Yazarın Diğer Yazıları

next
prev
Egemenlerin “Pyrrhus zaferi”: F-TİPİ[*]

SİBEL ÖZBUDUN

 “Acaba, kendisini vermeyen

ve kendisini vermiş olsaydı

var olamayacak olan şey nedir?

O, sonsuzluktur!”[1]

 Bir 19 Aralık’ın daha eşiğindeyiz. Yine “yanık” kokusu sarıyor genzimizi. Zulüm tarihinin en acı istihzalarından biri olarak “Hayata Dönüş” adı verilen “operasyon”un üzerinden 10 yıl geçti. 28 tutuklu ve hükümlünün kurşunlanarak ya da mahiyeti belirsiz kimyasal bombalarla katledildiği ve bütün faturanın birisi ölü, iki assubaya kesildiği o hâlâ kanayan yaramız… Hani lanetli “muktedirler”in bir yandan arabulucularla müzakere yürütüyormuş gibi yaparken, bir yandan da el altından hazırladığı[2] ve mevcut hukuk sisteminin asla ve hiçbir zaman cezalandırmayacağı “taammüdî” suç…

Tasarlayıcısının, mimarının, düğmeye basanının, bedenlerinden başka silahları olmayan bir avuç tutsağın üzerine saldığı birliklerin “harekât”ını karargâhında muzaffer komutan edasıyla izleyenin, her şey olup bittikten sonra ekranlarda yüzüne iliştirdiği sahte üzüntüyle bunun “acı ama zorunlu bir görev” olduğunu söyleyenin… torunlarının saçını okşarken, pazarda alışveriş yaparken, caddede elele dolaşan aşıkları izlerken bir an, evet bir an olsun içi ürperiyor mu, gece yastığına başını koyduğunda kurşun sesleri, haykırışlar, çığlıklar üşüşüyor mu beynine, bilmiyorum. Önemli de değil, bu…

Önemli olan, kazandıklarının bir “Pirryhus Zaferi” olduğudur. Onlar, bu “Avrupa malı” F-tipi “Beyaz Ölüm”ü “içerideki” her daim diri, her daim ayaktaki devrimci inadı kırmak, dışarıdakinin ise gözünü korkutmak için ithal ettiler. Tutsak aldıklarının zindanlarla, işkencelerle teslim alamadıkları insanlık onurunu hücrenin steril yalıtılmışlığında unutulmaya terk ederek yenik düşürebileceklerini hesaplıyorlardı.

Olmadı… Devrimci direngenlik, F tipi’nin ses geçirmez duvarlarında çatlaklar yaratarak dışarıya sızmaya başladı bile… Kimi zaman güneşli bir sabaha açılan bir kapı resmî, kimi zaman ağırlaştırılmış müebbetliklerin koşullarını protesto etmek için kapıları döven bir kararlılık, kimi zaman görüşe çıkmayı reddeden bir gözükaralık, kimi zaman birbirini görmeyen tutsakların hep bir ağızdan haykırdığı sloganlar olarak… Daha onlarca yılını en fazla iki kişiyle geçireceğini bile bile açık öğretime devam eden, şiirler, öyküler, romanlar yazan, dışarıdaki hayatı izleyen, onun üzerine kafa yoran, soru soran, yanıt arayan, okuyan, sorgulayan, eleştiren bir ısrar, üstesinden gelinemez bir iyimserlik, her daim yeşil bir umut olarak…

F-tipi, takım elbiseli, üniformalı Dr. Frankeştaynlar’ın beklediği gibi dışarıdaki devrimciler için caydırıcı oldu mu peki? Yoo… Onlar bildiklerini okumaya devam ediyorlar; güçleri yettiğince… Sokaklarda, varoşlarda, tersanelerde, HES protestolarında, Kürtlerin özgürlük mücadelesinde, NATO/IMF karşı protesto eylemlerinde, yasaklı 1 Mayıs’larda meydanlardalar hâlâ… Kimse “cezaevlerinde F-Tipi’ne geçildi” diye devrimcilikten vazgeçmiş değil… Hem de cezaevleri nüfusunda bir “patlama” yaşanıyorken; “içeridekiler”in sayısı 110 bini aşmışken…

Evet, altını çizmekte yarar var, Türkiye ve Kürt coğrafyasından devrimciler, F-tipi’nin gerisindeki buzdan mantığı boşa çıkardılar. O insanı çıldırtmak üzere tasarlanmış soğukkanlı cinayet karşısında ne kişiliklerini yitirdiler ne de devrimci duruşlarından vazgeçtiler. Direniyorlar; hiçbir direncin boşa çıkmayacağının tarihî bilinciyle…

Parmaklıkların, tel örgülerin, hiçbir yere açılmayan havalandırmaların ötesine uzanan o eli kavramak ise, biz “dışarıdakiler”in görevi… Ancak sesimizi onların sesine kattığımızda, “içeride, dışarıda hücreleri parçala!” şiarı hayat bulacak.

O zaman emin olun ki, “Hayata Dönüş”ün esas aktörleri, F-tiplerini bir “tasarım harikası” olarak önümüze uzatanlar, medyada onları “Beş yıldızlı otel” riyakârlığıyla güzelleyenler, geceleri rahat uykularından kan-ter içinde sıçrayarak uyanacak, otomobilleri trafikte sıkıştığında içleri ürperecek, yolda yürürken sık sık dönüp arkalarına bakma gereğini hissedecekler…

 

N O T L A R

[*] Tavır, No:103, Aralık 2010…

[1] Leonardo da Vinci.

[2] Ümraniye Cezaevi’ndeki “Hayata Dönüş” operasyonu öncesinde, savcılarla Jandarma Bölge Komutanlığı’nda gizli toplantı yapıldığı, aydınlardan oluşan arabulucuların çalışmaları sürerken operasyona hazırlanıldığı ortaya çıktı. (“… ‘Hayata Dönüş’te Yeni Belgeler”, Cumhuriyet, 7 Mayıs 2010, s.4.)

 

 
Share