|
Kimse yok mu orda ?” haykırışı bu ülkede yaşayan ve büyük Marmara depreminde kulaklarda çınlayan insanlığın ifadesi olarak kaldı. Emekçilerin yoğun işgücüne rağmen; 2011 dünyasında sınırlar ötesi operasyonlar planlanırken, füze kalkanlarıyla ayarsız-hedefsiz güç kullanımı devreye girerken, hala kulaklar sağır, hala gözler kör, hala diller suskun. Emperyalist ağa-babaların doymak bilmeyen, şok eden şiddet politikaları silah denetiminden, enerji politikalarına, petrol fiyatlarından ekonomik krizlerine kadar yapısal krizlerine ev sahipliği yapacak “jandarma karakolu” yaratma ihtiyacını, Türkiye-Kuzey Kürdistan topraklarında füze kalkanını konumlandırma kararıyla gidermiş bulunmaktadır. Dünya jandarması rolüyle berisinde havaya uçurulan akıllı bombalarıyla insan eti dağıtan ‘’kadirşinas”ını seçti ve verdiği ödüllerle her türlü yetkiyle donattı. Dört başı mamur yönetenler tam kadro ‘’emret komutanım” görevlerine hazır ve nazır beklemektedirler. ‘’Hayır” diyenlerin hayırlarıyla güçlülüğünü her fırsatta değerlendirip, ‘’kendi kulları” dışındaki herkes ‘’suç” işliyor, ‘’suçlu” ve ‘’ceza”sı derhal verilmelidir. Bir dönem kurban bağışı yapıp, tırlarla yardım dağıtan, gidiş-gelişlerde ‘Doğu ve Güneydoğu’nun “civanmert insanlar”ın dostluğa çekilmesi kurnazlığıyla hareket eden Fethullah Gülen’in “Kimse Yok mu Derneği” ve Aziz Mahmut Hüdai Cemaati’nin icraatları epeyce yol almışa benzer. Geleceklerini ABD, AB ve diğer emperyalistleri arkasına alıp garantileyen ve emperyalistlerin demokrasiyi geliştireceğine, terörle savaşacağını, nükleer silahların yayılmasını önleyeceği yönündeki askeri ittifakları geliştirdikçe ezilen halklara ve emekçilere saldırılar da o denli gelişiyor. Vardır bir sebebi. Marmara depreminden daha beter “domuz bağı”yla ülkenin emekçisi, işçisi, köylüsü, gençliği, kadını ölüme razı edip, sıtmayla yaşatma hedefi yerli uşakların gündeminden hiç düşmedi. Düşeceğini bekleyip reformlara sarılanların Torba Yasa eylemindeki şaşkınlıklarını iyi görmek lazım. Emperyalist-kapitalist sistem, doğacak çocuklarımızı borçlu-şartlı çalışan köle durumuna getiren ‘’Torba Yasa” ile geleceksizleştirmeyi, güvencesizleştirmeyi yasallaştırıyor. Kimse yok. Sendikaların on yıllardır bilindik ve ‘’…ise, daha etkin eylemler yapacağız, Ankara’ya akacağız” söylenceleri de; pazarla-sat-kaç komedisi TEKEL işçisinin 78 günlük direnişinde ayan-beyan göründü. Var mı bir hesap soran ya da veren? Yok kimse. Ortadoğu’ya jandarmalığa soyunan uşak AKP hükümeti; bütünlüklü olarak ezilen halkları ve emekçileri kuşatıp, bilindik açılım aldatmacalarıyla Torba Yasa’daki boğaz kesen hak gasplarını Mevlana şekeri yapıp kamuoyuna yutturmaya çalışmaktadır. Bu Mevlana Şekeri’nin karışımında neler var diye merak edecek olursak, eğitim hakkı gaspı, sağlık hakkı gaspı, barınma hakkı gaspı, sosyal güvence gaspı, iş hakkı gaspı, iş güvencesi gaspı, gelecek gaspı, annelik hakkı gaspı vb. vb. toplumun bakır kazanda değil, sacta buharlaştırılması gerçekliği yatmaktadır. Onun içindir ki; Torba Yasa ile özelleştirme, taşeronlaştırma, 4/C, 4/B ve diğer cebirlerle 12 Eylül alkış çalan öğrenciler ve rap rap yürüyen asker görevleriyle Milli Eğitim ve Emniyet Müdürlüklerine dağılımları yapılmaktadır. Parmak kaldıranın parmağı kesilir. Çıt yok. Çünkü; uşak uşaklığını yapmak için artık maskesini yenilemelidir. Artık masum, mazlum IMF, Dünya Bankası, NATO, Birleşmiş Milletler’e yalvaran, dilenen egemen sistem, ABD aleyhtarlığı rolü Amerikan goygoyculuğuyla sırt sırta vermiş. Sesini çıkaran, itiraz eden terör suçu işliyor, terörist diye tanım buluyor. Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi içinde yer alan Uzak Doğu’dan Batı’ya uzanan köprü yalanlarla, talanlarla, düzmece ve çarpıtma çitlerle örülmelidir. Hem de devraldığı Osmanlı kapısı Arap Denizi’yle Hint Okyanusu’na kadar açılan kapıdır. Git git bitmeyen kocaman bir kaos, etnik, dini, mezhebi, iç savaş puzzle oyun kapısıdır. Ama cennet kapısı açık, bereket orada, enerji yolları, kıymetli madenler, besin ve su kaynaklarının bulunduğu bu jeo-politik coğrafyada hegemonya savaşlarını yürütmeye devam edecekler…Irak’taki “özgürlük-demokrasi-barış” oyunu yayılıyor…Dün Filistin, Lübnan, Afganistan, bugün Tunus, Mısır, Yemen, Ürdün, Moritanya’dan… Nereye kadar? İşte berimizde isyan eden halkların ayağa kalkışına kadar. Ne zaman? Yasalarla nefes alamaz hale getirilen emekçilerin sırtındaki bıçağı, gırtlağa dayandığı ‘’Torba Yasa” zamanı. Nasıl? Kibrit diye gösterilen ve yok edilmesini planladığı halkın evlatlarının aktığı nehrin yatağı bulduğu şekilde. Kim Yapacak? ‘’Kimse yok mu orda ?” diye haykırırken geleceğe akan halkla, halkın aç-yoksul-işsiz ve örgütlü yenilmez iradi ordusuyla, halkın kibrit gibi tutuşan ve ezen hakim sınıfların pusu kuran evlerinizde patlayan o ölümsüzlük derinliğinde ‘’Biz varız be aha dostlar biz varız” diyen halkın yüreğine akan can damarıyla kavgaya tutuşan zaferin tutsakları yapacak.
|