Devrimci yazar Fakir Baykurt yaşıyor

fakir_baykurtDevrimci sanat anlayışını kitlelerle bütünleştiren Fakir Baykurt, romanlarıyla ve öyküleriyle halkın belleğinde yaşıyor

HABER MERKEZİ (10.10.2011)- 1929’da Burdur’un Yeşilova İlçesi Akçaköy’de doğar. Az topraklı köylü bir ailenin çocuğu olan Fakir Baykurt 1948'de Gönen Köy Enstitüsü’nü bitirir. 5 yıl köy öğretmenliği yaptıktan sonra 1955 yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’nden mezun olur. Yazdığı roman, öykü ve anılarıyla geniş bir okuyucu kitlesinin beğenisini kazanır. Hafik ve Şavşat’ta öğretmenlik ve ilköğretim müfettişliği yapan Baykurt, 1958 yılında ilk romanı Yılanların Öcü’nün yayınlanmasından sonra hakkında soruşturma açılır ve beraat eder. Bu dönemde bakanlık emrine alınır.

Yaşamı boyunca defalarca gözaltına alınan ve üretimlerine polisler tarafından sürekli el konularak çeşitli baskılara maruz kalan Baykurt, gerek romanlarıyla gerekse de yazılarıyla her zaman ezilenlerden yana devrimci duruşunu ortaya koyar ve mücadelesinden hiçbir zaman geri adım atmaz.

Öğretmenlerin boykotuna katıldığı için ‘açık’a alınır

1962’de Türkiye Öğretmenler Sendikası'nın (TÖS ) kuruluşunda aktif görevler alan Baykurt, Türkiye Öğretmen Dernekleri Milli Federasyonu (TÖMFED) Genel Başkanı olur. Öğretmenlerin ülke genelinde yaptığı boykota katılması nedeniyle 1969'da açığa alınır. 1971'de istifa eder. 12 Mart döneminde sıkıyönetimce tutuklanır ve askeri mahkeme tarafından uzun süre yargılanmasına rağmen beraat eder. Salıverildikten sonra Almanya’ya giden yazar, uzun süre Duisburg kentinde yaşar. Almanya’da çalışan işçilerimizin sorunlarını ve hayatta kalma mücadelesini anlatan romanlarıyla dikkat çeker. Özellikle Yarım Ekmek, Koca Ren ve Yüksek Fırınlar bu romanlardır.

Yazmaya şiirle başlayan Fakir Baykurt’un asıl adı Tahir’dir. O dönemde yazarlar arasında mahlas kullanma geleneği yaygındır ve yazarımız da bu geleneği devam ettirerek Fakir adını alır.

1950'den sonra öykü ve romana yönelir. Yazara göre öykü: "Yazıldığı dönemin tarihsel, toplumsal renklerini, özelliklerini içermeli az da olsa belge işlevi yüklenmelidir." İlk öykü kitabı Çilli’den başlayarak öykülerinde bir anı değil geniş dönemleri işler. Baykurt romanlarında ülkemizdeki köylülerin yaşamını işlerken halkçı ve devrimci bakış açısını açıkça ortaya koyar. Köylülerin bilinci ve bilinçaltındaki istekleriyle tepkilerini ve çelişkilerini gerçekçi bir şekilde vermesiyle tanınır.

Romanlarında ve yazılarında sınıfsal duruşu nettir

1950-1970 döneminde etkili olan köylülerin yaşamının anlatıldığı romanların öncülüğünü yapanlardandır. Yazar kendisine yönelik söylenen köy romancısı adlandırmasını kabul etmez. Köylülerin bilinçlenmesi gerektiğini savunan Baykurt, sömürenlere karşı sınıfsal bakış açısını yansıtan romanlar yazar. Onun kahramanları bazı romanlarda anlatılan saf, hiçbir şey bilmeyen, cahil köylüler değildir. Köylüler her şeyin farkındadırlar ve o zeka göstergesi kurnazlıklarını her zaman sergilerler. Ve kendilerini aldatmak isteyenlere karşı bu yaklaşımı teşhir eden tepkiler ortaya koyarlar.

Kaplumbağalar romanı köylülerin tepkilerini devlete karşı nasıl gösterdiğine dair iyi bir örnek oluşturur. Köylerinde üzüm bağı olmayan köylülerin, üzüm yiyebilmek için uzun yıllar verdikleri emekle birlikte yarattıkları değer işlenir bu romanda. Yaratılan değerin devlet tarafından nasıl yok sayılarak gasp edilmeye çalışıldığının anlatıldığı bu roman, köylülerin bilincini ve devrimci çıkışını da ortaya koyması bakımından edebiyatımızda önemli bir yer tutar. Kendi yetiştirdikleri bağı yakarak devlete tepkilerini eylemle gösteren köylüler yazarımızın romanlarında sıkça işlediği temalar arasındadır.

Romanlarında devrimci sanat anlayışını açıkça ortaya koyar

Baykurt, Keklik romanında bir generalin bir çocuğun köyden getirdiği kekliğe el koyan tavrındaki sınıf çelişkisini ve bir çocuğun kekliğini almak için verdiği mücadeleyi son derece gerçekçi bir üslupla abartıya kaçmadan verir. Çocuğun tek istediği kendisine alıştırdığı kekliğini geri almaktır ancak bu mücadele o kadar kolay olmayacaktır. Devletin bütün kurumları olayların gelişimiyle birlikte karşılarına çıkacak, çocukla dedesi karakolda işkenceyle tanışacaklardır. Devlet yine yapacağını yapar ve halkın yerine kendi çanak yalayıcılarının yanında halkın karşısına çıkar.

Amerikan Sargısı romanı da halkla devlet görevlileri arasındaki sınıf çelişkisini ortaya koyması bakımından iyi bir örnek oluşturur. Romanda devletin köylülere hizmet iddiasıyla yola çıkıp bir köyün dağını yerle bir ederek yerine orada hiç yetişmeyen ağaçları dikmesi işlenir. Devlet yetkilileri bu arazinin etrafını tel örgüyle kapatarak köylülerin araziye girişini de engellerken esasta neye hizmet ettiğini de açıkça ortaya koyar. Köylüler devletin kendilerine hizmet etmek gibi bir sorununun olmadığını kısa zamanda anlayacaklar ve bir gün gece sabaha kadar yerle bir edilen dağı yeniden yerine koyarak devrimci bir çıkış gerçekleştireceklerdir. Bu çıkış köylünün zekasını göstermesi bakımından da dikkate değerdir. Köylüler devletin kendileri için bir şey yapmadığını, yaptıkları eylemle ortaya koyarlar ve roman burada biter.

Onun köylüleri bilinçlidir

Baykurt’un köylülerinin en önemli özelliği her zaman umuda açılan bir pencerede kendilerini ifade etmeleridir. Sonrası okura kalmıştır. Okur oradan alacağını alır ve keyifle okunan bir romanın tadını alarak yaşamına döner. Hep kendini daha ileriye taşıyan bir okur olarak.

Baykurt, “Elli Yazılar” adlı kitabında hayatın sürekli değişerek geliştiğini anlatırken romanlarını sürekli yeniden yazdığından söz eder. En iyi üretimi ortaya çıkarmaktır amacı.

Egemen sınıflara karşı mücadele azmini ortaya koyar

Bu kitabında “Yılanların Öcü” kitabının tiyatrosu sırasında Ankara’da yaşadıkları bir olaydan söz eder. Orada köylüleri sömüren ağa, eşraf takımının teşhirini yaparken, baskılara boyun eğerek sessiz kalan bir kişiden söz eder. Roman halkın sırtına kene gibi yapışan egemen sınıflara karşı güçlü bir devrimci cevabı içermektedir. Irazca’nın mücadelesi ve hayata tutunma çabasını. Oyunun oynandığı salonda faşistler tepkilerini sahneye yumurta atarak gösterirler. Baykurt’un duruşu nettir. “ Onların attığı her taş egemen sınıflara karşı mücadelemi daha ileriye taşıma ve geliştirme kararlılığı veriyor bana.” der. O yaşamdaki devrimci duruşuyla hep halkının yanındadır.

Tırpan ağalara karşı örgütlü mücadelenin önemine vurgu yapar

Tırpan romanında da köylülerin karşısında durarak onlara her türlü zulmü reva gören bir ağanın karşısına, onunla evlenmek istemeyen bir kadını çıkarır. Ağa kendisiyle evlenmek istemeyen kadını zorla almaya çalışır. Köylüler buna karşı bilge bir kadının öncülüğünde örgütlenerek, Ümmü’yü ağalara karşı örgütlü bir köylü toplamının dayanışması anlatılır. Köylülerin örgütlü hareket etmesiyle yarattığı enerjiyi ortaya koyan bu romanın finalinde; Ümmü’nün ağayı tırpanla öldürmesi mücadelenin kazanımları açısından oldukça öğreticidir. Romanın sonunda gördüğümüz o tırpan, ağa, ulema, eşraf takımına karşı köylülerin devrimci çıkışını temsil eder.

Fakir Baykurt 10 Ekim 1999 tarihinde aramızdan ayrılırken, geride onlarca roman, öykü, anı ve şiirlerini bıraktı. Baykurt, halkın belleğine üretimleriyle ve hayattaki devrimci duruşuyla yaşamaya devam ediyor.

 


 

 

 

 

 
Share