Perspektif - Diğer Yazılar

next
prev
Hakim Sınıfların Dersim Dalaşı

Dersim Katliamı’nı inkar etmeye kalkışmak veya örtmeye çalışmak olsa olsa o katliamdan sorumlu olanların işi olabilir; ırkçı faşistlerin işi olabilir. Dersim direnişinin lideri Seyit Rıza ve arkadaşlarının devlet tarafından asılmasına karşın mezarlarının hala bilinmemesi dönemin ve katliamın yeterli kanıtıdır

Dersim soykırım katliamı gerçeğiyle ilgili tartışma kaçınılmaz olarak hakim sınıfların da gündemini işgal etmeye devam ediyor. Ki daha uzunca bir süre işgal edecektir de. Edecektir çünkü, bir; Dersim/Dersimliler yaşadıkları bu soykırım katliamını unutmayıp, gün be gün gelişen bilinçle bu soykırımın hesabını sorma özlemini kuvvetli olarak taşımakta ve haklı bir mücadele yürütmektedirler. Dahası, yaşadıkları soykırım gerçeği, haklı olarak onları devlete-hakim sınıflara karşı daha ileri mücadelelerde boy göstermeye nesnel olarak zemin oluyor. Dersimliler her vesileyle yaşadıkları soykırımı anmakta, dillendirmekte ve hesap sormaya dönük çaba göstererek, soykırımla ilgili gerçeklerin açıklanmasını dayatmaktadırlar. Dersimlinin genel mücadeleci geleneğini kabul edersek; bunda 38 katliamının payı da küçümsenemez. Dersimli son derece haklı ve meşru zeminde bir dava sürdürmektedir. Ulusal kimlikten sosyal meseleye serpilen bir mücadele dinamiğidir. Tarihsel olarak yaşadığı katliamı da bu mücadeleci geleneğiyle gündeme taşımaktadır. İki; Dersim’in/Dersimlinin bu mücadelesi ve yaşadığı katliam sorunu salt kendisiyle sınırlı bir mesele değil; bütün aydın, demokrat, devrimci, komünist ve hatta “insanım” diyen kişi, kurum ve güçleri kapsamaktadır. Zira insana-insanlara karşı işlenen suç insanlığa karşı da işlenmiş suç demektir. Daha açıkçası, soykırım, katliam, sömürü, zulüm, baskı zinciri insanlık suçudur. Bu suçlar nerede ve kime uygulanırsa uygulansın, insanlıktan yana olan bütün ilerici kuvvetler bu suçlara karşı mücadele etmek durumundadırlar; etmektedirler de. Özcesi, Dersim soykırım katliamı salt Dersimlileri ilgilendiren sorun olmayıp ilerici tüm güçleri ilgilendirmektedir. Bundandır ki, Dersim soykırımıyla ilgili mücadele şu veya bu biçimlerde Dersimliler dışında da sahiplenilip yürütülmektedir. Dolayısıyla da sorunun gündemde kalmasında veya gündeme gelmesinde bu mücadelelerin rolü kesinlikle vardır. Üç; orada yani Dersim 38’de, yani, Dersim Katliamı’nda büyük bir insanlık dramı yatmaktadır; büyük bir acı durmaktadır; kanayan bir yara bulunmaktadır ve orada bir olgu, hem de hesaplaşılması kaçınılmaz bir gerçek uyumaktadır ki, bu gerçek asla küllenemez sıcaklıkta olup inatçı ve hırçındır. Dört; Komprador hakim sınıf klikleri arasındaki iktidar dalaşı devam ederken Dersim Katliamı gibi bir sorun Kemalist kliğin yumuşak karnı olarak bulunmaktadır ki, bu, hem AKP kliği tarafından CHP’ye karşı etkili bir avantaj olarak kullanılmakta ve hem de Kemalist CHP’nin “sol maske ve söylemi” bakımından kendisi açısından handikap yaratmakta ve Dersimli bileşeni bakımından sorun olmaktadır.

Evet, AKP ile CHP veya cemaatçi muhafazakar İslamcı klik ile Kemalist klik arasındaki dalaşa meze edilerek Erdoğan tarafından gündeme getirilen Dersim Katliamı bir müddet sonra gündemden düşmüştü. Erdoğan’ın Dersim Katliamı’nı siyasi hesap ve iktidar hırsına meze edercesine kullandığı her bakımdan açıktı. Dersim Katliamı’yla ilgili gerçekleri bildiği halde (ki, bunlar devlet arşivlerinde olup elinde bulunmaktadır) bunları açıklamadı.(Açıklamasını da bekleyemeyiz.) Bildiği bu gerçekleri sadece Kemalist CHP’yi susturmak-sindirmek veya onlara karşı üstünlük-avantaj sağlamak için şantaj malzemesi olarak kullandı. Erdoğan, CHP’ye atfen; “beni konuşturmayın Dersim’de neler yapıldı, insanlar nasıl mağaralarda gazla boğuldu, ne kadar insan öldürüldü belgeleriyle açıklarım” demekten öteye geçmedi. Nitekim bu şantajla vermek istediği mesajı verdi ve komprador klikler arasındaki tartışmalar noktalandı. Fakat gerçekler inatçıdır. Kapatsan da er ya da geç onlar açığa çıkarlar. Ve işte çok geçmeden bugün aynı tartışma yeniden gündemdedir.

Katliamın sorumlusu CHP’dir

CHP’nin Dersim Milletvekili Hüseyin Aygün’ün; “Dersim Katliamı’ndan Devlet ve CHP sorumludur. M. Kemal Atatürk’ün de bilgisi dahilindedir.” dediği gerekçesiyle bir grup CHP Milletvekili adı geçen partili milletvekili hakkında kamuoyuna dönük bildiri yayınlayarak basın açıklaması yaptılar.

Öte yandan Erdoğan ile Kılıçdaroğlu arasında bildik atışmalar da başladı… Yineleyelim ki, Dersim Katliamı kapsamında süren bu tartışmalarda AKP cephesi, CHP cephesine oranla çok daha liberal tutum içinde görünmekte veya bu pozu takınmaktadır. Hatta AKP’nin Dersim Katliamı’nı dillendirmedeki siyasi amaçları, samimiyetsizliği, fırsatçılığı, şantajcılığı, ikiyüzlülüğü, Kürt ve Dersim düşmanlığı, komprador klik ve aynı sınıftan olma niteliği, Dersim Katliamı sorununu siyasi gayelerle kullanıp adeta sömürdüğü bilinmese; geleneksel devlet söylemini kırıp geçtiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. CHP devlet politikası olarak gerçekleştirmiş olduğu Dersim Katliamı’nı bugün hala açıktan savunmaktan geri durmazken, AKP (elbette ki, siyasi hesaplarla ve tamamen samimiyetsizce ve elbette ki daha sinsi olması itibarıyla daha tehlikeli olduğu kesin olmakla birlikte), Dersim ifadesini, Dersim Katliamı’nı vb resmi olarak itiraf etmekte, katliam yapıldığını söylemektedir. Ama dediğimiz gibi, bu söylem liberalliği AKP’nin demokratik olduğu, ileride durduğu, söylediklerinde samimi olup Dersim Katliamı karşısında dürüst olduğu vb söylenemez. Böyle bir iddia safdillikten de öteye en hafif deyimle siyasi ahmaklık olur. AKP, konjönktürel politikalar gütme avantajıyla bugün liberal pozisyonda görülmektedir; AKP siyasi rakibi olan CHP’yi iyice köşeye sıkıştırmak için Dersim Katliamı’nı kullanmaktadır; AKP halk kitlelerini aldatarak kendine yedeklemek ve kitleler gözünde demokratik görünmek için Dersim Katliamı’nı dillendirip sömürmektedir, AKP yürüttüğü Kürt düşmanlığı ve halk düşmanlığı kimliğiyle faşist ve komprador niteliğini gizlemek için Dersim Katliamını salt ifade etme anlamında dillendirmektedir. Ancak reel olarak AKP’nin Dersim Katliamı sorununda CHP’den daha ileride olduğu kesindir. Hem de bugün baş düşman-baş tehlike AKP kliği olmasına karşın…

Devletin kendi kabul edip açıkladığı ölü sayısı 10 binleri aşkın olduğu halde ve yine devlet kayıtlarında belirtildiği gibi bu katliamın Dersim’deki Zaza-Kürtlere milli kimlikleri doğrultusundaki talep, irade, bağımsızlıkçı davranış ve mücadelelerinden dolayı uygulandığı açık olduğu halde, devletin gizli arşivlerinde soykırıma dair daha gerçek ve geniş bilgiler olduğu halde, devletin özel kanunları ve harekat kararları resmi belgeler olarak bulunduğu halde, dönemin meclis kararları, gazete haberleri ve tanıkları olduğu halde vb vs hala Dersim Katliamı’nı inkar etmeye kalkışmak veya örtmeye çalışmak olsa olsa o katliamdan sorumlu olanların işi olabilir; ırkçı faşistlerin işi olabilir. Dersim direnişinin lideri Seyit Rıza ve arkadaşlarının devlet tarafından asılmasına karşın mezarlarının hala bilinmemesi dönemin ve katliamın yeterli kanıtıdır.

Ulusal kimliğin yok edilmesi

Evet, Dersim’de yarı-bağımsızlıkçı, yarı özerk bulunan Kürt (Zaza) ulusal kimliğine sahip idareye-otoriteye karşı bir katliam başlatıldı ve gerçekleştirildi. Özerk yapısını ilan ederek önemli oranda koruyup yaşayan Dersim eyaleti Zaza Kürtleri Kemalist CHP yönetimindeki devlet tarafından katıksız bir kıyıma tabi tutuldu. Öyle ki, ele geçirilen tüm erkekler, çocuklar da dahil katlediliyordu. Ve katliamdan geriye kalanlar Türk illerine sürülerek Dersim insansızlaştırılıyordu. Yaşanan katliam ve sürgünlerin hedefi Dersim’i dağıtıp yok etmekti. Katliam ve sürgün politikası açıktan Kürt eyaleti ve yarı-bağımsız-özerk durumdaki Dersim’in yok edilmesini hedefliyordu. Bu, bir ulusal kimliğin-bütünlüğün ya da varlığın yok edilmesiydi ki, tam manasıyla bir soykırımdı. Resmi devlet açıklamaları Dersim Katliamı’nda ölü sayısı 10 bini aşkın rakamla verse de, 60 bin ile 100 bin arası Dersim’linin katledildiği bilinmektedir. Ki bu gerçek rakamlar devletin gizli arşivlerinde ve dış ülkelerin konuyla ilgili arşivlerinde de mevcuttur.

Özellikle CHP ve Kılıçdaroğlu’na oy veren Dersimliler başta olmak üzere, demokrat, aydın, ilerici ve hatta devrimci geçinenlerin bin kez daha düşünmesi şarttır. Dersim soykırımından devletten başka kim sorumlu olabilir ki? Dönemin tek partisi olarak iktidarda olan CHP’den başka kim sorumlu olabilir? Tartışmasız şef olan Kemal Atatürk’ten ve şürekasından başka kim sorumlu olabilir? Bunlar yapmayıp da kim gerçekleştirdi Dersim Katliamı’nı? Bunların bilgisi yoktuysa kim talimat verip uygulattı? Kim Dersim soykırım/katliamını yaptı?

Devlete tartışmasız sahip olan Kemalist iktidar CHP’nin Dersim Katliamı’nın sorumlusu, uygulayıcısı olduğundan şüphe duyulamaz. Tüm gerçek bilindiği halde CHP milletvekili olmayı, genel başkanı veya üyesi olmayı kabul etmek, her şeyden önce Dersim Katliamı’nın altına imza atmayı kabul etmek demektir. Kemal Kılıçdaroğlu ve benzerlerinin durumu budur. Bunlara bilinçli olarak oy verenler ise, (geri ve kavrayışsız veya aldatılmış halk kitleleri hariç) bellekten yoksundur. Dersimlinin CHP’li olması, kurbanın celladına hayranlık duyan garip ironisidir. Oysa, katliama uğramış Dersim’li için devletle hesaplaşmanın yanı sıra, Kemalist CHP ile hesaplaşmak şarttır.

Günün taze tartışmasına vesile olan sözlerin sahibi CHP milletvekili Hüseyin Aygün’ün durumu tipiktir. H. Aygün tutarsızlık ve belirsizlik içindedir. Dersim Katliamı’ndan sorumlu olduğunu bile bile CHP’ye üye olmak, o partiden milletvekili olmak anlaşılmaz ve izah edilemez bir tutumdur. Faşist bir partiye, soykırım yapmış, katliam yapmış bir partiye hangi “haklı” gerekçeyle üye olunabilir ve bu partiye nasıl hizmet edilebilir? Nasıl böyle bir partiye katılınabilir ve böyle bir partinin propagandası yapılıp kitlelere (hem de katliam yaptığı kitleye) benimsetilebilir? Katliamından geçmiş halk kitleleri nasıl bu partiye davet edilebilir, ona hizmet eden duruma sokulabilirler?

Devlet katliamın hesabını vermeli

Açık ki, bu yükümlülükler aydın, demokrat, ilerici kişi veya kurumlar için kabul edilemezler. İlginçtir ki, H. Aygün önce böyle bir partiyle kendi kimliğini örtüştürüyor ve bu partiye çalışıp hizmet veriyor, halk kitlelerini onun kuyruğuna takıyor ama arkasından kalkıp bu partinin oylarını istediği bu halkın kıyımından sorumlu olduğunu söylüyor?! İlginç, anlaşılmaz ve enteresan…

Bunları bir kenara bırakırsak, H. Aygün’ün beyanları veya devlet, CHP ve K. Atatürk hakkında söyledikleri eksik de olsa doğrudur veya doğrunun önemli bir bölümünü dillendirmektir. Ne var ki, tutarlı, samimi ve ikna edici olması bakımından halk kitlelerine özeleştiri yaparak derhal CHP’den istifa etmesi gerekmektedir. Evet faşist ve katliamın sorumlusu bir partiye üye olup ona hizmet ettiği için halk kitlelerinden (özellikle Dersimlilerden) özür dilemeli, köklü bir özeleştiri yapmalıdır. Ancak söylemiş oldukları bu durumda anlamlı olabilir. Kısacası, H. Aygün’ün söyledikleri yeterli değildir.

Burjuva “evrensel hukuk normları” soykırımı suç sayar. Bu hukuk normlarını kabul eden gelişmiş/“modern” ülkelerin ekserisi kendi ulusal yasalarında da soykırımı suç olarak tanımlayıp cezalandırmayı öngörmektedir(!?) Uluslararası bağlayıcılığa sahip olan burjuva “evrensel” hukuka uygun yapılan soykırım tanımlamasına ve Dersim’de yaşanan tüm gerçeğe göre, Dersim 38 katliamının su götürmez bir soykırım olduğu alenidir. Bunu inkar edenler niyetli/niyetsiz soykırımın savunucusu veya destekçisi durumundadırlar.

Parantez açalım ki, soykırım yapanların yasalarında soykırımı “suç sayması, yasaklaması, cezalandırması” onlara has anlaşılır genel spesifiğidir ve bu mesele bu yazının konusu değildir. Aynı zamanda evrensel denen veya öyle kabul edilen hukukun da bir burjuva hukuk olduğunun, nihayetinde emperyalist-kapitalist üretim ilişkilerine uygun düzenledikleri bir garabet olduğunun altını çizmek gerekir. Ama böyle de olsa, “TC” devleti, CHP ve tüm Kemalist güruh kendi sınıf hukuku olan burjuva evrensel hukuka uygun davranarak, bu utancıyla yüzleşmek ve yükümlülüklerini yerine getirmek zorunda olduğunu kabul etmelidir.

Devletin resmi belgeleri ve arşivlerinin, yaşayan canlı tanıklarının tanıklıklarıyla ve yaşanmış gerçeklerle ispatlıdır ki, Dersim 38 bir Soykırımdır. Soykırım Devlet politikası olarak Kemalist CHP iktidarı tarafından gerçekleştirilmiştir. Katliamdan sorumlu Kemalist “TC” devletidir. Dolayısıyla “TC” devleti ve özelde de Kemalist CHP Dersim’den özür dilemeli ve gereğini yapmalıdır.

Soykırımcı gerçek karşısında tüm ilerici, aydın, demokrat şahsiyetler ve en önemlisi de tüm Dersimliler CHP’den desteğini geri çekmeli, CHP ve devletin bu suçunu teşhir ederek mücadele etmelidirler. Dersimliler kararlılıkla mücadele etmeli, çünkü katliamı yaşayan onlardı… Ama Dersimlilerden de öteye bütün ilericiler aynı kararlılıkla mücadele etmeli, çünkü Soykırım bir insanlık suçu ve insanlığın sorunudur.

Soykırımdan CHP’yi sorumlu tutup da CHP milletvekili olarak kalmanın keskin tutarsızlığı sahiplerine aittir. Soykırımdan yükümlü olan Kemalist CHP’ye oy vermek, oy istemek, “Dersimlidir” diye CHP milletvekili ve genel başkanına oy vermek oy veren Dersimlinin çelişkisidir. Soykırıma uğramış Dersimlilerin düzen partileri ve özellikle CHP’ye özel tutum alarak destek vermemeleri, bilakis tecrit etmeleri çok daha anlamlı olacaktır.

 
Share