Yazarın Diğer Yazıları
Beton Duvarlar, Demir Parmaklıklar Utancından Yine Sustu
Devrim sözü pratiğimizdir
Özlemi Pratikle Buluşturma
Çocuk Bahçesi
Mele(k) Katil
Zehirli havuz
Unutulan Aralık Faşizmi
Ömrümüzü Çal, Kemiklerimizi Düdük Yap
Gündelik Hayat
Deprem Etnik midir?
Soluğumuz Tükenmeyecek
Biyo-Yakıtın Çerez Öğütücüleri
Füze Mekiği Dokuyorlar
Devrimci Kararlılık
Panik Butonunun Panzehiri...
Tüketim Dünyasının Manilovizmi
Kadın Emeğinin "Kutsal" Değeri
Vesayetin Seçilmişleri İş Başında
Seçim, Seçen, Seçilen
Zincirleri Kırma Çağrısıdır 8 Mart
Karanlığa Işık Yakıp Gidenler
Umut insanda, insan isyanda
Kendi Ölüsünü Sırtında Taşıyan Ölü Sistem Çürümüş Yumurtayı Pişiriyor
Kadının “Füze Kalkanı” Savaşımı
Devrimci olmak mı, efemine olmak mı?
| Kadının “Füze Kalkanı” Savaşımı |
|
Bedellerle kazanılmıfl tarihi ve sınıfsal mücadele günleri yaklafltıkça; tehdit algılarından uzaklaflan bir dil yumuflaklığında ve kıvraklığında masumiyetlerini koruyarak nasıl da müzelik “adam gibi sistem”in “altın kalpli, sarı saçlı, mavi gözlü” diktatör rollerini unutuyorlar. Kulaklarımızın sağır, gözlerimizin kör, yüreklerimizin duygusuz olduğunu sanma yanılgısıyla karflı karflıya olmuyor da değiliz. İki(nci) cins kadına Tansu Çiller-Meral Akşener ikilisine yenilerde katılan Nimet Çubukçu, Selma Aliye Kavaf bakan(iyeler), devamında Hayrünisa Gül ve Emine Erdoğanlar… Kotalarıyla, sığınma evleriyle, BBG evlerini gözetleyen korumaları ve devşirme korucularıyla nasıl da devletinin ve sahibi erkeklerin şefkatli kollarında rahat ve huzur bulmaktadırlar, cumhuriyet kurucusunun manevi kızı Sabiha Gökçen hanım-e-fendinin Türk uçaklarıyla semalarda yükselerek doğduğu toprakları bombalayan ilk kadın pilot başarısıyla. Pentagon’da Beyaz Saray askerleriyle tokalaşan, köşklerde kırmızı halıda yürüyen ve başkaca ülkelerin Cumhur’larıyla protokol ve diplomasiyi işleten Türk-islam sentezi “özgür kadın-top secret kadın”ın yeni modelleriyle başarı ödüllerine koşmaktadırlar, medeni muasır milliyetler seviyesine eriştirmek için(!) Küçücük yaşlarında aşiretleri, soyu-sopu, sülalesi, ailesi, anne-babası, kavim-kardeşi katledilirken, mitralyöz ve şarapnelin vücudunda açtığı yaralarına kurt düşerek yüzü kalbura dönmüş ve cesetlerin altından kurtulan Kürt kadının yaylalardaki “Bu kanunları ortadan kaldırsınlar” ağıtlarını, iki tutam saç hikâyesiyle izleyen katillerin de belki yüreğini sızlatan ve günümüz devamı olarak 19 Aralık Hayata Dönüş katliamının yakın tarihini unutturmak isteyen kalbur altıların belleksizleştirme girişimlerini asla unutmayalım... Bin yıllarca yaşadıkları ve yaşamlarına dair her şeyleri ellerinden alınan ve devletin vahşi katliamlarıyla o topraklara gömülen hayalleri, umutları, gelecekleri ve ömürleri çalınan halkların kızları, gelinleri, anaları, büyükanneleri ve ve evvelleri-sonraları.. Ölülerini gömmeye vakitleri olmayan halkların yangısı bugün daha da katlayarak devam etmektedir. Tarih-coğrafya derslerinde öğretilmiş ezen egemen erk’in erkekçe ideolojisini ezberletenlerin “karın üzerinde yürüyen insanların ayaklarının çıkardığı kart-kurt seslerinden Kürt türemiştir” şeklindeki çürümüş fikirlerini yeni türevleriyle “melezleştirdikleri iyi çocukları” eliyle tüm dünyaya kabul ettirmek için NATO’nun kanadından kalkanına soyundular. Din-ahlak-kültür derslerinde kadın cinsiyetini aşağılayan yaklaşım, burjuva feodal sistemin temsilcisi AKP hükümetinin ekonomik, sosyal, siyasi, askeri denetiminde “durmak yok yola devam”la sürmektedir. Beyaz Saray özentili minareli yapılarla yükseltilen adım başı camilerde, okul öncesi kızlara kuran kurslarında Üzmez dinci 80’lik hacıları-hocaları eliyle, işgal edilen topraklarda asimilasyon amaçlı açılan YİBO’larda okul müdürleri, öğretmenleri, hademeleri eliyle, erk’ek’in işkencesinden kaçıp karakollara sığınan biçareleri general-komutan-polis-jandarma-korucu eliyle tecavüz ve tacize reva gören zihniyet aynı anlayışla devam etmektedir. Kol kanat gerip ve kaderin cilvesine düşürdükleri yoksul-aç- mağdur insanları teslim alarak yönetim erk’lerini sürdürme operasyonları ve katliamları devam ettirirken de, kendinden daha üst seviyedeki Siyonist katili sorgulama becerisini gösterebilme taktikleridir. Filistin’deki çilek tarlalarındaki çocukları öldüren İsrail yönetimini katil ilan eden Recep Tayyip Erdoğan hergün Kürt çocuklarını imha talimatlarını nereden alıyor diye soramadan edemiyoruz. Ya ezilen ulus, azınlık milliyet ve inançlara, cinsiyetlere mensup her bireyin tarihine ve mücadelesine sahip çıkarak ödediği bedellerle yarattığı emeğiyle geleceğimizi şekillendirmede hep birlikte cevap olacağız, ya da atalet içindeki açıklamalara boğulup emperyalizme göbek bağı ile sıkı sıkıya bağlı düşmanlarımıza TV programlarında özel yetiştirilmiş uzatmalı uzmanlar eliyle zaman kazandırarak güç vermeye devam edeceğiz. O halde sorunun nasıl çözüleceği belli, var mıyız, yok muyuz? Yüreğimizde yakılan sevgili, kız-oğul, yoldaş ateş parçasını halkın okyanusuna taşıyıp, güneşe eriştirmede mücadelenin neresindeyiz, bu soruyu öncelikle kendimize sormayı unutmayalım... Savaş stratejileri planlarını Lizbon Zirvesi’nde, halklarımızın boynuna zulüm ve vahşet halkalarını gerdana dizilen inciler misali takanların, “Savaşma-konuş” kampanyalarının neye hizmet ettiğini beyni kurtlanmışların geçmiş sınıflar savaşımı tarihinden de gördüğümüzü unutmayalım... O halde bize verilen mesajı doğru okuduğumuzda, zulmün olduğu her yerde tıpkı Nepal, Hindistan, Filipin, Peru’daki Maoist kadınlar gibi kama ise kama, kazma ise kazma, kürek ise kürek, iğne ise iğne ile yalanlar ve art niyet bulamacına karşı halkın iktidarı için “füze kalkan”ına karşı ayağa kalkmalıyız. Bir ananın, bir kadının, bir insanın ömür boyu aklından silemeyeceği, yüreğinden atamayacağı acıyı hangi ilacı, hangi merhemi kullanırlarsa kullansınlar, ezen egemen sistemin bal soslu reçeteleri bizleri iyileştiremez. Öldürdükleri oranda aldıkları ödüllerin arttığı ve dünyanın bir ucundan diğer ucuna havada uçan, ezilen yoksul emekçilerin 2011 bütçesini savaşa ayıran, sadaka devlet anlayışını halka yayarak kendi inandıkları yalana, talana, sömürüye toplumu da ikna etmeye çalışıyorlar. Unutmasınlar ki; güneş kadar aydınlık bir bilinçle örgütlü mücadeleye atılmış ve zafere kilitlenmiş ezilen halkları dünyanın bütün karanlığı birleşse de yok edemez. Emek yoğunluklu o nasırlı ellerimizle Irak’taki dedenin uçak düşürüşünü hatırlatırız. Vız gelir bize vız sizin füze kalkanlarınız, bizim kuvvetimizdeki hız halkın gönüllü örgütlü yenilemez gücüdür. |

