Korsika

Yirminci yüzyıla damgasını vuran, milyonlarca insanın genç yaşında öldürülmesine neden olan kıyımları Avrupa’da önlemeye ve üye devletler arasında bir barış dünyası yaratmaya yönelik Avrupa Birliği (AB) bünyesinde aynı amaçla ve bilhassa üye bir devletin sınırları içinde iç şavaşı engelleyebilmek umuduyla devlet yapısının 1940’ların ikinci yarısından bu yana değiştiğini, alttan gelen dalgalara dayanamayan ama aynı zamanda günün ihtiyaçlarına yanıt vermek isteyen devletlerin girişimiyle değiştirildiğini biliyoruz.

Genel olarak Avrupa’da özel olarak AB üyesi devletler bünyesinde son altmış yıldan bu yana devlet-ulustan federasyona doğru gidiliyor. Devlet-ulusun yaratıcısı ve en sıkı merkezi devlet yapısında yıllarca direnen Fransa Cumhuriyeti bile, artık Anayasası’nda öngördüğü gibi « décentralisé » (« merkezden uzak/kopuk » diyelim) bir cumhuriyettir. Evet, artık Fransa’da bile yerinden yönetim söz konusudur. Merkezi devlet birçok yetkisini yerel karar mekanizmalarına devretmiştir. Ve bu devir işi sürüyor.

Oysa daha kısa bir süre önce, Cezayir, Tunus, Fas, Bask Ülkesi ve Korsika örneklerinde görüldüğü gibi, Fransa Cumhuriyeti, kontrgerilla, manipülasyon ve benzeri « kirli savaş » yöntemlerini uygulamaktan çekinmiyordu. Bunun Cezayir’deki ve diğer Magrip ülkelerindeki örnekleri ile Bask Ülkesi’nde yapılanlar özel ve ayrıntılı incelemelerin konusu olacak önemdedir. Burada Korsika adasındaki örneğini kısaca anmak istiyorum.

5 Mayıs 1976’da kurulan FLNC (Korsika Ulusal Kurtuluş Cephesi) yönetici ve militanlarına karşı « savaşmak üzere » Fransa gizli servisleri, polisi ve ordusu kendi adamlarına « Francia » (Korsikaca Fransa anlamına geliyor) isminde bir örgüt kurdurdu. Güya « yurtsever » Korsikalılarca kurulmuş ve bağımsızlık yanlısı Korsikalılara karşı mücadele veren, Korsika’nın Fransa’dan ayrılmasını asla istemeyen bir örgüt havasına büründürüldü. Kimse bunu « yutmadı ». Yutamazdı da. Dahası foyası kısa bir süre sonra ortaya çıkarıldı.

Evet bir kontrgerilla örgütü olan bu yapının elemanlarını Ocak 1981’de FLNC militanları ortaya çıkardılar. Şöyle oldu: 6 Ocak 1981’de Francia’nın üç silahlı adamı Bastelica köyü yakınında, büyük olasılıkla « eyleme » giderken FLNC militanlarınca yakalandılar. Böylece gizli servislerin, istihbarat şebekelerinin, polisin ve ordunun kendi adamlarına kurdurttuğu Francia isimli bu çete deşifre edildi. Korsika’nın bağımsızlığı için mücadele eden FLNC yönetici ve militanları bu adamları tek tek teşhir ettiler. Bunun sonrasında Korsika’nın en büyük kenti Ajaccio’da düzenlenen görkemli gösteride Francia ve Fransa’daki kontrgerilla örgütü SAC (Service d’Action Civique) ve onun Korsika’daki uzantılarının iplikleri pazara çıkarıldı...

Mayıs 1981’de cumhurbaşkanlığı seçimine Sol’un tek adayı olarak giren François Mitterand’ın kazanmasından sonra burada isimlerini andığım örgütlere son verildi. Elbette istihbarat şebekeleri ve gizli servisler ve onların « silahlı kolları » ortadan kaldırılmadı, başka birimler benzer görevler için oluşturuldular. Ancak polis, ordu, istihbarat  ve gizli servis elemanlarının herşeyi yasal çerçevede yapmaları için de her türlü yasal ve idari düzenlemeler yapıldı. Bu da herşey yasal olarak yapıldı anlamına gelmez. Zaten bilinen bir gerçektir; Devlet eğer sadece yasal çerçeve içinde birşeyler yapmak isteseydi polisi, ordusu ile yetinir ve gizli servislere ve istihbarat şebekelerine ihtiyaç duymazdı. Bunların var olması bile devletin yasa dışı işler yaptığının ve/veya yapacağının göstergeleridir.

Mitterrand’ın iktidarı almasından sonra, Fransız Komünist Partisi ve diğer sol partilerle birlikte belirlenmiş « Ortak Program »da yer alan vaatlerin kimi (ilk yıllarda tümüne yakını) yaşama geçirildi. Bu bağlamda öteden beri konuşulan Korsika adası da içinde Fransa’nın yeni bir biçimde oluşturulan “bölgelerine” geniş özerklik tanındı. Bu elbette bağımsızlık değildi ama daha geniş özerklik ve daha çok özgürlük için bir ilk adımdı. Nitekim süreç içinde Korsika adasına ilişkin özel tüzel düzenlemelerle  özerkliği daha da genişletildi...

Akdeniz adalarının kendilerine özgü konumları öteden beri biliniyor. Kıbrıs, Malta, Sicilya, Sardunya adalarını burada anımsayabiliriz : Bunlardan ilk ikisi bağımsızdır, sonrakiler ise geniş özerklik sahibidirler. Korsika da “yüz kere fethedilen, ama asla boyun eğmeyen” bir adadır. Bu adaya da geniş özerklik tanınması son derece doğal. Fransa Cumhuriyeti bünyesinde en geniş özerkliğe sahip bu “bölge”de bağımsızlık yanlıları mücadeleyi sürdürüyorlar ve seçimlerde oy oranlarını artırıyorlar. Bunun bir örneğini Mart 2010’daki bölge seçimlerinde gördük.

Nüfusu 300.000  kadar olan ve her yıl bir milyondan fazla turist ağırlayan Korsika adası yakında veya belli bir zaman içinde bağımsızlığını edinecek mi? Yoksa Fransa Cumhuriyeti içinde en geniş özerklik sahibi olarak AB’nin önemli bölgelerinden biri olarak mı kalacak ? Bunu önümüzdeki yıllarda göreceğiz. Geniş özerklik sonucu adadaki silahlı eylemlere süreç içinde giderek son verildiğini de burada anmak gerek.

NOT: Korsika ve AB üyelerindeki devlet yapısındaki değişimler konusunda daha geniş bilgi için şu iki kitabıma bakılabilir :

Avrupa Birliği’nde Devlet ve Fransa’da Korsika, Pêrî Yayınları, İstanbul, 2006.

Devlet-Ulus’tan Federasyona, Kardelen Yayıncılık, İstanbul, 2010.

 
Share