| 'Yaşamım benim en büyük şiirimdir' |
|
HABER MERKEZİ (16.09.2011)- Can Yücel 1926 yılında İstanbul’da doğar. Milli Eğitim eski bakanlarından Hasan Ali Yücel’in oğludur. Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nde Latince-Yunanca okurken öğrenimini İngiltere’nin Cambridge Üniversitesi’nde devam ettirir. Şair, çevirmen ve radyo görevlisi olarak tanınırken çeşitli elçiliklerde çevirmenlik, Londra’da BBC’nin Türkçe bölümünde spikerlik yapar. 1958’de ülkeye döner ve turist rehberi olarak çalışmaya başlar. Ardından bağımsız çevirmen olarak çalışırken yazdığı şiirlerle ve şair kimliğiyle dikkat çekmeye başlar. Can Yücel ilk şiirini 1950 yılında Yazın dergisinde yayınlar. İlk şiirlerini 1950’de Yazma adlı kitabında toplayan Can Yücel, şiirlerinde taşlamalara sıkça yer verir. Şiirlerindeki duyarlılık kendini hissettirirken onların kolayca etkisine girersiniz. Felsefi derinlikli şiirlerinde kullandığı yalın dili insanı hemen etkisi altına alır. Şiirlerinde argo kelimeleri yerinde kullanarak kendine has bir şiir anlayışı geliştirmiştir. Can Yücel şiirlerinde yaptığı göndermelerle ve verdiği mesajlarla dikkat çekerken şiirlerdeki toplumsal mesaj hep vardır. Egemen sınıflara karşı öfkesi siyasi şiirlerinde kendini açıkça hissettirir. 1956 yılında Güler Yücel’le evlenir ve bu evlilikten iki çocuğu olur. Biçim arayışlarıyla geçen yılların ardından çeşitli edebiyat, kültür ve sanat dergileriyle siyasi dergilerde şiirlerini yayınlar. Aynı zamanda edebiyat ve tiyatro çevirileri de yapar. 1965 sonrası siyasi şiirler yazmaya başlar. 12 Mart döneminde Che Guevara’dan ve Mao’dan çeviriler yapar. Bu çeviriler nedeniyle 15 yıl hapis alır. Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın cuntacılar tarafından asılması sonrası “Mare Nostrum” adlı şiiriyle şu dizeleri haykırır: “En uzun koşuysa elbet Türkiye’de de devrim, Deniz Gezmiş ve mücadele arkadaşlarının direncini ve ölüme yürürken taşıdıkları inancı şiirinde çarpıcı bir dille ve şiirde yarattığı yeniliklerle anlatır. Onun şiirleri her zaman halkının yanındadır ancak hep halka öncülük eden aydın kimliğiyle. Can Yücel şiirlerinde bazen kendine has üslubuyla işkencede direnen bir kadını anlatır, bazen de yaşanan günlük bir olayı çarpıcı bir şekilde anlatır. Şiirlerinde her zaman hayatı kavrayışını yansıtan bir mesaj vardır. Darwin Üzre adlı şiirinde işkencede direnen devrimci bir kadın tutsağın direncini yeniden ete kemiğe büründürür: “Devrimcilik gibi şairlik de İşte böyle bir şiir bizim yazmak istediğimiz…. “ Can Yücel’in dizelerinde halkının yanında olduğu bütün doğallığıyla ve çarpıcılığıyla hissedilir. O ülkemizin emperyalistler tarafından sömürülmesinin karşısında da halkın yanındadır. Bu yaklaşımını şiirlerinde hissederiz. “Nazireler” şiirinde NATO’ya göndermeler yapar: “Eski Datça’dan çıkınca yola, NATO’nun kablosu çıkacak karşına Sakın şaşırma” 1974 affı sonrası hapishaneden çıkar. Hapishanede yaşadıklarını Bir Siyasinin Şiirleri adlı kitabında toplar. Bu şiirler defalarca baskı yaparak en çok okunan kitaplar arasına girmiştir. 12 Eylül sonrasında yayınladığı "Rengahenk" adlı şiir kitabı müstehcen bulunarak toplatılır. Hayatının son yıllarını Datça’da geçirir. Leman ve Öküz dergilerinde şiirlerini ve yazılarını yayınlamaya başlar. Süleyman Demirel’e hakaretten yargılanır ancak ceza almaz. 12 Ağustos 1999’da Muğla’nın Datça İlçesi’nde onlarca şiir kitabını, yüzlerce çevirisini geride bırakarak çok sevdiği günebakan çiçekleriyle uğurlanarak aramızdan ayrılır. Can Yücel gerek yaşamdaki duruşuyla gerekse de halktan yana şiir anlayışıyla bizlerden biri olarak aramızda yaşamaya devam ediyor. |

Kendine has şiir anlayışıyla edebiyatımızda önemli bir yer edinen Can Yücel, taşlamada ve hicivdeki ustalığıyla da halk tarafından sevildi