|
Bir komünist partisini sağlam ve güçlü kılan nedenlerden biri de o partinin başta kadroları ve önderleri olmak üzere bireylerinin ezici çoğunluğunun o partiyi var eden ideolojik, politik, sınıfsal, örgütsel, askeri ve kültürel olarak bilinci ve seviyesinin yüksek olmasıdır. Dolayısıyla bir komünist partisinin örgüt bilinci ne kadar yüksek ise o derece sağlam ve güçlü olduğu bilinen bir gerçektir.
Örgüt bilinci ve örgütsel ilkeler Örgüt, her şeyden önce belirli amaçlar için bir araya gelen birden fazla insanlar topluluğudur. İnsanlar oldukça çeşitli nedenler ile o kadar çok çeşitli örgütlenmeler oluşturmuştur ki burada sayfalar dolusu açıklamak ve sıralamak mümkündür. Bizim tartıştığımız konu örgüt- örgüt bilinci ve ilkeler olduğu için yazımızı bununla sınırlandıracağız. Bir komünist partisini sağlam ve güçlü kılan nedenlerden biri de o partinin başta kadroları ve önderleri olmak üzere bireylerinin ezici çoğunluğunun o partiyi var eden ideolojik, politik, sınıfsal, örgütsel, askeri ve kültürel olarak bilinci ve seviyesinin yüksek olmasıdır. Örgüt bilinci zayıf olanlar çabuk kırılırlar ve hızlı bir şekilde savrulurlar. Örgüte ve örgütlenmeye yabancılaşanlar, bu türden ihtiyacı da deyim yerindeyse kuşa çevirmek için bin bir dereden su getirirler ve kendilerini çözümün bir parçası olmaktan alıkoyarlar. Devrimciliği ve devrimci yaşamı bireysel çıkarlarının aleti haline getirmek için elinden geleni yaparlar. Yaşamın bütün noktalarında örgütlenmeyi ve mücadele etmeyi geliştirmek ya da ilerletmek için teorik ve pratik sürecin içine girmek yerine devrimci teoriyi de devrimci pratiği de hobi olarak yürütürler. Bireysel çıkarları, feodal ve kafa kol ilişkileri ön planda tutarlar. Hatta bu noktadaki zaaflarını ve burjuva feodal ilişkilerini örtbas ederek etrafına devrimci ilişki olarak yutturmaya çabalarlar. Onlar için örgütünün ve de ideolojinin, örgütlenmenin, devrimci görev ve sorumlulukların, karar ve planlamaların pek fazla bir değeri yoktur. Adeta devrimcilik kişisel ihtirasları söz konusu olduğunda kapıdan içeri girmez ve burjuva feodal ilişkiler geliştirilmeye çalışılır. Devrimcilik boş zaman işi ve hobi olarak kişisel çıkarların aleti haline getirilir. Çok öncesinde kişisel çıkarların ve ihtirasların ya da burjuva feodal gerici ilişkilerin plan ve programları yapılır ancak devrimci görev ve sorumluluklara, plan ve faaliyetlere karşı da bir o kadar kendiliğindenci, bir o kadar bencil, bir o kadar keyfi ve bir o kadar ketum yaklaşım gösterilir. Bir yandan içselleştirmediği ya da kanıksamadığı örgütünü ve örgütlenmeyi eleştirmek için olmadık beylik laflar edilir, diğer yandan birçok bencil burjuva feodal geri tavır, tutum, anlayış ve pratikler gerçekleştirir. Etrafında da devrimci pozlar vermek için sırayı kimseye vermez. Bencil çıkarları için öylesine sıkı ve ince bir çalışma içerisine girip titiz davranır ki adeta işinin ehli bir usta gözü ve kafasıyla hareket eder. Fakat iş örgütlenme ve örgütlü faaliyet yürütmeye, görev ve sorumluluklarını yerine getirmeye, kendisinin de sözde hem fikir olduğu planlama ve kararlara geldiğinde bir o kadar tersi olarak bencil burjuva feodal geri bir pratik sergiler. Biz komünistler bir dediği ile diğer dediği, dün söylediği ile bugün söylediği, önceki yaptıklarıyla şimdiki ya da sonraki yaptıkları birbirleriyle taban tabana zıt tutarsız insanlar kesinlikle değiliz ve olamayız. Bunu kabul etmek karşıtı olduğumuz burjuva feodal düşman sınıfların bir başka versiyonu veya çeşidi olmaktan başka bir şey değildir. Hiç kimseyi kandırmaya hakkımız yoktur. Devrimci faaliyet yürütmek, örgütlenmek ve örgütlü bir mücadele içerisinde yer almak için o kadar çok haklı nedenimiz var ki bunları burada sıralamakla yetmez. O halde burjuva feodal bencil şekillenişlerden kendimizi kurtarmalıyız. Kendimizle ideolojik ve politik, örgütsel ve kültürel olarak hesaplaşabilmeliyiz. İhtiyaç olan komünist örgütlenmedir Öyleyse her şeyden önce devrimciliğin, örgütlenmenin ve örgütlü bir faaliyet ve mücadele yürütmenin gereklerini yerine getireceksin. Görev ve sorumluluklarının sürekli bilincinde olacaksın ve kimseyi kandırmayacaksın. Esas niyetler açıkça ifade edilmelidir. Bazı sorunları özellikle de kişiselleştirilmiş problemleri bahane ederek devrime, örgüte ve örgütlü mücadele yürütmeye sırtını çevirenler, kararlara uymayanlar, toplantılara basit gerekçelerle gelmeyenler bencil küçük burjuvalardır. Gerçekten doğru ve bilimsel olarak örgütlenmeyi ve örgütlü mücadele yürütmeyi içselleştirenler ve kavrayanlar kesinlikle yoldaşlarını küçümsemezler, onları manipüle etmezler ve etkisiz kılmazlar. Yoldaşlarına iyi bir örnek olmak için sade yaşarlar, mütevazi ve yoldaşlarının iyi birer öğrencisi olurlar. Hangi nedenden dolayı olursa olsun bir örgüte ve örgütlenmeye neden ihtiyaç olduğunu doğru ve bilimsel olarak yeterince kavra(ya)mayanlar, oluşturdukları ya da içerisinde yer aldıkları örgüt ile de bütünleşmekte zorluk çekerler. Tarihsel, toplumsal ve sınıfsal olarak bir birlerine taban tabana zıt kutuplu nesnel ve öznel çağda yaşamaktayız. Objektif olarak yüzyıllardır sınıflı toplum gerçekliğinden ötürü birbirlerine düşman sınıfların ve her birinin kendi içerisinde de oldukça farklılıkların yer aldığı ve önümüzdeki oldukça uzun süreçte de devam edecek olan çelişkilerden ve kavrayış farklılıklarından kaynaklı örgütlenme ve örgüt bilinci de farklılıklar göstermektedir. Sömüren ve ezen sınıflar karşısında sömürülen ve ezilen sınıflar söz konusudur ve her şeyden önce biz komünistler ezilen ve sömürülenlerin asgari düzlemde geçici ya da bir geçiş evresi olarak iktidarını, azami ölçüde ise sınıfsız ve sömürüsüz komünizmi savunmaktayız. İnsanı yaratan emekse o halde öncelikle o emeği ve o insanı iktidara taşımalıyız. Sınıflı toplumlar düzleminde en devrimci sınıfı yani proletarya önderliğinde bütün ezilen ve sömürülenlerin ezici çoğunluğu için örgütlenmeli ve mücadele etmeliyiz. Ancak bununla da yetinmemeli ve insanın insan tarafından sömürülmediği, ezilmediği, baskı ve zulme boyun eğilmediği, herkesin ihtiyacına herkesten gücüne göre ilkesinin bütünlüklü olarak dünyamızda hâkim olduğu komünizm için örgütlenmeli ve durmaksızın mücadele etmeliyiz. Bir komünist partisi nihai yani sonal olarak sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya ve toplum için sadece bir araçtır. Kesinlikle amaç değildir ve amaçlaştırılmamalıdır. Partilerin, halk kitlelerinin çıkarlarını bir kenara atarak kendi çıkarlarını ön planda tutması neticesinde parti ve şeflerin diktatörlüklerinin yaşandığı ve yaşanacağını burada vurgulamak zorundayız. “Her şey parti için” anlayışı bu açıdan yanlıştır ve sakat bir mantığın ya da bakış açısının ürünüdür. Tabii biz bir avuç komünistler, onlar adına savaşarak ve örgütlenerek başaramayız. Onun için başta proletarya ve ezilen halk kitlelerinin önemli bir bölümünü örgütleyerek bunu başaracağız. Burada nitelikli bir örgütlenme ve örgüt ihtiyacı ya da gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Komünist ideolojidir bu niteliğin dokusu ve ihtiyacı. O halde üzerinden yükseldiğimiz komünist ideolojide esneme ve taviz söz konusu olamaz. Bu bir ilkedir. Komünist ideolojinin yaşayan canlı ruhu ise politika yani doğru politikadır. Dolayısıyla ideolojisiz politika kesinlikle söz konusu olamaz. Bu açıdan komünist ideolojiye uygun bir genel siyasal çizgi ve program olmak zorundadır. Örgütün ya da partinin biçim, içeriğin ise her şey olduğu anlayışıyla içeriği yani hangi ideoloji ve siyaset üzerinden yükselerek programını ve politikalarını oluşturduğu kesinlikle birbirlerinden kopuk ele alınmamalıdır. Demokratik Halk Devrimi ve sosyalizm programı bu açıdan oldukça önemlidir. Hangi toplumsal sisteme alternatif bir programımızın olduğunu ortaya koymak gerekiyor. O halde demokratik halk cumhuriyeti ve sosyalizm programımızın içeriğini ve her bir maddesini doğru ve bilimsel olarak doldurmamız gerekmektedir. Bir önemli nokta da örgüt bilincini sürekli olarak ilerletme gerekliliğidir. İlk süreçten bugüne o örgütün hangi aşamalardan, başarı ve başarısızlık ya da olumlu ve olumsuz süreçlerden geçtiğini bütünlüklü olarak doğru ve bilimsel muhasebe etmemiz gerekmektedir. Yaşayan canlı bir organizma olan o örgütün kendi içerisinde ve dışındaki her türlü gelişmelere yönelik bir ilkesi, duruşu, prensipleri, işleyişi ve politikası olmak zorundadır. Bir komünist partisinin örgütsel ilkeleri, o örgütün programıdır, tüzüğüdür. Örgütsel ilkeler açısından doğru ve bilimsel bir programa ve tüzüğe sahip olan bir komünist partisi sağlam ve güçlüdür. Ancak sadece sahip olmak yetmez, aynı zamanda doğru ve bilimsel olarak bunları uygulamak gerekmektedir. Örgütsel ilkelerini doğru ve bilimsel olarak pratikte işletemeyenler aydınlıkta dahi bir arpa boyu yol kat edemez ve gündüz gözüyle bile el yordamıyla yürümekten kendilerini kurtaramazlar. Bir komünist partisinin en yukarıdaki komite ve bireylerinden en aşağıdaki taraftar kitlesine kadar her birinden uyumsuz ve insanın içini ve ruhunu allak bullak eden farklı farklı seslerin gelmemesi için örgütsel ilkelerimize uymak ve ona göre hareket etmek durumundayız. Keşke her bir yoldaş ve halk kitleleri kural, ilke, prensip, tüzük vs. gibi zorunlu disiplin kuralları olmadan doğru ve bilimsel olarak örgütlense ve mücadele yürütse de bütün bu zorunluluklara ihtiyaç olmasa. Fakat sınıflı toplumlar gerçekliği ve kavrayış farklılıkları düzleminde bu mümkün görünmemektedir. Dolayısıyla kolektif olarak irade ve disiplin kuralları, tüzüğü ve işleyişine ihtiyaç duymaktayız. Bu açıdan nitelik ve disiplin birbirleriyle kopmaz bağlarla bağlıdır ve birbirlerinin zorunlu koşullarıdırlar. Bir önemli nokta ise aynı zamanda Maoist komünistleri de uzun yıllar meşgul eden olumsuzluk olarak nitelendirilebilecek, denetim olgusudur. Aslında yukarıdan aşağıya bir komünist partisi komite ve örgütlenmelerinde gerçekleştirilen düzenli ya da düzensiz toplantılar ve belirli aralıklar ile yapılan dar veya geniş katılımlı oturumlar, eğitimler, paneller, seminerler, sempozyumlar, iradesiyle yaptığı kongre ve konferanslar aynı zamanda birer denetimdir. Fakat bir de demokratik merkeziyetçilik gereği alt kademeler üst kademelere, azınlık çoğunluğa, birey örgüte, bütün örgütler Merkez Komitesi (MK)’ ne bağlı anlayışı ve ilkesinden ötürü üst organlar alt organları, örgüt bireyi, çoğunluk azınlığı, MK bütün alt örgütlenmeleri düzenli olarak denetlemelidirler. Kuşkusuz bu da en genel ifadeyle raporlar üzerinden olur. Dolayısıyla her örgütlü komite üst organlara raporlarını düzenli olarak iletmelidir ya da vermelidir. Doğru düzgün rapor iletilmeyince üst organlar tabii ki sorumlusu olduğu kendi bölge ve alanlarındaki olumlu veya olumsuz gelişmeleri nasıl bilsin, nasıl müdahale etsin ve nasıl ve hangi şekilde ne ya da ne tür politikalar ve perspektifler sunsun. Bu açıdan rapor sistemi işletilmiyorsa üst organlar kesinlikle müdahale etmelidirler ve rapor istemelidirler. Bunun dışında dönem dönem ya da belirli aralıklar ile yerinde pratik denetim mekanizmasını işletmelidir.
Örgüt bütünlüğü tayin edicidir
Örgüt bilinci ve örgütsel ilkelerimiz noktasında bir önemli husus ise bunların sürekli olarak yaşanan somut nesnel gerçekliklere göre geliştirilmesi ve ilerletilmesidir. Biz komünistler dogmatik ve tutucu ya da muhafazakâr değiliz, dolayısıyla eylem kılavuzluğu anlayışından hareketle sürekli gelişen somut koşullara göre örgüt bilincimizi pekiştirmeli ve örgütsel ilkelerimizi geliştirmeliyiz. Bu noktada örneğin bir yüz ya da yüz elli yıl önceki örgüt bilinci ve örgütsel ilkeler ile bugünkü örgüt bilinci ve örgütsel ilkelerimizin bire bir aynı olmadığını, olamayacağını ve olmaması gerektiğini rahatlıkla belirtebiliriz. Dolayısıyla örgüt bilinci ve örgütsel ilkelerimiz de sürekli gelişim göstermiştir ve bundan sonraki önümüzdeki süreçte de sürekli gelişecektir ve gelişmek durumundadır. Unutulmamalıdır ki sömüren ve ezen hâkim sınıflar sadece acı kuvvetle yani baskı ve şiddetle yönetmezler, aynı zamanda geleneklerin ölü ağırlığıyla da yönetirler. Araştırma ve inceleme tarzımızı geliştirmeli ve ilerletmeliyiz. Düşünce yöntemi ve çalışma tarzımızı düzeltmeli ve Türkiye-Kuzey Kürdistan’da yürüttüğümüz halk savaşına bütünlüklü olarak başta kendimizi olmak üzere ideoloji ve politikalarımızı, askeri, örgütsel ve kültürel faaliyetlerimizi bu stratejimize hizmet edecek şekilde ele almalıyız. İdeolojik ve siyasal, örgütsel ve askeri, felsefi ve kültürel bütünlüklü olarak gelişim gösterebilmeliyiz. İdeolojik ve siyasi seviyemizi yükselttiğimiz ölçüde sırtımızdaki kamburlardan kurtulabileceğiz, gerçekten bilinçli bir örgütün ya da hareketin veya partinin bireyleri olarak örgütsel ilkelerimize sıkı sıkıya sarılabileceğiz. Kolektif olarak örgüt bilinci yüksek ve örgütsel ilkelere sıkı sıkıya bağlı prensipli ve disiplinli yaşam ve faaliyetleri yürüttüğümüzde Halk Savaşı’nın her bir siperinde ne yaptığını, niçin ve nasıl mücadele yürüttüğünü bilen huzurlu komünistler olacağız. Etrafına pozitif enerji saçan komünist yoldaşlara çok ihtiyaç var. Karamsarlık ve umutsuzluğa karşı ille de doğru ve bilimsel nitelikli bir komünist partisine her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Sürekli olarak siyasi ve ideolojik seviyesini yükselten, kolektif olarak önderliğini geliştirerek süreklileştiren, örgütsel durumunu oturtan, esasta düşmanlarımızın ve buna paralel yanlışlarımızla örtüşerek gerçekleşen marjinalleşmeye karşı kitleselleşen, gerillanın nitel ve nicel seviyesini arttıran, temel ve önemli konularda araştırmasını yapan, düşmanın ideolojik ve politik, askeri ve psikolojik saldırılarını ve deşifrasyonu boşa çıkaran, düşünce yöntemi ve çalışma tarzını doğru ve bilimsel olarak sürekli geliştiren veya gelişmeye sürekli açık kapı bırakan, politik iktidar mücadelesinden taviz vermeyen bir komünist partisine her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğu bilinmelidir. Bunun için örgüt bilincimizi sürekli ilerletelim, örgütsel ilkelerimizin sıkı takipçisi ve sağlam-doğru ve bilimsel olarak örgütlü mücadelenin militanları ve aktivistleri olalım. Unutulmamalıdır ki ideolojik ve siyasal, örgütsel ve askeri, ekonomik ve psikolojik, kültürel ve felsefi her bir alanda farklı düzeylerde yaşanan tasfiyeciliğe karşı topyekün mücadele yürütmek için doğru ve bilimsel ilkeler ışığında disiplinli, sağlam ve güçlü bir örgüte ihtiyacımız var. Halk Savaşı’nın örgütlü nitel bir bireyi ve savaşçısı olmak için adımlarımızı ve çalışmalarımızı yoğunlaştıralım.
|