ayaklanmasını, ayaklansa dahi nihai başarı sağlamasını bekleyemeyiz. O yüzden ‘al şafağın’ bayrağı altında, nefes verebilmek için, bir komünist partisine ihtiyaç var!
Zordur yıkılmaz deme, zulmün kara cidarı,
Yeter ki mesken eyle şu aşılmaz dağları!
Bilinir ki tüm devrim mücadelelerinin temel görevi siyasi iktidarı zapt eylemektir. Mevcut gerici iktidarı alaşağı etmek ve Maoist parti önderliğinde kitleleri iktidarlaştırmak!Halk Savaşı stratejisiyle, köylü gerilla savaşı eşliğinde, iktidarın parça parça zapt edildiği bir devrim yolunu teşkil eder. Bunu gerçekleştirmek üzere, yine Maoist parti önderliğinde ‘aşılmaz olan’ın mesken tutulması bilincine varılarak ‘zulmün kara cidarı’nın talan edilmesi için Halk Kurtuluş Ordusu’na ihtiyacımız var!
Ezelim zalimlerin köhnemiş başlarını,
Çelikle yoğuralım çocuklara yarını!
Halk yığınlarının tarihsel ilerleyişi, artık tamamen gericileşmiş burjuvazinin ve onunla birleşmiş olan feodalizmin ‘köhnemiş başlarını’ ezmeden gerçekleşemez. Halk kitleleriyle ilişkilendiği andan itibaren, onları Demokratik Halk Devrimi’ne kanalize ederek, büyük komünizm yürüyüşünü gerçekleştirecek diyalektik materyalist bir yönelim ilkesel bir meseledir. Şu ya da bu düşmana karşı değil, insanın insana düşmanlaştığı sınıfların ortadan kalkması için, eski toplumla yüzleşerek aşan, ‘çelikle yoğrulmuş yarın’a sarılan, devrimci kitle çizgisine şimdiden ihtiyacımız var. ‘Çelikle’ yoğurabilmek için yarınları, Halkın Birleşik Cephesi’ne ihtiyacımız var!
Çeliğin suyu kandır, örsü çekici candır,
Ne gözyaşı ne de yas, tek kurtuluş isyandır!
Halk Savaşı’nın en önemli özelliklerinden biri de, Onun dünyanın en fakir savaşı olduğudur. O, gücünü tamamen halk kitlelerinden alır. Tek besin kaynağı halk kitleleri, tek motor gücü insanın savaştaki bilinçli eylem pratiğidir. Bu kavganın ‘örsü, çekici candır’! Gün olur darbeler alır ama ‘tek kurtuluş isyandır’!  Kendisini küllerinden yaratır, ilerler ve halklaşır. Halkla birleşen, halk birleştiği oranda emperyalizmin ve onun yerel işbirlikçilerinin, uşaklarının kâğıttan kaplan olduğunu deşifre eden bir Halk Savaşı pratiğine ihtiyacımız var!
Vurun yoldaşlar vurun, uyumasın silahlar,
Nerede uyursa silah, orada uyanır ölüm!
Bizimkisi gibi sosyo-ekonomik yapıya sahip olan ülkelerin devrim modeli başından itibaren silahlıdır. Faşist gerici devletin ve onun envai çeşit aygıtlarını darmadağın etmek için, halk kitlelerini ‘vurun’ çağrılarıyla kumanda eden bir savaş yönelimi içerisinde olunmalıdır. Fi tarihinden başlamak üzere değil, hemen şimdi devrimin ihtiyacına göre silaha sarılan, kendi gücünü abartmadan düşmana darbeler savuran, tasfiyeciliğe karşı devrimci savaşı daha da ilerletme gayesinde olan ‘ölümlerin uyanmasına’ ket vurmak için, devrimci savaşı harlandıran genç komünist devrimci bir kuşağa ihtiyacımız var!
Kavganın töresi bu, kan kanla yazılacak,
Al kanlı gömleklerle hedefe varılacak!
72 Manifestosu, dünya devrimine bağlı olarak, coğrafyasının somut koşulları çerçevesinde uzun erimli bir mücadele hattı çizer. 39. yılında, olması gerektiği yerde olmamakla birlikte, kökü halk içerisinde olan bir geleneğin yaratıcısıdır. ’Al kanlı gömleklerle’ ödenen bedeller boşuna değil, sınıf mücadelesinin ‘kanla yazılan’ realitesinin bir sonucudur. ‘Hedefe varılacak’ kararlılık göstergesi, ancak böylesi bir gerçeklik üzerine inşa edildiği takdirde, savaşın doğasına göre hareket edilebilir. Aksi davranış sübjektivizmidir-öznelciliktir.  O yüzden ‘kan kanla yazılacak’ bilinç öğesinin, tüm çalışma alanlarına yansıdığı bilimsel bir yönelime ihtiyacımız var!
Kökleri özel mülkiyet ilişkilerinden olan emperyalizmi, feodalizmi, faşizmi ve her türden gericiliği, tarihin çöplüğüne göndermek için, MLM bilim önderliğinde komünizme yürümeye ihtiyacımız var!
72 Manifestosu’nu 39. yıldönümünde selamlamak için, onu her zamankinden daha fazla kavramaya, güne uyarlamaya ve uygulamaya ihtiyacımız var!

 
Share