| 'AKP’yle yarışma gibi bir kaygımız yok' |
|
AMED (05.01.2009) - Yerel seçimler yaklaşırken Amed’de gündem kızışıyor. Bir taraftan DTP cephesinde hararetli seçim çalışmaları sürerken, AKP de çalışmalarını özellikle kömür ve makarna politikalarıyla yoğunlaştırıyor. Amed’in bütün ilçelerinde ve şehir merkezinde, özel araştırma şirketleri aracılığıyla anketler yaptırarak en uygun adayı seçmeye çalışan AKP, ayrıca DTP’li belediyelerin yaptıklarını da karalamak için adeta kampanya başlatmış durumda. Amed’deki seçim süreciyle ilgili DTP Amed il başkan yardımcısı ve seçim komisyonu sözcülerinden Musa Farisoğulları’yla görüştük. Merhaba. Bilindiği gibi Amed’de seçim gündemi oldukça yoğun. Devlet cephesi de, DTP cephesi de çok yoğun bir çalışma programını önüne koymuş durumda. Bu süreçte Demokratik Toplum Partisi’nin seçimlere ilişkin çalışmaları hakkında bilgi verebilir misiniz? Musa Farisoğulları: Şunu belirtmek gerekir ki, biz seçim çalışmalarına başlarken adil, demokratik bir yöntemi esas aldık. Bütün aday adaylarımız arasında, başvuran herkesi partimizin değeri olarak ele aldık. Demokratik, özgür seçim platformunu yaratarak, adaylarımızı halkın seçmesini sağlamaya çalıştık. Aday adaylarımız bu platformlarda kendilerini özgürce ifade ettiler. Kimi platformlar 600-700 kişiyi buldu. Binlerce insan belediye başkanlığı ve il meclis üyeliği için başvuruda bulundu. Biz bu aşamayı özgür, demokratik platformlar aracılığıyla tamamladık. Açığa çıkan sonuçla yerel seçim komisyonlarımız ve merkezimizle eşgüdümlü olarak platformlardan çıkan adayları değerlendiriyoruz. Tabii bunu yine toplumsal dengeleri esas alarak ilan edeceğiz. Biz, bahsettiğimiz platformda, önce bütün adaylarımızı mülakata aldık. Mülakat sonucunda uygun gördüklerimizi platforma taşıdık. Ama tabii ki, özgür, demokratik seçim platformuna çıkan adaylarımız mutlaka dikkate alınacak, değerlendirilecektir. Büyükşehir belediyesine gelirsek, sadece bir aday mevcut, o da Osman Baydemir. Başka aday çıkmadı. Buna rağmen biz yarın Bağlar Belediye Spor Salonu’nda beş bin kişiyle bir platform düzenleyeceğiz. Adayımız geçmiş pratiğini sunacak ve halkımıza özeleştirisini verecek. Gelecek süreçlere ilişkin değerlendirmelerin yapacak. Ayın 15’ine kadar da bütün il ve ilçe belediye başkan adaylarımız belirlenip, ilan edilecek. Peki halka nasıl ulaşıyorsunuz? Mahalle, kent meclisleri gibi çalışmaların bu sürece nasıl bir etkisi oluyor? Musa Farisoğulları: Biliyorsunuz ki biz paradigmamızla bir örgütlenme gerçekleştirdik. Dolayısıyla hem sokak komünleri, onların üstü mahalle meclisleri, onların bir üstü demokratik halk meclisleri olarak şekillenen bir örgütlenmeyi esas alıyoruz. Dolayısıyla bütün seçim komisyonları için Amed merkezini esas alan bir koordinasyon kurduk. Bu her ilçede oluşturuldu. Sandık görevlileri noktasında da takriben on bin görevli hazırlığımız var. Amed genelinde üç bin sandık var. Bütün ilçelerimizle birlikte, bu sandıklarda on bin görevlimiz olacak. Şu anda da seçimlere güçlü bir hazırlık yapmak için ilçe, mahalle, sokak komisyonlarını oluşturmuş bulunmaktayız. AKP’nin Kürdistan’daki seçim çalışmalarına ilişkin ne düşünüyorsunuz? Son süreçte ortaya konan TRT Şeş hamlesi seçim sürecini nasıl etkiler? Musa Farisoğulları: Bizim, bölgede AKP’yle yarışma gibi bir kaygımız yok. AKP şahsında sistemin bize karşı birleştiği ortada. Basında da açıkça ifade edilmiştir ki, Kürdistan’da herkes AKP’lidir. Bize karşı bir şer ortaklığı var. Kürdistan’da bizim yurtsever, devrimci, sosyalist kamuoyuna çağrımız, bu ittifaka karşı mazlum Kürt halkının yanında yer alınmasıdır. Bu sadece siyasi partiler arasında bir demokratik yarış değil, Kürt halkıyla bir irade mücadelesidir diyebiliriz. Şeş TV seçim sürecine etki etmez. Şeş TV demin de izah ettiğim sistemin seçime bakış açısıyla ilişkilidir. Bizim halkımız politik düzeyi yüksek, örgütlü bir halktır. Geçmişte komünizm tehlikesine karşı devletin tavrı şuydu: “Bu ülkeye getirilecekse biz getiririz, komünist parti kurulacaksa onu da biz kurarız” Geçmişten beri devletin devrimcilere, yurtseverlere, sosyalistlere söylediği buydu. Bugün de böyledir. Sistem diyor ki, “Kürtlükten bahsedilecekse, bu sistem güdümlü olacaktır.” Yani görülüyor ki, ne kadar ajan-provokatör varsa Şeş TV’de görevlendirilmiştir. Aslında şimdiye kadar bu halkın değerlerine Türkçe küfrediyorlardı, şimdi Kürtçe küfredilecek. Kürt halkı bu tür pansuman ve makyajlarla çözüme ulaşılamayacağını çok iyi biliyor. Biz, Kürt halkı, bu kanalı mücadelemize karşı bir kontra kurumu olarak ele alıyoruz. Bu halk zaten bütün engellemelere rağmen kendi kanallarını yaratmıştır. Bir Roj TV var ortada. Devlet gerçekten Kürt sorununu çözmek istiyorsa, konunun taraflarıyla oturur, halkla oturur, görüşür. İşte o zaman halkın böyle kontra kanallara ihtiyacı yoktur. Bu halk kendi kanallarını da yaratacaktır. Bizim bütün devrimci-demokrat kamuoyuna çağrımızdır: Bu kanala hiç kimsenin itibar etmemesi gerekiyor. Bu kanalı Kürtlerin direncini kırmak için Kürtçe propaganda yapacak bir kanal olarak ele alıyoruz. Fakat farklı boyutta ele almak isterdik. Devlet eliyle, bu halkın düşmanlarıyla, bu kanalın bu halka verebileceği bir şey yoktur. Bu halk buna da itibar etmeyecektir. Dün Amed’de İslamcıların Filistin’e ilişkin bir mitingi oldu ve bir hayli kalabalık geçti. Bu mitingi İslamcıların Kürdistan’daki yükselişine ilişkin bir veri olarak alabilir miyiz? Bu mitingle ilgili genel olarak ne düşünüyorsunuz? Musa Farisoğulları: Şunu ifade edeyim, bu mitingi, her ne kadar İslamî çevreler tarafından organize edilmiş olsa da, Kürt halkının duyarlılığı olarak ele almak gerekir. Bu halk her gün bu zulme uğruyor. Bu halkın dağları, ırmakları, ovaları bombalanıyor. Yaşam alanları bombalanıyor. İsterdik ki bu İslamî kesim Kürt halkına reva görülen bu zulüm ve imha politikasına karşı da alanlara çıksın. Sizin de gördüğünüz gibi, ağırlıklı olarak yurtsever insanlarımızın Filistinlilere yapılanlara koyduğu tavırdı. Bunu seçime dönük bir çıkış olarak değerlendirmek yanılgıdır. Dikkatli izlendiyse birçok insanımız mitingde aktif biçimde bulunmuştur. |

