‘Ergenekon Türkiye'deki karanlık yapının bir kısmıdır’

AMED (04.03.2009) - Amed eski İHD Şube Başkanı Avukat Tahir Elçi, Ergenekon operasyonu ile birlikte yeniden öne çıkan faili meçhul cinayetlere ilişkin değerlendirmede bulundu. Şemdinli olayında AKP Hükümeti'nin kötü bir sınav verdiğini belirten Tahir Elçi, “Ergenekon sadece AKP’ye yönelik 2004 yılında tasarlanmış darbe niteliğine sahip bir örgüt değildir. Ergenekon aslında Türkiye’deki çok karanlık yapılardan sadece bir kısmıdır. Tabi bu da hali hazırda birkaç kişinin tutuklanmasıyla çözülecek iş değil elbette.”

Ergenekon operasyonu ile birlikte JİTEM ve Özel Harekât Dairesi içerisinde faaliyet yürüten önemli isimlerin tutuklanması ve ortaya çıkan yeni bilgiler ülke genelinde işlenen faili meçhul cinayetleri tekrardan gündeme getirdi. Öyle ki; sürekli PKK'nin üzerine atılan ve 1990'lı yıllarda yaşanan bazı olayların gerçek sorumlusunun kontr-gerilla olduğu dönemin devlet bakanları tarafından itiraf edildi.

Cumartesi Anneleri'nin faili meçhuller için tekrardan sokağa çıktığı, Kürt illerinde yüzlerce ailenin kaybedilen yakınları için savcılıklara başvurduğu bir dönemden geçiyoruz.  Faili meçhuller konusunda hukuk alanında önemli mücadeleler vermiş ve bu mücadelesini şimdi de sürdüren eski Amed İHD Şube Başkanı Avukat Tahir Elçi, Ergenekon ile birlikte faili meçhuller konusunda yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

Soğuk savaş sürecinde NATO tarafından Komünizme karşı oluşturulan Gladyo tarzı örgütlenmelerin, iki kutuplu dünyanın çökmesinin ardından birçok ülkede tasfiye edildiğini belirten Tahir Elçi, “Ancak Türkiye’de Türk gladyosu tasfiye edilmedi. Türk gladyosu aslında baştan beri NATO gladyosu değildi ve Türkiye’nin özel koşullarına yönelik olarak daha çok Türkiye’deki muhalif kesimlere, Kürtlere karşı örgütlenmişti. 1990’lı yıllara geldiğimizde dünyada bu süreç kapanırken; bizde ise Kürt sorunu bağlamında, Türkiye’deki Türk gladyosu yoluna devam etmiştir.  Şimdi bu günlerde çok tartışılıyor, 'Gladyo nedir? Ergenekon nedir? Ergenekon, gladyo mudur? JİTEM nedir?' diye. Kafalar çok karışık... Ben bunu şöyle tanımlıyorum: Bunu tek yapı, bir ev olarak düşünün. Bunların her biri aynı yapının birer odaları gibidir. Bana göre JİTEM, bu hukuk dışı yapının, Kürt sorunu bağlamında ortaya çıkan ve bölgede çok sayıda hukuk dışı suç işleyen kısmının adıdır” diyor.

'1990'lı yıllarda Kürt illerinde yaşanan esrarengiz olaylar'

1990’lı yıllara geldiğinde Kürt illerinden esrarengiz olayların yaşanmaya başladığını hatırlatan Elçi, yaşanan olayları şu şekilde açıklıyor: “Bazı arabalara bombalar konuldu, insanlar kaybolmaya başladı, faili meçhul cinayetler işlenmeye başlandı. Bunun en bilinen örneği Vedat Aydın, Musa Anter cinayetleri… Yine Sıddık Tan adlı İHD yöneticisinin Batman’da arabasına bomba koyulması olayı… Bu politik cinayetler, gözaltında kayıplar, kundaklamalar, bombalamalar başlayınca, herkes polis demeye başladı. Evet, ortalıkta gezenler, sivil kıyafetlerle gerek şehir merkezlerinde gerek diğer küçük yerleşim birimlerinde, köylerde, kasabalarda gezenler; aslında polis değillerdi. Tabi ki sivil jandarma görevlileri idi, jandarma istihbarat görevlileriydi.

Diyebiliriz ki; 1990’lı yıllar boyunca bölgede meydana gelmiş çok sayıda hukuk dışı olayın arkasındaki karanlık odaktır JİTEM.”

'Kürtlerin sürece güven duyması için henüz çok erken'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın en son Diyarbakır mitingi dönüşünde, “Ergenekon işi sürecek, Ergenekon soruşturması nereye kadar giderse gitsin devem edecek” söylediğini hatırlatan Elçi,   Ergenekon operasyonu ve yaşanan son gelişmeleri ise şu cümleler ile değerlendirdi: “Ergenekon sadece AKP’ye yönelik2004 yılında tasarlanmış darbe niteliğine sahip bir örgüt değildir. Ergenekon aslında Türkiye'deki çok karanlık yapılardan sadece bir kısmıdır. Tabi bu da hali hazırda birkaç kişinin tutuklanmasıyla çözülecek iş değil elbette. Bu soruşturmanın gelişmesi, derinleşmesi lazım, bu yapının tümüyle ortaya çıkarılması lazım. Ülkemizdeki bütün hukuk dışı örgütlerin yakınında özellikle kamu içerisinde yuvalanmış, kamu gücünü arkasına almış, hukuk devleti için çok büyük tehlike oluşturan, bu bölgede ağır suçlar işlemiş karanlık yapıların ortaya çıkarılması gerekiyor. Bunun için de şu ana kadar yaşananlar tabi ki yeterli değil. Bu sürecin daha da gelişip, derinleşmesi gerekiyor. Tabi açıkçası biraz önce de söylediğim gibi, ben genel bir eğilimden bahsediyorum. Yıllarca dokunulamayan bazı kişilerin bu davayla başka suçlardan dahi tutuklanıyor olması olumlu bir gelişmedir. Ama bu yeterli değil, bölge insanının, daha doğrusu işlenen suçların mağdurlarının, Kürtlerin bu sürece güven duyabilmeleri için henüz erken olduğu kanısındayım.”

'Hükümet Şemdinli olayında kötü sınav verdi'

Önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak gelişmelere göre Ergenekon konusunda daha net bir şey söylemenin mümkün olacağını belirten Elçi, şunları ifade etti: “Hükümet, Şemdinli olayında çok kötü bir sınav verdi. Bilindiği gibi Şemdinli olayında 2 JİTEM elemanı, bir vatandaşın kitapçı dükkanını güpegündüz bombalamaya çalışırken, halk tarafından suçüstü yakalandı. Belki ilk defa çok dürüst, namuslu bir savcı çıktı ve yasaların kendine verdiği görevi yerine getirmeye çalıştığı için kendi meslektaşları tarafından ihraç edildi. O zamanda dönemin Adalet Bakanı ve Sayın Başbakan 'Bu olay nereye kadar uzanırsa uzansın, peşine düşülecektir' dedi; ama kısa süre sonra Şemdinli olayının askeri bürokrasinin yüksek yerlerine kadar uzandığı anlaşılınca soruşturma bir anda durdu. Devletin savcısı görevinden alındı ve mahkemenin mahkumiyet kararına rağmen Yargıtay bu hükmü yetkisizlik sebebiyle bozdu ve dosya askeri yargıya gönderildi. Şemdinli davasının sanıkları buradan çıkan karar gereğince serbest bırakıldı.”

'Toplumda kaos yaratmayı amaçlıyorlar'

1990'lı yıllarda JİTEM ve kontr-gerilla tarafından işlenen birçok cinayetin ve katliamın PKK'nin üzerine atılmasına ilişkin Elçi, dünyanın birçok ülkesinde benzer olayların yaşandığı belirterek, şunları söylüyor: “Bu çatışmaların yaşandığı ortamlarda, gizli örgütlerin, kont-gerillanın başvurduğu bir yöntemdir bu. Bu durum özellikle Güney Amerika’da sıkça uygulanmıştır. Yani toplumda tepki toplayacak, antipati yaratacak bazı suçları işleyip, bunları muhalif kesimlerin üzerine atarak, toplumda kaos yaratmayı amaçlıyorlar. Dolayısıyla bizde de bu tür olayların gerçekleştiği anlaşılıyor. Bunlara en son örnek yıllar önce Güçlükonak’ta 11 yurttaşın bir minibüsün içinde canice katledilip yakılması olayıdır. Bugün bir Bakan çıkıp şunu söyleyebiliyor: 'Bu olayı PKK değil JİTEM yapmıştır. Bu cinayetler, aralarında kamu görevlilerinin de olduğu bir grup tarafından işlenmiştir' diyor. Şimdi tabi bu yeni bir gelişme değil, elimizdeki dosyalar, resmi belgeler, bölgede meydana gelmiş çok ciddi suçların aslında devlet içerisinde odaklanmış bazı karanlık odaklar tarafından işlendiğini gösteriyor.  Karanlık odaklar halkı kaosa sürükleyecek olayları her zaman diri tutuyorlar.”

Karanlık odakların karanlıktan beslendiğine vurgu yapan Elçi, faili meçhullerin açığa çıkması ve ülkeye demokrasinin yerleşmesi için yapılması gerekenleri ise şöyle açıklıyor: “Karanlık güçlerin amacı insanları sindirmek, korkuyu egemen kılmaktır. Ancak insanlar karanlığın üzerine gitmeliler ve toplumsal dayanışmayı sağlayarak bu karanlığa 'dur' demeliler. Ben çok önemli bir süreçte olduğumuzu düşünüyorum. Yolumuz aydınlıktır, yolumuz insan haklarına, demokrasiye barışa giden yoldur.”

 
Share