Filipinler ve 1 Mayıs Hareketi üzerine

Filipinler’de genel durum

Tess Dioquino
1 Mayıs Hareketi Uluslararası İlişkiler Başkan Yardımcısı

İşçiler de köylüler de siyasi açıdan son derece aktifler ve birbirlerinin mücadelesini destekliyorlar. Çatı örgütü olan Yeni Yurtsever İttifak'ın, parçası oldukları için, işçiler toprak reformunu, köylüler ise KMU'nun taleplerini destekliyor, demokratik haklar mücadelesinde de omuz omuza yer alıyor, siyasi mücadeleyi de birlikte veriyorlar

Filipinler, nüfusu 90 milyon olan ve toplamda 7000 civarında adadan oluşan bir takımada ülkesi. Ülkemizle benzer özelliklere sahip olan Filipinler yarı-feodal, yarı-sömürge bir sosyo-ekonomik yapıya sahip. Ülke nüfusunun yüzde 75’i köylülük, yüzde 15’i ise işçilerden oluşuyor. Geriye kalan yüzde 10’luk kesim ise toprak ağaları, kompradorlar ve bu unsurlara yakın kesimler. Ülkede çalışanların sayısı (istihdam ve şu veya buşekilde işe sahip olan) 39 milyon. Resmi rakamlara göre işsizlik oranı % 10, ancak bağımsız kaynaklar bunun % 30'a kadar vardığını ortaya koyuyor. Bu emekçi kesimin % 5'i örgütlü. Yaklaşık 2 milyon sendikalı işçi var. Ancak sendikalı işçilere oranla toplu sözleşme hakkına sahip olan işçi sayısı 230 bin civarında. Filipinler’de pek çok emek örgütü olmasına karşın, başlıca iki sendikal konfederasyon belirleyici bir yere sahip. Bunlardan bir tanesi devletin kurmuş olduğu, devlet yandaşı olan Filipinler Sendikal Kongresi (TUCP). Bu konfedarasyon uluslararası ölçekte Uluslararası Sendikal Konfederasyonun [ITUC] bir üyesi. Diğeri ise 1 Mayıs Hareketi (Kilusang Mayo Uno-KMU), yani devrimci dinamiklerin güçlü olduğu, militan duruşa sahip bir sendika. Bu sendikanın üye sayısı ise 250 bin civarında. Kilusang Mayo Uno yani 1 Mayıs Hareketi’nin uluslararası ilişkiler başkan yardımcısı Tess Dioquino, Petrol-İş Sendikası’nın genel merkezinde yapılan ve uluslararası katılımcıların olduğu LabourStart Küresel Dayanışma Konferansı’nın konuğu olarak ülkemize geldi. Bu konferansa katılan ve ülkesindeki sendikal mücadeleye dair bilgiler sunan Tess ile Filipinler’deki sınıf mücadelesi üzerine bir görüşme yaptık. Tess, ülkemizle benzer koşullara sahip olan Filipinler’deki demokratik-meşru mücadelenin koşullarını ve deneyimlerini paylaştı.

Takip ettiğimiz kadarıyla ülkeniz ve sınıf mücadelesi hakkında bazı bilgilere sahibiz ve bazı benzerlikler olduğunu da görüyoruz. Ülkenizdeki mücadele pratiğini ve sendikanızı bize tanıtır mısınız?
Ülkemizdeki devrimci-demokratik yöndeki gelişmelerin ve mücadele tarihinin çok köklü bir geçmişi var. Biz 1 Mayıs Hareketi olarak 1980 yılından bu yana bir mücadelenin içerisindeyiz. Elbette ülkedeki siyasi çalışmalar vb. bizimle başlamadı. Ama o dönemler sendikalaşma dahi yasaklanmıştı. Yapılan çalışmalar içerisinde çok sayılamayacak bir gücü birleştirmeyi başardık. Tabii ki bunda önemli oranda devrimci dinamiklerin varlığı ve gelişimi belirleyici oldu. Ve bugün 250 bin civarında üyemiz var. Örgütlenme alanlarımız, yani sendikamızın, üç farklı alanda örgütlenmesi var. Biri sanayi alanında, biri hizmet alanında, diğeri ise tarım alanında. Kayıt dışı işçiler için de 2 tane farklı birimimiz var.
‘Bölgesel ücret uygulaması var’
Sanayide manifaktür, tekstil, yiyecek, elektronik cihazlar ve madencilikte; hizmet sektöründe ise pek kuvvetli olmadığımız oteller ve restorantlar, telekomünikasyon, ulaşım ve perakendecilik alanlarında örgütleniyoruz. Gerçi perakendecilik alanındaki sendikamız toplu sözleşme antlaşması için girilen bir mücadelenin sonunda patronların ve devletin işbirliğiyle bastırıldı ve yok edildi ama yeniden toparlanmaya çalışıyoruz. Tarım alanındaki örgütlenme ise köylüleri değil, tarım işçilerini, yani kır proletaryasını kapsıyor. Bu alanda özellikle muz, şeker ve ananas işçileri arasında kuvvetliyiz. Köylüler için ayrı bir örgütlenme var, ancak bu 1 Mayıs Hareketi'nin bünyesinde değil, daha geniş bir çatı olan Yeni Yurtsever İttifak'ın bünyesinde. Belirtmek gerekir ki, 1 Mayıs Hareketi sadece özel sektör içinde örgütleniyor. Kamuda çalışan işçiler için ayrı bir sendikal örgütlenme var ve bunun adı "Courage."
İşçiler arasında en önemli örgütlenme alanı olarak gördüğümüz sanayi işçileri. Resmi rakamlara göre hizmet sektöründeki işçiler sayıca fazla, ama tabii ki esas ağırlığı sanayi işçilerine veriyoruz.
Öne çıkan sorunlar ve bu sorunlara ilişkin talepleriniz, örgütlenme tarzınız nedir? Nelere dikkat çekiyorsunuz?
Birçok sorun ve yerel anlamda lokal çalışmalar var. Ancak tüm sektörlerdeki işçilerin, üç önemli mücadele başlığı var. Bunlar; ücretler üzerine verilen mücadele; iş güvencesi üzerine verilen mücadele ki, taşeron işçilerin çok büyük bir rakam olduğu düşünülerse, iş güvencesi talebinin önemi daha net kavranabilir. Diğer mücadele başlığı da demokratik haklar üzerine verilen mücadele.
Sendikaların başlıca taleplerinden biri olan ücret artışı, son derece önemli ve bizim sendikamız da uzun süredir günlük ücretin 125 peso artırılmasını talep ediyor. Bu aşağı yukarı 3 dolara tekabül ediyor. Filipinler’de ulusal bir asgari ücret düzenlemesi yok. Bin farklı ücret seviyesi var. 13 farklı bölgede, devletin ağzıyla "hayat pahalılığına" göre, farklı ücretlendirme yapılıyor. Bu uygulama, 1989'da sarı sendikanın desteğiyle geçirilmiş bir yasaya dayanıyor. En yüksek işçi ücreti şu anda yaşamın en pahalı olduğu iddia edilen başkent Manila'da ve günlük 404 peso (9,2 dolar).
Peki, bunun dayanakları nedir?
Devlet, farklı ücret tarifesini uygulamasını gerekçelendirirken, başkentte hayatın daha pahalı olduğunu söylüyordu. Ancak bu doğru değil. Mesela sanayi bölgelerinin çoğunda günlük 387 peso (8,8 dolar) ücret ödeniyor. Ama sanayi bölgelerinde Manila'dan daha ucuz bir yaşam standardı olduğu söylenemez. Hatta kimi durumlarda yaşam şartları daha da pahalı.
Yükselttiğimiz üç talep son derece önemlidir. Bizim mücadelemizin zaten esas olan noktası üç talebimizdir; ücretler, iş güvencesi ve demokratik haklar… İşçi sınıfı, ekonomik taleplerin yanı sıra, demokratik haklar talebini dillendirdiği zaman politik mücadeleyi de vermiş oluyor. 1 Mayıs Hareketi olarak işçi sınıfının ekonomik ve politik mücadelesinin her zaman için ön saflarında yer aldık. Diğer sarı sendikanın (sarı sendika dediğim Filipinler Sendikal Kongresi-TUCP) bu gibi kaygıları olmadığı için, ülkede bu mücadeleyi veren tek sendikayız diyebiliriz.
Ülke siyasetinde en belirleyici şey işçilerin ve köylülerin mücadelesidir. Bu mücadelede yer alan yegâne sendika olan 1 Mayıs Hareketi de her zaman emek mücadelesinin ön saflarında yer almıştır. Bir sendika olarak, halkın ekonomik çıkarlarını dile getirmemiz, bunun mücadelesini vermemiz normaldir. Ancak aynı zamanda anti-emperyalist ve militan bir sendika olduğumuzdan, halkın politik çıkarlarını da dile getirmekten hiçbir zaman geri durmuyoruz.
Çalışmalarınız engelleniyor mu? Ya da çalışmalarınızdaki sorunlardan bahseder misiniz?
Filipinler Sendikal Kongresi-TUCP, önümüzde engel teşkil eden bir yere ve duruşa sahip. Bu sendika bünyesindeki işçileri pasifize eden ve mücadeleyi baltalayan bir pratik ve geçmişe sahip. Üye bakımından da şu anda ülkedeki en kalabalık sendika. Bunun sebebi onların bizim karşılaştığımız devlet baskısıyla karşılaşmamaları. Ayrıca, onlar devletten maddi yardım alıyorlar ve onların örgütlenme girişimleri baltalanmıyor. Sarı sendikanın benimsediği şiar "size ekmek veren eli ısırmayın". Yani, patronlarla işçiler arasında bir işbirliğini savunuyorlar. Ve böylelikle de işçilerin sınıf mücadelesine katılımını engelleyen bir role sahipler.
Devletin görevini yüklenmişler yani...
Evet, sarı sendikalar genelde egemen sınıfların sözcülüğünü yapıyorlar. Mesela 2002 senesinde eski başkan Arroyo, hareketimiz için "fabrika işçilerini sendikalaştıranlar teröristtir, siz fabrika teröristisiniz" dediğinde, sarı sendika onun söylemlerini tekrar etmişti. Özellikle o dönem, sendikamıza yönelik ağır baskılar mevcuttu. Faaliyetçilerimiz taciz ediliyor, yaralanıyor, işkence görüyor, hatta kimliği belirsiz kişilerce kaçırılıp öldürülüyordu. Bu dönemde, sarı sendikalar da kontrgerilla operasyonlarını destekliyorlardı. 1 Mayıs Hareketi ülkedeki baskı koşullarını dile getirdiğinde sarı sendikalar bunu reddediyorlardı. Böyle bir şeyin olmadığını iddia ediyor, "Filipinler'de böyle bir durum yok", "sendikaların böyle bir sorunu yok" diyorlardı.
‘Ülkemizde köylülük temel güç’
Bunların egemen sınıfa en büyük faydası sınıfı pasifize etmeleri. Örneğin, egemen sınıflar ülkede kriz durumu olduğunu söylediklerinde, sarı sendikalar patronlarla grev yapmayacaklarına dair bir sözleşme imzalıyorlar. Bizim gibi, işçi sınıfının çıkarlarını gerçekten önemseyen bir sendika olsalardı, grevin işçi sınıfının en büyük silahlarından biri olduğunu anlayabilirlerdi.
Belki sizin alanınız dışında ama ülkeniz köylülüğün yoğun olduğu bir ülke, hatta yüzde 75’i köylülük. Bu alana ilişkin sendikanızın çalışması var mı?
Köylülük işçi sınıfının önemli bir müttefiki olduğundan, köylülüğün temel talebi olan toprak reformu sorunu işçi sınıfının da gündemlerinden biri ve sendikamızca da dile getirilmektedir. Bunun üzerine bazı çalışmalarımız var.
Biraz detaylandırabilir misiniz?
Ülkemizde ana güç köylülük ve bu köylülüğün de başlıca talebi 1 Mayıs Hareketi'nin de desteklediği gerçek toprak reformudur. Gerçek toprak reformundan kastettiğimiz şudur: Toprağın işleyene ait olması. Mesela devlet, yıllar boyunca sözde toprak reformları gerçekleştirdi. Ama bunlar köylülerin lehine değildi. Yani şu şekilde gerçekleşti örneğin; köylüye bir parça kağıt veriliyor ve artık "toprak sahibi" olduğu söyleniyordu. Ama bu kağıdın karşılığında köylünün çok yüksek bir ücret ödemesi gerekiyordu. Köylülüğün büyük çoğunluğu bunu ödeyemediği için bu toprak reformu hiçbir şey ifade etmiyordu. Parayı ödeyemediklerinde kendilerine verildiği iddia edilen toprak, toprak ağalarının eline geçiyordu.
Tarım proletaryası için ise çalıştıkları büyük çiftlikleri bölüp onları toprak sahibi yapmak yerine, onlara hissedar oldukları söyleniyordu. Yani toprak fiilen onlara verilmiyordu ama artık hissedar oldukları için de greve gitmemeleri, ekonomik hak talebinde bulunmamaları söyleniyordu.
Örneğin Aquino'ların toprağı olan Hacienda Luisita'da 6000 hektar toprak ve 2000 yarıcı varsa, bizce her yarıcının yaklaşık 3 hektar toprak sahibi olması gerekir. Gerçek toprak reformundan kasıt budur. Ama pratikte, Aquino ailesi köylülere bir referandum sundular ve manipülasyona ve yalanlara başvurarak köylüleri "hissedar" olmaya ikna ettiler. Fiiliyatta da bunun hiçbir geçerliliği yoktu. Devletin yapmış olduğu toprak reformlarının esas amacı; toprağı işleyene vermek değil, köylülüğün mücadelesini pasifize etmekti.
‘İşçi ve köylü ittifakını esas alıyoruz’
Köylülüğün politik olarak daha aktif olduğu söylenebilir mi?
İşçiler de köylüler de siyasi açıdan son derece aktifler ve birbirlerinin mücadelesini destekliyorlar. Aynı çatı örgütünün, Yeni Yurtsever İttifak'ın parçası oldukları için, işçiler toprak reformunu, köylüler ise KMU'nun talebi olan ücret artışını savunuyor. Ayrıca, demokratik haklar mücadelesinde de omuz omuza yer alıyor, ekonomik mücadelenin yanı sıra, siyasi mücadeleyi de birlikte veriyorlar. Köylü hareketinin kırsalda gerçekten çok güçlü olduğunu söylemek mümkün.
Köylüler, Yeni Yurtsever İttifak'a bağlı Ulusal Köylü Hareketi'nin çatısı altında, ellerindeki yasal demokratik kanalların tümünü etkin biçimde kullanıyorlar. Ancak, kimi açık kaynaklardan öğrendiğime göre, köylülüğün, özellikle en yoksul kesimleri, kendilerine sokak ve eylemler haricinde daha farklı bir mücadele biçimi benimsemiş vaziyetteler. Ve bunun daha fazla işe yaradığını düşünüyorlar. Ben bunları birinci elden değil, haber kaynaklarından biliyorum. Bunun zaten çok özel bir bilgi olduğunu düşünmüyorum. Herkesin bildiği üzere, yarı sömürge-yarı feodal ülkelerde iki türlü mücadele vardır. Biri demokratik yollardan verilen mücadeleyken diğeriyse, demokratik yasal zemini aşan mücadele biçimi. Köylülerin bir kısmı da bu mücadelenin demokratik alanı aşan kısmında yer alıyorlar.
İşçiler politik mücadeleye nasıl bakıyor?
Eskiden işçi hareketi ülkede çok güçlü grevler gerçekleştiriyordu. Ama devletin ve patronların saldırıları, bizim de kimi örgütsel eksikliklerimiz yüzünden bu grevler eskisi kadar yaygın ve güçlü değiller. Bu mücadeleyi daha da güçlendirmek elbette ki başlıca amacımız. Özellikle işçi sınıfının çoğunluğunu teşkil eden taşeron işçilerin örgütlenmesi yakıcı bir sorun. Mesela işçiler bir greve gittikleri zaman, özellikle taşeron işçiler, devletin ya da patronların sözcüleri gelip onlara; "Eğer siz daha yüksek ücretler alırsanız bu işyeri iflas edecek ve kapanacak. Siz daha yüksek ücret mi istiyorsunuz yoksa işinizi muhafaza mı etmek istiyorsunuz" diyerek baskı uyguluyorlar. Bunlar karşı karşıya bulunduğumuz sorunlardan bazıları. Bu tarz problemlerden ötürü işçi sınıfınnın mücadelesi kimi noktalarda geri adım atmak durumunda kalabiliyor. Ama vurgulanması gereken şey, bizim sadece bir sendika olmadığımız. Biz çok geniş bir çatı örgütünün bir koluyuz ve mücadelemiz köylülerin, kadınların ve gençliğin mücadelesiyle kol kola gelişiyor.
fBahsettiğiniz çatı örgütü çok geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Bu örgütü biraz tanıtır mısınız, kitleler içerisindeki siyasi etkisi nasıl?
Filipinler’de, halk arasında “ulusal demokratik hareket” adıyla bilinen ve yeni demokratik mücadeleyi sürdüren bir çatı örgütlenmesi Yeni Yurtsever İttifak (Bagong Alyansang Makabayan-Bayan). Geniş bir çatı örgütü. Bu çatının bünyesinde bizim sendikamız 1 Mayıs Hareketi  (KMU), kadın örgütü (Gabriela), köylü örgütü (Kilusang Magbubukid ng Pilipinas), gençlik örgütü (Anakbayan), öğretmen derneği gibi çeşitli kuruluşlar bulunuyor. Yeni Yurtsever İttifak, halkın çok ciddi kesiminin desteğine sahip ve bünyesindeki çeşitli kurumların kitleselliği bunu ortaya koyuyor.
Yeni Yurtsever İttifak
Ülkedeki ulusal demokratik mücadelenin başlıca odağı Yeni Yurtsever İttifak'tır, bunu kimse reddedemez. Mesela Marcos diktatörlüğüne karşı verilen demokratik mücadelede geniş bir cephe oluşturulmuştu ve Yeni Yurtsever İttifak bu mücadelenin önemli bir unsuruydu. Farklı perspektiflere sahip pek çok kurumla bir ittifak içine girmiş ve o ittifaka da yön veren güçlerden biri olmayı başarmıştık. Daha sonra, örneğin, anayasayı değiştirme girişimde bulunan Cumhurbaşkanı Josef  Estratada'nın istifasında kendi kitlemizi mobilize etmeyi başardık ve farklı grupları da bir araya getirerek bunlarla taktiksel ittifaklar kurduk. Kendi kitlemizi harekete geçirip başka gruplarla taktik ittifaklar oluşturarak, egemen sınıfların siyasi temsilcilerine karşı verilen mücadelede büyük başarılar elde edebiliyoruz. Üstelik bu ittifakların kurucu unsurlarından değilsek bile, onlara yön veren, önderlik eden güç haline gelebiliyoruz. Yeni Yurtsever İttifak,  geçmişte olduğu gibi günümüzde de, ülkedeki ulusal demokratik mücadeleyi veren esas güç odağıdır.
Bu çatının genel olarak dillendirdiği esas talep Tam Bağımsız Demokratik Filipinler’dir. Çünkü ülkemiz yarı feodal, yarı-sömürge bir ülkedir ve bu durumdan kurtulmak da bu geniş cephe hareketinin faaliyetleri kapsamındadır. Sistem karşıtı durumda olunmadığında bunları başarmak mümkün değil.
Ülkemize dair gözlemleriniz nelerdir? Gözlemleyebildiğiniz kadarıyla Filipinler’le ne gibi benzerlikleri ya da farklılıkları var?
Çok fazla gözlem yapma olanağı bulamadım. Katıldığım sendikal konferansta birkaç şey fark ettim. Anladığım kadarıyla pek çok benzerlik var. Ülkeyi nasıl sınıflandırdığınızı bilmiyorum, anladığım kadarıyla siz de yarı-sömürge yarı-feodal olarak görüyorsunuz. Benim sınırlı da olsa gözlemim bu yöndeydi. Gördüğüm kadarıyla halk hareketi çok bölünmüş vaziyette. Ayrıca dini gruplarla taktik ittifaklara girmiyorsunuz. Konferansta, Filipinler’de dindar gruplarla da kimi zaman taktik ittifaklara girebildiğimizi söylemiştim. Ama bana burada bunun mümkün olmadığını söylemişlerdi.Yani biz taktik ittifaklar konusunda oldukça esneğiz. Bazen milli burjuvazi dediğimiz kesimlerle de ittifaka girebiliyoruz. Siz taktik olarak böyle bir şey yapıyor musunuz, bilmiyorum. Biz programatik olarak bunu savunuyoruz. Yani onları yeni demokratik mücadelenin bir müttefiki olarak görüyoruz.

 
Share