Vesayetin Seçilmişleri İş Başında

Seçim tartışmaları boyunca, ezilen halk ve emekçilerin aleyhinde her şeyi metalaştırarak burjuva feodal sistemin dalavereleriyle propaganda ve ajitasyon yürütenlere karşı dünden söylediğini tekrar not düşerek komünist önder İbrahim Kaypakkaya’yı saygıyla anıyoruz.
Tasfiye ve yılgınlık sofrasında kaşık çalanlar olmayacağımızı ve Malaya’ya Kürecik’ten başlayarak Gaziantep Kilis’ten İstanbul’da faşist diktatörlüğü sarsan Meral Yakar’ın ardılları olarak, kendini mücadeleye ve devrime adayan halk evlatlarına gülümseyerek gönlünü kaptırıp dağlara bel bağlayan köylü kadınların özlemiyle direneceğiz.
Seçilmişlerin “ileri demokrasi”cilik zehri iksir tadında parlamento salonlarında hazırlanarak AKP balkonundan Ata-Kul(e)ye ışınlanarak “milli irade” ve “milletin güven oyu” olarak ilan edildi.
Budizmin babası Buda misali insanlığa, yaşama ve özellikle de kadına dair tüm değerleri aşağılayarak ve her gün en az üç  kadını katlederek 21.yüzyılın afyonunu kitlelerde manipülasyon yaratmak için ustalaşarak kullanan siyaset kurt(çuk)ları ‘275 kadını mecliste istiyoruz’ dolambacında kadını yeniden etkisiz kılmak için erkeğin yedeğindeki ikna edilmesi gereken, edilgen roldeki eş, bacı, kardeş olarak ele alma pervasızlığını yalan çiçekleriyle meclisi süslemeye devam ettiler.
Köşemizdeki son “Seçen, Seçilen, Seçim” başlığını “köle, sahip, mülkiyet” duygusu bağlamında ele alırsak geleceği kazanma-yaratma umutlarını kaybedenlerin kararsızlık çıkmazındaki ahlaksızlık tapınağında Pandoranın Kutusu’nu, göğün kapılarını kapatma pahasına nasıl açtıklarını gördük. Hesaplar ve helaleşmelerle özel mülkiyetin bekası için devletin (koruma-kocası öldürsün) cinsiyetçi ayrımcılığında “kurtarıcı cellat”ları -imam-savcı-hakim-rektör-başbakan-cumhurbaşkan-komutan-korucu-stratejik uzman-medyatik uzman” eksikliği,  burjuva feodal sistemin siyasi partilerinin özel mülkiyetin erk sahibini seçme telaşıyla kadın kolları yarışı, kavun kokusuna ulaşma pahasına tamamladı.
Seç-beğen-al metalaştırılmasında insansızlaştırma projeleri ve vekillerin CD tartışmalarıyla “çok eşlilik” tartışmaları “hasımlık-hısımlık” barışıyla kadının vurucu güç olmasının önüne set çekme manevralarıyla kitlelerin birikmiş enerjileri parlamentarizm çukuruna boşaltıldı.
Yüzyıllardır, burjuva-feodal sistemin panzerleri altında ezilen 7 yaşındaki Sevcanların bedelleriyle elde edilen kadının kazanılmış tarihi ve sınıfsal hakları, faşizmin karşısına dikilen öz dinamizmin diri-devrimci direnişleriyle dişle tırnakla sökülüp alınan  ve gelinen süreçte en güvenilir “ev hücre”lerinde namus temizleme edasıyla “siyasete koşun” dolandırıcılarının, pozitif ayrımcılarının ve kırıntı dağıtıcılarının boynuna en son örnekte “kız mıdır kadın mıdır” taş dilsizliğine taşınan itaat zincirleriyle boyunlarına bekaret kemeri olarak dolandı.  
Bütün bu yanılsamalarla özel mülkiyet servetine bellenenlerin düzeninin yeniden yeniden kendini sürdürebilmesi paralelinde, kadını en değersiz meta konumuna düşürerek, süregelen sömürü, baskı ve zulüm politikalarına alet olanlar baş mimarları namus bekçisi Ata-Kul(e)’un  Kasım-Kemal-Paşa- seferleri erkeklerini seçtirerek “demokratik diktatörlük”ün oy silahıyla yeni katliamlara imza atacak AKP’den 45, CHP’den 19 ve MHP’den 2 yeni Meral Akşener’lerle tekrar iş başında.  
Sınıflı toplumların mücadeleden yılmayan, her türlü cinsiyetçi, eşitsiz ve ayrımcı kural ve yasakları aşarak gerçek kurtuluş siperlerine mevzilenen Meral Yakar’ların stratejik konumlanışı, bugün dünden daha elzem bir ihtiyaç olarak önümüzde durmaktadır. Zulme karşı haklı halk kadın savaşçı iradesiyle “kadın” tabusundan çıkarak örgütlü militan mücadele hattında burjuva-feodal gerici erkek-kadın iktidarlaşmasına karşı yeni insanı ve özgür dünyayı yaratma iradesiyle sandık-çuval yarışındaki oyunlara gelmeden günün devrimci taktik tutumunu sahiplenerek, geleceği kazanmaya kilitlenerek, BOYKOT şiarımızla işaret ediyoruz.
Din-vicdan-adalet-merhamet-kadınlık-kızlık-namus-töre girdabında AKP karşıtlığından çıkamayan verili sisteme “güvenoyu”nu sandığa giderek meşrulaştıran siyasi iktidar yolunun dolambaçlarında devrimin ayaklarına dolanan ilkesiz, tutarsız, omurgasız solucanlara karşı kadın insanın proleter enternasyonalizmi çığırında daha canlı, daha dik ve daha kararlı militanca savaşmak esas kurtuluşun kendisidir.
Bir seçim oyununda daha “sandık açılım” aldatmacasından sonra liberallerin atlarıyla dans edenlerin hayal kırıklığı umutsuzluğunda kıvrandığını görmekteyiz. Küçük-burjuva, hümanist, teslimiyetçi ve özel mülkiyetçi erkeksi ruhani kotalı ideolojilerle sınıf mücadelesini saptırmaya çalışanların devrimci tutumla ellerinden tutmanın zamanıdır. Tek bacakla yürüyen, erkek kafasıyla düşünen kadın kollarının birleşmiş milletlerin eğitilmiş sekreterlerin seçilmişleri derde deva olmazlar, başa bela olurlar, mücadeleye engel teşkil ederler diyoruz. Devrimci öz dinamizmin atılımıyla kadının ve insanlığın gerçek kurtuluşu  perspektifiyle kısırdöngüden çıkmanın yolu barışı kazanmak için örgütlü halk güçleri için doğru önderlikte iradeleşmek ve halkla birlikte Halk Savaşı’dır.

 
Share