Yazarın Diğer Yazıları

next
prev
Türbanda Çifte Standart![*]

SİBEL ÖZBUDUN

“Zaman, her şeyi itiraf eder.

Hem de sorgusuz, sualsiz.”[1]

Biliyorum, başlığa bakınca çoğu okur, bunu çok eskilere, AKP iktidarından öncesine, ne bileyim 1990’lı yıllara ait bir yazı sanacak. Çoğunluğun zihninde ve de anaakım medyada AKP iktidarı, “türban” sorununu büyük ölçüde çözdü, çünkü… En azından, bu alandaki “devlet direnci”nde bir kırılma yaratarak, türban düğümünün zamana yayılmış, tedricî çözümünün önünü açtı. Ortaöğretimde fiilen varolan başörtüsünün resmîleşmesi, ya da Meclis’te türbanlı vekillerin boy göstermesi, artık zaman meselesi…

Oysa kazın ayağı öyle değil.

Nereden mi çıkartıyorum?

Her ikisi de son günlerde vuku bulan iki olaya bakarak.

İlki, belki gözünüzden kaçmamıştır; bir “ralli” haberi. Ralli sporcusu ve televizyon programcısı Burcu Çetinkaya, geçtiğimiz 17 Ağustos’ta Borusan Otomotiv’e bağlı BMW’nin bir markasıyla sponsorluk konusunda prensipte anlaşmış. Bu anlaşma uyarınca hazırladığı bir televizyon programında başörtülü program partneri ile test sürüşü yapmış. Bu yayınlardan sonra şirket genel müdüründen ‘Dinci imajın rahatsız ediyor’ uyarısı almış, ardından da sponsorluk anlaşması ‘bütçe kısıntısı’ gerekçesiyle geri çevrilmiş.

Bunun üzerine, İslâmcı medyada kızılca kıyamet koptu. Oradan da “sosyal medya”ya… Borusan’a tweet üzerine tweet yağdı. “Muhafazakâr burjuvazi” BMW siparişlerini geri çekti. Bunun üzerine şirket basında tam sayfa ilanla özür dilemek zorunda kaldı. Ardından da, şirket CEO’sunun istifası açıklandı…

Yorumu sonraya bırakıp ikinci olaya geçelim.

Meryem Nurcan Yolvercan, 2012’nin Ocak ayı içinde KCK operasyonlarından birinde tutuklandı. Tıpkı, son aylarda AKP iktidarının hışmına uğrayan yüzlerce aktivist, siyasetçi, gazeteci, avukat vb. gibi. Ancak Yolvercan’ı diğerlerinden ayıran bir özelliği var; türbanlı bir genç kadın o; hem başörtüsü eylemlerine hem de anadilde özgürlük eylemlerine katılıyor.

Terörle Mücadele ekipleri tarafından nezarethaneye türbanlı olarak getirilen Nurcan’ın burada başı örtülü ve açık resimleri çekilmiş. Ardından da “gözaltında kendini asmasını önlemek” için başörtüsüne el konulmuş…

Ve “yandaş medya” yaygarayı basmış: polis, Yolvercan’ı uzun süredir takibe almış; teknik takipte Yolvercan’ın başörtüsü takmadığı tespit edilmiş; “örgüt elemanları dindar oldukları izlenimi oluşturmak ve güvenlik güçlerini zor durumda bırakmak için bu dezenformasyon taktiği”ne başvuruyormuş, vb. vb…[2]

Yani, türban BMW’li kadın için hak, KCK tutuklusuna yasak!

Çok çarpıcı bir çifte standart, değil mi?

Yakından baktığınızda, türban “sorunsal”ının AKP iktidarında çözüme kavuşturulmak bir yana, “Kemalist/militan-laik” zihniyetteki algısının tersyüz edilmesiyle tezahür ettiğini görmemek mümkün değil. Hatırlayacaksınız; İslâmcı yazarlar sık sık “Kemalist/militan-laik” algının türbanı “alt sınıflar”a reva gördüğünü, örneğin “okumamış-cahil-köylü-kapıcı-gündelikçi-hademe-işçi” taifesinin başını örtmesine ses çıkarmadığını, buna karşılık, toplumun üst basamaklarına tırmanmasına, okumuş, meslek sahibi olmuş kesimlerde, sosyetede vb. boy göstermesine yaygara kopardığı saptamasını tekrarlamaktan haz duyarlardı.

Evet, AKP iktidarı, tam da bu algıyı tersine çevirmekte: türban ne denli “Beyaz Türkler” arasına, sosyeteye, “prestijli” meslek gruplarına (hukukçular, doktorlar, öğretim elemanları, vb .) “vitrin”e (mankenler, sunucular, sanatçılar, aydınlar, medya…), yönetim kademelerine nüfuz ederse o denli iyi… Böylelikle hem AKP’nin siyaset sahnesinde temsiline soyunduğu, kendini Cumhuriyet tarihi boyunca “ötelenmiş, zedelenmiş ve örselenmiş” hisseden Anadolu burjuvazisinin tarihsel intikamı alınacak, hem de bu sınıfın küresel elite dahil olduğu, simgesel bir biçimde tescil edilmiş olacak. (Borusan olayının ardından sosyal medyada patlak veren meydan muharebesinde “türbanlı BMW’liler”in araçlarını iadeye, “muhafazakâr” potansiyel tüketicilerin de şirketi boykota çağrılmalarının başka bir anlamı olabilir mi?)

“Ya alttakiler” mi? Onlar kimin umurunda? İster babaları tarafından dedeleri yaşındaki adamlara satılsınlar, ister öldürülsünler, ister eve kapatılsınlar, ister pazarlansınlar, ister kapatılsınlar, ister açılsınlar…

Ha, ama eğer hadlerini bilmez de Meryem Nurcan gibi başkaldırmaya kalkışırlarsa, o zaman iş değişir. O zaman BMW’li kadınların bir ayrıcalığı olan türban “hak”kından yoksun kılınarak “şeytanlaştırılmaları”, “recmedilmeleri” mubah sayılacaktır.

Sizce AKP “türban sorunu”nu çözdü mü gerçekten?

 

N O T L A R

[*] Newroz, Yıl:6, No:202, 9 Şubat 2012…

[1] Euripides.

[2]Tutuklu Aktivist Meryem Nurcan, Hükümet Yanlısı Basını Yalanladı”, 18 Ocak 2012, http://www.marksist.org/haberler/6047-tutuklu-aktivist-meryem-nurcan-hukumet-yanlisi-basini-yalanladi

 
Share