| Kamu emekçileri maaş bordrolarını yaktı |
|
ANKARA (14.01.2012) - Kamu emekçileri, AKP-TÜİK eliyle çarpıtılan enflasyon rakamlarına göre emekçilere reva görülen ek zamları, sağlıkta ödenecek olan katlı ve katılım paylarının arttırılmasını, kamu emekçilerinin 2012 yılı maaş artışlarını belirlenmemiş olmasını Başbakanlık önüne yürüyerek ve maaş bordrolarını yakarak protesto etti. KESK Ankara Şubeler Platformu, Güvenpark’ta bulunan YKM Binası önünde bir araya gelerek “Vekile Rezalet, asile sefalet zam” pankartı açarak “Faşizme karşı omuz omuza”, “Sefalete teslim olmayacağız”, “Toplu sözleşme hakkımız grev silahımız” sloganları ile Başbakanlık binası önüne yürüdü. Kolluk güçlerinin yoğun abluka uyguladığı kamu emekçileri adına KESK Genel Sekreteri İsmail Hakkı Tombul açıklama yaparak talepleri dile getirdi. Yalancı AKP-TÜİK
295 TL Zorunlu GSS primi geliyor “Yine 1 Ocak 2012’de başlayan zorunlu GSS ile sağlık alanında yaşanan ticarileştirme uygulamalarının son halkası da tamamlanmak istenmektedir. Sağlığın kamusal niteliklerinin ortadan kaldırıldığı, sağlık hizmetlerinin sunumu ile finansmanının birbirinden ayrıldığı zorunlu Genel Sağlık Sigortası sistemi ile aylık 295 TL’den fazla geliri olanlardan çeşitli miktarlarda GSS primi tahsil edilecek. Ocak ayı sonuna kadar gelir testi yaptırmayanların her ay için 213 TL borçlu sayılacak. 5510 Sayılı Kanunun yasalaştığı 1 Ekim 2008 öncesinde göreve başlayan devlet memurlarının GSS primlerinin en fazla üç yıl boyunca devlet tarafından karşılanmaya devam edeceği, üç yıl içinde tüm kamu emekçilerinin maaşından yüzde 5 oranında GSS primi çalışan payı kesileceği belirtilmektedir. 1 Ekim 2008 tarihinden sonra memur olanların ise GSS priminin yüzde 7’sini devlet karşılarken, yüzde 5’i çalışanların maaşından kesilecektir. Yani hükümet, kamu emekçilerini 1 Ekim öncesinde ve sonrasında işe başlayanlar olarak ayırarak, hem kamu emekçileri arasında kendince rekabet yaratmaya çalışmakta ve resmen ayrımcılık yapmaktadır.”
Bize başka taslak Bakanlar Kurulu'na başka taslak Üçlü Danışma Kurullarında konfederasyonların görüşlerinin taslağa yansıyacağını ve kamu emekçilerinin toplu sözleşme hakkının gereğinin yapılacağına dair söz verenler bırakın haklarımızı savunmayı, açıkça yalan söyleyerek bize başka taslak Bakanlar Kurulu'na başka taslak verecek kadar gözlerini karartmıştır. AKP hükümeti, başından sonuna bütün süreci kendisinin belirlediği, “toplusözleşme” olduğu iddia edilen, ancak bize göre “toplugörüşme” düzenlemesinden bile geri olan bir düzeneği yine kendi gölgesinde büyüttüğü tek bir konfederasyon ile yapmak istemektedir. Talepler: 1-Halkın yaşamını zorlaştıran ve sağlığı hak olmaktan çıkaran düzenlemelerden derhal vazgeçilmeli ve herkese eşit, nitelikli ve ulaşılabilir sağlık hizmeti için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. 2- KESK olarak AKP’nin pek çok konuda olduğu gibi, 4688 sayılı yasada yapacağı değişiklikler ile ilgili dayatmalarını kabul etmemiz mümkün değildir. Gerek Anayasanın 90. maddesinin son fıkrası, gerekse altında Türkiye’nin imzası bulunan 87 ve 98 sayılı İLO sözleşmelerine uygun bir grevli toplu sözleşme düzenlenmelidir. 3- AKP hükümeti, Türkiye’nin dünyanın en fazla büyüyen ikinci ülkesi olmakla övünmektedir. Büyüyen, kalkınan Türkiye söylemlerinin yaygınlaştığı bir dönemde biz kamu emekçilerinin büyümeden hak ettiğimiz payı talep etmemiz en doğal hakkımızdır. Halkın enflasyonunun yüzde 20’leri bulduğu bir ortamda 2011 yılı reel ücret kayıplarımızın telafisi ve büyümeden pay alabilmemiz için ücretlerimize en az yüzde 20 artış yapılmalıdır. |

Kamu emekçileri yapılan ekzamlar ve çarpıtılarak verilen eflasyon rakamlarına karşı alanlara çıkarak maaş bodrolarını yaktı
Açıklamada şu noktalara dikkat çekildi: “Bu gün 14 Ocak. Yarın Kamu emekçileri yıllar sonra ilk kez zamsız maaş alacak. Yarın kamu emekçilerinin maaşlarına sadece TÜİK’in gerçekte yaşanan enflasyonla uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmayan çarpıtılmış enflasyon hesaplamasına dayanan 2.68 “enflasyon farkı” yansıyacak. 2.68’lik enflasyon farkı ile bizleri oyalamak isteyen AKP iktidarı Ocak ayında maaşlarımızda artış yapılmamasının gerekçesi olarak Toplu sözleşme yasasının henüz yasallaşmamasını gösteriyor. Bu gerekçenin doğru olduğunu varsayalım. Peki, bunun suçlusu bizler miyiz yoksa Grevsiz bir toplu sözleşme yasasını çıkarmayı bilinçli olarak geciktiren, kendi istediği biçimde bir yasa çıkarmak isteyen AKP iktidarı mı? Kimsenin böyle gerekçeler ardına saklanarak aileleri birlikte sayları 10 milyonu bulan kamu emekçisini mağdur etmeye hakkı yoktur. 2011 yılı sonu itibariyle temel tüketim maddelerine peş peşe yapılan zamlar ve vergilerdeki artışlar, yükselen döviz kuru ve benzeri nedenlerden dolayı kamu emekçilerinin reel ücretlerinde son yıllardaki en ciddi düşüş yaşanmış ve kaybımız şimdiden yüzde 20’leri aşmıştır. Böylesine can alıcı sorunların yaşandığı bir ortamda TÜİK’in açıkladığı 2011 enflasyon rakamı, kesinlikle halkın enflasyonunu ifade etmemektedir. 2,68’lik “enflasyon farkı” bizim maaşlarımızda ne kadar artış yapacak biliyor musunuz? 30 TL ile 60 TL arasında. Bu artış yaşadığımız gerçek enflasyon sonucu zaten daha cebimize girmeden buharlaşmışken çok daha fazlasını almak için cebimize uzanan el boş durmamaktadır.”