Devrimci mücadele ve dayanışmayı yükseltelim

DHFFaşist Teröre Karşı Örgütlü Mücadele Mevzilerimizi Kuvvetlendirelim! Birleşik, Kitlesel, Devrimci Bir Mücadele için Her Alanda Dayanışmayı Kuvvetlendirelim!

HABER MERKEZİ(18.02.2012)- Demokratik Haklar Federasyonu(DHF) hakim sınıflar tarafından estirilen tutuklama terörüne karşı bir açıklama yayınlayarak, devrimci mücadele ve dayanışmayı yükseltme çağrısı yaptı.

DHF tarafından yapılan açıklama şu şekilde:

“İşçiler, köylüler, kamu emekçileri, mühendisler, akademisyenler, avukatlar, aydınlar, sanatçılar, öğrenciler, kadınlar, halktan insanlar… Hemen her gün ortalama olarak onlarcası gözaltına alınmakta ve yine bir o kadarı daha tutuklanmaktadır.

Kapasitesini çoktan aşan F tipi hapishanelere 15 bine yakın siyasi tutuklu doldurulmuş durumdayken, yeni hapishaneler için inşaatlar da olanca hızıyla sürmektedir.

“Terör örgütü” klişesi adı altında sürdürülen siyasi operasyonların hedefi, halkın demokratik örgütlenmelerini felce uğratmak; devrimci, demokratik örgütlü halk güçlerini etkisizleştirmek; bir bütün olarak toplum üzerinde baskın bir terör ve baskı psikolojisi yaratmak suretiyle hâkim sınıfların sömürü ve zorbalık sultasına karşı gelişen emek, demokrasi ve özgürlükler mücadelesini sindirmektir.

Hâkim sınıfların son hedefi ise sendikal mücadele içerisindeki örgütlü kadınlar olmuştur! 8 Mart arifesinde gerçekleşen bu son operasyon, hâkim sınıfların zihniyet ve hedeflerini çarpıcı bir biçimde ortaya koyması bakımından da önemlidir.

Hâkim Sınıfların Korkuları, Uyguladığı Terör Kadar Büyüktür!

ABD - AB emperyalist kliğinin ekonomik, sosyal ve siyasal güdümünde bir yandan Ortadoğu’da kanlı maceralara hazırlanan hâkim sınıflar, bir yandan da dünya genelinde yükselen ekonomik krizin tetikleyeceği büyük çöküş ve çalkantılar öncesinde emekçilerin ve ezilenlerin sesini kısmayı, sindirmeyi hedeflemektedir.

“Arap Baharı” yalanlarıyla Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yeni askeri işgaller ve siyasi, idari operasyonlar peşinde koşarak Rusya-Çin bloğuna karşı, içerisine yuvarlandığı ekonomik ve siyasi krizi ertelemeye çalışan ABD ve AB emperyalist bloğu, Türkiye-Kuzey Kürdistan hâkim sınıfları eliyle uzun bir süreden beridir Suriye ve İran’a göz dikmiştir.

Emperyalizme uşaklık ilişkileriyle bağlı olan ve bilhassa 2007’den itibaren, söz konusu bölgesel askeri operasyonlar için yeniden yapılandırılan hâkim sınıfların son bir yıl içerisinde devrimci, demokratik halk güçleri üzerinde estirdiği devlet terörünün acelesi ve telaşı bu yüzdendir.

ABD ve AB’nin kaybedecek zamanı yoktur. Büyük ekonomik ve siyasi krizlerinin ertelenmesinin tek yolu işgaller ve siyasi, idari operasyonlarla Asya bloğuna ve buradan güç alan bölgesel güçlere karşı yeni saldırı ve yağmalardır. Bunun içinse başta ülkemiz olmak üzere, yine siyasi-idari operasyonlarla kendilerine uşaklıkta en sadık, en gerici hâkim sınıf kliklerinin harekete geçirilmesi gerekmektedir.

Kanun Hükmünde Kararnamelerle, Başbakana özel yetki veren yeni yasalarla, Özel yetkili mahkemelerle, polis ve ordu zorbalığıyla hayata geçirilen tüm ekonomik, sosyal ve siyasal düzenlemeler, baskılar; kaderini ABD-AB emperyalist bloğuna bağlamış ülkemiz hâkim sınıflarının yaklaşan daha ağır ve zorlu süreçlere olabildiğince hazırlıklı olmanın telaşındandır.

Bölgemiz ve Ülkemiz Büyük Altüst Oluşlara Daha Yakındır

Ülkemiz, gerek bölgesel savaşlara gerekse büyük mali krizlere ve sosyal çalkantılara, bugün, dün olduğundan çok daha yakındır.

Bu yüzden hâkim sınıflar, tıpkı 19 Aralık 2000 Hapishaneler Katliamı sürecinde olduğu gibi öncelikle halkın devrimci ve demokratik öncü örgütlü güçlerine saldırmaktadır. Siyasi partiler, politik kitle örgütleri, emek ve meslek örgütleri ile aydınlar ve sanatçılar gibi diri unsurlar bugün büyük bir baskı altında tutulmaktadır.

Ne ki hâkim sınıfların bu ceberut tutumu, korkularının büyüklüğünden kaynaklıdır. Bütünüyle yabancı sermayeye bağımlı ülke ekonomisi ancak yine onların icazetiyle ülke ekonomisini çevirmektedir. Bunun içinse önüne konan askeri işgal ve ilhaklar ile yine iç siyasi ve idari operasyonların, yeniden düzenlemelerin hayata geçmesi gerekmektedir.

Ülke siyasi tarihi içerisinde de defalarca görülmüştür ki baskı ve zorbalığın en yoğun olduğu dönemler, aynı zamanda devrimci, demokratik halk muhalefetinin de bedel ödemekten kaçınmayan fiili, meşru mücadeleci çizginin daha fazla ön plana çıkışıyla ve halk hareketiyle kucaklaşmasına da tanıklık etmiştir.

Geniş emekçi ve ezilen yığınlar, büyük bir öfke mayalamakta ve yaklaşan ekonomik, siyasi, askeri krizlerde patlamak üzere birikmektedir.

Tarih, devrimci ve demokratik halk güçlerini bir kez daha örgütlü mücadele mevzilerini sahiplenmeye, geçmişten ders alarak daha fazla nitelikleştirmeye, Bilimsel Sosyalizme sıkı sıkı sarılmaya ve berrak bir kafayla, halk hareketiyle bütünleşerek ona kumanda etmeye bir kez daha davet etmektedir.

Demokratik Haklar Federasyonu (DHF), fabrikalarda, köylerde, yoksul emekçi semtler, okullarda ve emekçilerin ve ezilenlerin her alanında, diğer devrimci, demokratik güçlerle birlikte dayanışma içerisinde halkın haklı kavgasını kitle çalışmaları içerisinde güçlendirecek, halkın örgütlü gücünü durmaksızın büyütecek ve tarihsel rolünü oynayacaktır.”

 

 
Share