Perspektif - Diğer Yazılar
Erdoğan ve AKP’nin dini para, tanrısı ABD emperyalizmidir!
Devrimciler devrime tutunarak yürürler
Değişmeyen Tek Şey Değişimin Kendisidir
Mücadelenin Güncel Görevleri ve Önderlik Vasfı Üzerine
Bir Kez Daha Dersim Soykırımı Tartışmaları Üzerine
Bilinçli Davranmak ve Yaşamı Bilinçli Yönetmek
Sorunları aşmak ve nitel devrimci pratiği geliştirmek
AKP "Dikensiz Gül Bahçesi" Yaratmak İstiyor
Dersim Kıyımı Tartışmaları ve Çürük Yaklaşımlar
Devrimci Mücadelede Yönetim ve Yöneticilik Sorunları
Hakim Sınıfların Dersim Dalaşı
İleri Atılımları İçin Daha Fazla Devrimci Cüret
Faşizmin 'Kardeşlik' Hezeyanları Meydanlarda
Pratik Yönelimde Devrimci Yöntem Esastır
Emperyalist Hegemonya ve Arap Baharı Gezisi
Sorunları Alt Etmenin Yolu Devrimde Isrardan Geçer
Tarihten Notlar ve Geleceği Kurmak
KİTLELERİN GÜNLÜK YAŞAMINA ODAKLANMAK
Stratejik planlamalar güdümünde gelişen gündemin anatomisi
Saldırılara karşı devrimci mücadeleyi büyütelim
Maoist Açıdan Sorunlar Nasıl Çözülür
Devrim hareketinde sosyal şovenizm
Genel seçim tartışmaları üzerine
Nitelikli Şekilleniş Disiple Muhtaçtır
Kürt Ulusa Sorunu ve Kürt Ulusal Hareketi Gerçeği
Adresimiz sandık değil savaş siperleri olmalıdır
Düzeni ve düzen partilerini teşhir et!
Obama’lı ABD Emperyalizmi, Ortadoğu, Bin Ladin Cinayeti!
İdeoloji tayin edicidir, devrimci ilkelerle saptanmış siyasi çizgi belirleyicidir
Güncel gelişmelerle ‘Ergenekon’ ve tasfiye süreci
Burjuva paslı silahlar kullananların elinde patlar
Tasfiyeciliğin izdüşümlerinden biri, örgütsel dejenerasyon
Devrim ve devrimcilik için partiye sarılmak
Yaklaşan seçimler ve devrimci taktik politika
Manifestonun maskesi düştü! Yaşasın “demokratik” faşizm!
Halk Cephesi imzalı bildiri ne yapmaya çalışıyor!
Faşizmin Kaypakkaya korkusu
Yoksul dünyanın ayak izleri ve doğru önderlikle buluşamayan halkların hareketi
Gelişmeler ekseninde Haziran ayında yapılacak olan seçimlere genel bir bakış
Yeni Demokrasi bayrağı Halkın Günlüğü’nde
Gerçeklerin üstünü örtmeye hiçbir gücün hükmü yetmez
Tek tek anlaşmalar taktiği mi, yoksa stratejik anlaşma siyaseti mi?
Tasfiyecilik tehdidi politik olarak mücadelenin baş hedefidir!
Devrime tutunarak yürümek
Büyük gerçekler bizlerde saklıdır
| Faşizmin Kaypakkaya korkusu |
|
Hâkim sınıfların bugün dahi Kaypakkaya isminden bu kadar korkmalarının sebebi ise, Kaypakkaya ardılları tarafından göndere çekilen bu bayrağın 40 yıldır kesintisiz bir şekilde sallanmasıdır Saraylar saltanatlar çöker Devrimin teorik ve pratik karşılığıdır Kaypakkaya İşçi sınıfının kendisi için bir sınıf olma gerçekliği ve kendi mücadele araçları ile siyaset sahnesindeki yerini almasının ertesinde Sovyetler’de ve Çin’de Lenin ve Mao önderliğinde gelişen devrim süreçleri ve Marksizm’in geliştirilip-nitel olarak ilerletilmesinin yansımaları ülkemizde de karşılık görmüş ve 68 öğrenci gençlik hareketi içerisinde gelişip güçlenen, Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin bir ürünü olan Maoist parti, İbrahim Kaypakkaya önderliğinde Türkiye-Kuzey Kürdistan siyasi tarihindeki yerini almıştır. Sağ tasfiyeci rüzgâra karşı, devrimci mücadele yükseltilmelidir Burjuvazi sahip olduğu gerici iktidarını kaybetmemek ve daha da güçlenmek için, sömürü cenderesine aldığı ve bin bir araçla ezmeye çalıştığı işçilere, köylülere, emekçilere yönelik sadece kaba şiddet politikası ile değil, inceltilmiş zehirli kültürel manipüle araçlarıyla da saldırmaktadır. Bahsini ettiğimiz bu politikanın belki de en katıksız ve aktüel olanını son yıllarda ülkemizde yaşamaktayız. Demokrasi maskeli faşist devlet gerçekliği, on yıllardır hayata geçirdiği bütün vahşi saldırı politikalarını sanki kendisi işlememiş gibi halkımızı ‘özgürlük’, ‘demokrasi’, ‘insan hak ve hürriyeti’ gibi özlem duyulan argümanlarla kandırmaya çalışmakta ve güvenoyu istemektedir. Özellikle AKP hükümeti dönemi incelendiğinde, gazetelerde, televizyonlarda, tartışma programlarında, devlet yetkililerinin söylevlerinde en sık karşılaştığımız kelimelerin başında demokrasi ve özgürlük geliyor. Bina olduğu ekonomik-siyasi ve sosyal temel incelendiğinde faşist özü gayet açık bir şekilde ortada olan TC’nin, son yıllarda aklıselim bazı ‘devrimci’ ve ‘demokratlarımızın’ dahi desteğini almış olması ve ciddi olarak ‘demokrasi’ savunucusu olarak lanse edilmesi oldukça acı, bir o kadar da öğreticidir. Kaypakkaya’nın bizlere bıraktığı şanlı bayrağı daha da yukarılara taşımalıyız Hâkim sınıfların ve liberal-tasfiyeci kalemşorlarımızın bu hizmeti yerine getirirken dile getirmekten dahi çekindikleri, korktukları kişilerin başında ise İbrahim Kaypakkaya gelmektedir. Düşünce ve ifade özgürlüğü yalanları ile sahte demokrasi gülücükleri dağıtanların, yüzlerindeki gerçek-kirli ifadenin açığa çıkmasının en son örneklerinden birini Kaypakkaya’yı övdüğü, ismini andıkları için haklarında dava açılan ve hapse mahkûm edilen sanatçı dostlarımız ve yoldaşlarımız şahsında somutlanan pratiklerde görmekteyiz. Kaypakkaya’nın bu ülke halkının gönlünde devrimci yaşamı, faşizm karşısında tereddütsüz duruşu, işkencedeki ser verip sır vermeyen onurlu direnişi ve ardılları tarafından bugüne taşınan düşüncelerini ‘suçlu’ ilan edilip, bu düşünceleri savunanları katletmesi, işkencelerden geçirmesi, tutuklayıp hapse atması ve çeşitli baskı yöntemleri ile sindirmeye çalışması beyhude bir çabanın ötesine geçmeyecektir. Korkmakta haklılar, çünkü Kaypakkaya’nın bizlere miras bıraktığı ve faşizmi tarihin tozlu sayfalarına gömüp, Altınçağ’a varılacak olan bu şanlı güzergâhta adım adım ilerleyen bir gerçeklik ile karşı karşıyalar. Faşist gericiliği köhnemiş dünyalarında korkuları ile baş başa bırakarak dün olduğu gibi bugün de yeni demokratik devrim mücadelesini yükseltmek ertelenemez bir görevdir. Yazımızı komünist önder İbrahim Kaypakkaya şahsında bütün devrim şehitlerini selamlayarak, Kaypakkaya’nın şu sözleri ile noktalayalım; “Türkiye’nin geleceği çelikten yoğruluyor; belki biz olmayacağız, ama bu çelik aldığı suyu unutmayacak.” |

