Yazarın Diğer Yazıları
Mekanlar
Korsika
Yımaz Güney’le bir gün
İstanbul'a güzelleme
Abidin Dino : « Ölmez Otu »
Yök'le mücadele
Fransa'da eylemler sürüyor
CHE : Gelecek zaferlerin komutanı
Felsefe hesaplaşıyor
1968’de MAYIS
15-16 HAZİRAN 1970: DİRENİŞ
Fedarasyon iyidir
İşgal ve anlamı
Abidin Dino: Tümden Sanatçı/Tümüyle Sanatçı
Vurgun mu, salgın mı?
| Fedarasyon iyidir |
|
M. Sehmus Güzel
Devlet-Ulus yapısının tek devlet yapısı olmadığını, bu yapının Avrupa Birliği üyesi bütün devletlerce terk edildiğini ve federal yapılara gidildiğini, bunların hiç bir yerde bölünmeyle sonuçlanmadığını eklemek olası. Federal veya geniş bölgesel özerkliklere sahip devlet yapısıyla, işsizlik sorunun giderilmesi, kültürel gelişmede adımlar atılması, bölgesel kalkınmanın gerçekleştirilmesi, bölgesel ulaşım ve toplu konut sorunlarının çözümlenmesi gibi birçok konuda başarılar elde edildiğini de saptıyoruz. Devlet-Ulustan Federasyona başlıklı ve birkaç hafta önce Kardelen Yayıncılık tarafından meraklılarına sunulan kitabımda bu noktalara dikkat çekmeye çabalıyorum. Daha önce devlet-ulusun tanımını ve tarihi geçmişini kısaca aktardıktan, bunun bölgemizdeki örneklerine değindikten sonra. Bölgesel özerklik, yerinden yönetim, federal veya konfederal yapı ayrılmak değildir. Çünkü federal yapıya sahip bir devlet « üniter yapı »dan vazgeçmiş değildir. Yani federasyonda devlet yine yekpare/tekparça yapısını sürdürüyor. İşte bugün dünyadaki federasyonların ve konfederasyonların hepsi kendi sınırları içinde tek parça. Çin Halk Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada Konfederasyonu, Meksika Birleşik Devletleri, İsviçre Konfederasyonu, Brezilya Federal Cumhureyeti en bilinenleri. Türkiye'de kimi çevreler bilerek ya da bilmeyerek federal yapının « bölünmek » anlamına geldiğini iddia ediyorlar. Bu doğru değil. Çünkü federal yapı üniter yapının, farklı bir devlet yapısıyla, başka bir işleyiş biçimiyle, başka bir yönetsel dengeyle sürmesi demektir. Bölünmek sadece bir devletteki bir ülkenin, bir bölgenin, bir özerk topluluğun bağımsızlığını ilanı ile söz konusu olabilir. Dolayısıyla bugün Türkiye'nin önünde örnek eksikliği bulunmuyor. Ancak siyasi niyet, siyasi irade ve icra/yapmak/yürütmek arzusu, kararlılığı gerekli. Aslına bakarsanız Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'da sanki niyet var gibi. « Sanki » ve « gibi » sözcüklerini seçerek kullanıyorum. Niyetinin varlığını gösteren birkaç işareti epey önce verdi. Edirne'de, yanılmıyorsam Kasım 2005'te, yaptığı bir konuşmada « Bizde adem-i merkeziyet neden olmasın? » sorusunu sordu ve şunu ekledi: « Kararlar yerinde verilmeli. » Bu bir işaretti. Sonra, Diyarbakır'da o artık çok ünlü konuşmasını yaptı : « Kürt sorunu benim sorunumdur. » dedi. Bu da güzel... Aradan zaman geçti. Çok zaman geçti... Nihayet 5 Ağustos 2009’da, yani aradan yıllar geçtikten sonra, DTP heyetini AKP Genel Başkanı sıfatıyla, ama İçişleri Bakanı ve AKP yönetiminden birkaç yakınıyla kabul etti. Bu da çok önemli. Sanki buzlar eridi sandık. Bütün bunlar barış için, yeni bir toplumsal sözleşme için, özerklik, yerinden yönetim, adem-i merkeziyet için niyet belirtileri olarak algılanabilir. Biz de öyle yaptık. Ama bunlar aynı zamanda yeterli de değiller. Nitekim yeterli de olmadılar. Siyasi iradenin inanmış bir biçimde ve meseleyi çözecek bir hamleyle harekete geçmesini bekliyoruz. Umuyoruz. Başbakan ve hükümeti icra etmek için, « yapmak » için iş başındadır. Sadece söylemek için değil. söylediklerini hayata geçirmesi lazım. Umutla bekliyoruz bugün. Ama o günlerden bugünlere olup-bitenler bu konuda ciddi ve kalıcı adım atılmadığını da gözler önüne serdi/seriyor. Ne yapmalı ? KÜNYE : DEVLET-ULUSTAN FEDERASYONA, KARDELEN YAYINCILIK, İSTANBUL, 2010, 102 sayfa.
|

Bugün federal veya konfederal devlet yapısı sadece bir ütopya değildir, birçok kıtada değişik örnekleriyle uygulanan bir gerçektir. Ve bunların bilinmesi, incelenmesi, yararlanılması ve bize en uygun olanının kendi geçmişimizden çıkarılacak derslerle birlikte hayata geçirilmesi yerinde olacaktır.