Yazarın Diğer Yazıları
İşsizlik Yasaklansın!
Devrimci Cephe
Birlik İsteyen Devrimcilere
Komünist, Bilim İnsanı Özelliğine (de) Sahip Olmalı
İdeolojik Savaş Aracı Medya
Barış Siyaseti ve Çatı Partisi
İnsanlığa Karşı En Büyük Suç
Devrimciler ve Parlamento
Anarşizm Karşıtlığı(?)
Günümüzün Devrimcisi
Savaşa seyirci kalma ayıbı
Karadenizlinin HES isyanı ve ekolojik duyarlılık
Ayaklanma notları
Hemşinli Ziya Hurşit
Ayrılma hakkı
Wikileaks tarzı siyasal teşhir
DEVRİMCİLER ve ÜSLUP
Lazca ve Asimilasyon
12 Eylül’de direnenler de vardı !..
Kürdün özerklik meselesi
Boykot
Kürt'ün kısa tarihi
Kürt Gavroche!
Büyük bir market - Türkiye
‘İslami Yardım Vakfı’nın Gazze seferi!..
TEKEL direnişinde ‘sınıf ahlakı’
Küresel ısınma ve küresel isyan
Memleketin hal ve gidişi
| Wikileaks tarzı siyasal teşhir |
|
Sadık Varer İnsanlık tarihinin son çeyrek yüz yılında yaşanan teknolojik gelişmenin hızına yetişmek giderek zorlaşıyor. Bu arada baş döndürücü hızla gelişen teknolojiyi üreten ve kullanan güçlerin toplum üzerindeki denetimleri de ürkütücü bir düzeye ulaşmış bulunuyor. Teknolojik olanakları ‘kuşanmış’ devletler, hem birbirlerini hem de düzen karşıtı güçleri eski zamanlardakinden çok daha zahmetsizce izleyebiliyorlar. Denilebilir ki, internet ve cep telefonu kullanan ve de iktidarlarla meselesi olan herkes gözaltındadır!
Pek çok devlet, telefon görüşmelerini ve internet üzerinden yapılan yazışmaları, yüksek teknolojiyi kullanan birkaç elemanla izleyip kayıt altına alabiliyor. Cep telefonu kullanan bir rejim karşıtının yerini yurdunu saptayıp, askere ya da polise gerek kalmadan, bir düğmeye basıp öldürmek, bilim kurgu filmlerinin konusu olmaktan çıkmış, gerçekten uygulanır hale gelmiştir. Paranoya falan değil, aleni bir gerçektir; devlet isterse şu an internet bağlantısı kurulmuş bilgisayarımda yazdığım bu yazıyı, bana gelen ve girdiğim sitelerde okuduğum yazıları, izlediğim videoları, zamanı geldiğinde ‘kullanılmak’ üzere kayıt altına alabilir. Bu yüzden devlet iktidarıyla meselesi olan illegal güçler interneti ve cep telefonunu kullanmaktan kaçınırlar. Bu durumun fakında olan devlet de internet ya da cep telefonu kullanan muhalifleri fazlaca ciddiye almaz ve fakat yine de ne olur ne olmaz deyip her türlü bilgiyi arşivleme işini sürdürür. Şu sıralar dünyanın bütününde gündemde olan, her açıdan sorgulanan ve bir süre daha gündemi işgal edeceği anlaşılan Wikileaks hadisesini bir de bu açıdan ele almak lazım. Kimi komplo teorilerinin ‘gerçeklik payı’ bir yana, Wikileaks, yüksek teknolojiyi kullanarak dünyayı dijital bir hapishaneye çeviren, bildik bütün etik değerleri pervasızca çiğneyip insanlığın özeline müdahale eden, diledikleri herkesi izleyen ve dinleyen egemenlerin elindeki bu ürkütücü aracı, aynı egemenlerin deşifre edilmesi amacıyla kullanmış, kapitalist dünyanın gizli kapaklı yürüyen kirli siyasetini bir ölçüde deşifre etmiş, siber teknolojiyi siyasi gerçekleri açıklama faaliyetlerinin etkin araçlarından biri haline getirmiştir. Wikileaks 2006 yılında bilgisayar uzmanı, hacker ve gazeteci dokuz kişi tarafından kuruldu. Kendilerini ‘halkın istihbarat örgütü’ olarak tanıtan bu grubun ilk teşhir faaliyetleri sempatiyle karşılanmış ve dahi yayınladıkları ilk belgeler ödüllendirilmiş, 2008 yılında, Ekonomist Dergisi ve Uluslararası Af Örgütü’nden ‘Yeni Medya Ödülü’ almıştı. Ne var ki, siyasi gerçekleri açıklama işini büyütmeye ve rahatsız ettikleri devletleri çoğaltmaya başlayınca durum değişti; Wikileaks ‘tehlikeli bir örgüt’ sayıldı.
ABD dahil pek çok devletin kirli çamaşırlarını ortaya saçan Wikileaks elemanlarının düzen karşıtı olmadıkları biliniyor. Kapitalist düzenin şeffaflaşmasını isteyen ve demokratlık sınırında gezinen Wikileaks kurucuları, buna rağmen ‘demokratik’ devletlerin hışmına uğradılar. ABD Temsilciler Meclisi Homeland Güvenlik Komitesi Başkanı Peter King, Wikileaks’in kurucularından Julian Assange’ın terörist sayılması gerektiğini açıkladı, hızını alamayan Kanada Başbakanı ise Assange’ın tez elden ortadan kaldırılmasını buyurdu. Belli ki Wikileaks elemanları ‘kötü bir örnek’ oluşturdukları için cezalandırılacaklar. Ama sanırım, bu durum ‘Wikileaks tarzı’ siyasal teşhir faaliyetlerinin yaygınlaşmasını engellemeye yetmeyecektir... Wikileaks hadisesi ile birlikte internet gazeteciliğinin geleceğine dair tartışmalar da yeniden başladı. Gazetecilikten çok düzen yalakalığı yapanların tekelindeki ‘gazetecilik müessesesi’ feci şekilde prestij kaybına uğramış durumda. Klasik medya, Amerika Birleşik Devletleri'nin diplomatik yazışmalarını yayınlayan Wikileaks’in yarattığı küresel gündemle ve nal toplamakla meşgul. Kanımca Wikileaks hadisesinden sonra, artık hiç kimse internet gazeteciliğini küçümseyemez… Wikileaks’in yayınladığı belgeler dünyanın kirli siyaset erbabını adamakıllı rahatsız etmiş görünüyor. Fakat memleketimizin siyasetçileri ‘vız gelir tırıs gider’ havasındalar. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, olayın patlak vermesinden hemen sonra yaptığı basın açıklamasında ilgili devletlerden özür dileyip belgelerin doğruluğunu teyit etmiş, buna karşın AKP iktidarı söz konusu belgeler için “düzeysiz diplomatların uydurmaları” deyip geçmiştir. AKP’nin bu rahatlığını ancak Başvekil Erdoğan dahil bazı bakanlarla ilgili bunca önemli belgelere rağmen iktidarı rahatsız edebilecek ölçülerde örgütlü bir muhalefetin yokluğu ile açıklayabiliriz. Asıl mesele de budur; örgütlü ve örgütleyici bir muhalefetin bulunmadığı koşullarda siyasal gerçekleri açıklayarak hatırı sayılır bir etki yaratabilirsiniz, ama yaratılan bu etkinin ömrü kısa olur. Wikileaks’in siyasi gerçekleri açıklayarak yarattığı etki de kısa sürede sönümlenebilir.
Diğer yandan, emperyalist haydutların Wikileaks hadisesini ‘değerlendirip’ insanlığın başına yeni belaları musallat etmeleri de ihtimal dahilindedir. Amerika, 11 Eylül saldırısı sonrasında olduğu gibi Wikileaks saldırısından da vazife çıkarabilir; bu işin sonunda kimi devletleri birbirine düşürebilir ve dünyayı yeniden dizayn etmeye kadar pek çok şeyi deneyebilir… |

