|
Etrafıma bakıyorum… Eski yol arkadaşlarında bir heyecan bir heyecan, sormayın. Aramızda şakayla karışık muhabbetlerin muhtevası aynen şu şekilde: Efendim, Fukuşima’da berhava olan nükleer santraldan sızan radyasyon hem havaya hem de denize karışmış. Boş ver! Kimin umurunda? Aynı santraldan Mersin Körfezi’ne de yapılmak isteniyormuş. Boş ver! Kimin umurunda? Peki, bir milyon metre karede yaşanmakta olan Arap isyanları? Geç kardeşim, geç. Bizi ne ilgilendirir? Hem bu Araplar, Sünni değiller mi? Hero, Arap’tan devrimci mi olur? Tunus’ta, Mısır’da ve şimdi de Yemen’de diktatörler devrilmişmiş. Bize ne? Devrilmiş de ne olmuş? İktidara gelen Maoist var mı kirve? Kürdistan’da PKK-BDP ekseninde haklı talepler yükselirken, özerklik ve anadilde eğitim için mücadele verilirken, “emperyalizmin oyunu” Arap isyanları da neyin nesi? Olsun kardeşim. Türkiye’nin 800 küsür km. ortak sınırı olan yanı başındaki Suriye’de kitleler kudursunlar. Robert Fisk denilen gazeteci TSK’nın Suriye için gizli tampon planları olduğunu iddia etsin… Tam meclise Ferhat’ı, Sırrı’yı ya da Turgut’u yollayacakken bu gibi “bizim halk gerçekliğinden uzak”(?) haberlerin ne önemi var? Efendim? Ömer Taşpınar, Cengiz Çandar, Avni Özgürel gibi yazarlar, 13 Haziran’dan sonra, AKP, CHP, BDP’nin bir ihtimal barajı geçerse MHP ile birlikte, öncelikle Kürt meselesine çözüm getiren bir anayasa yapacağını mı söylüyorlar? Türkiye’nin görevinin Arap yangınını söndürüp, örnek model olmasını mı öneriyorlar? Yahu, sen esas konuya gel! Hüseyin Aygün, demokrattı. Nasıl oldu da faşist CHP’den aday oldu? Devrimin kalesi olan Dersim’de, Kamer Genç nasıl zaten “banko” oluyor? Şimdi geriye kaldı bir vekillik. Ferhat mı Hüseyin mi? Sevilay Yükselir’in bile kendisine dert ettiği şu Dersim’in onuru ne olacak? Ne? “İnsanlar, ahlaki, dini, politik ve sosyal demeçlerin, bildirilerin ve vahitlerin arkasında şu ya da bu sınıfın çıkarlarını görmeyi öğrenmedikçe, politikada oldum olası başkalarının ve kendilerinin aldatılmış safdil kurbanları olmuşlar ve olacaklardır. Reform ve ıslahat taraftarları eski rejimin savunucularınca aldatılacaklardır: ta ki, her eski kurumun, ne kadar barbar ve çürümüş görünürse görünsün, şu ya da bu egemen sınıfın güçlerince desteklendiğini anlayıncaya dek. Ve bu sınıfların direncini kırmak için tek bir yol vardır; eskiyi silip süpürmeye ve yeniyi yaratmaya muktedir ve sosyal durumları bakımından buna zorunlu güçleri çevremizdeki toplumun içinde bulmak ve sonra da bunları mücadele için eğitmek ve örgütlemek.” Lenin mi söylemiş? O kim, yahu? Mazgirtli mi yoksa Ovacıklı mı? Kureyşanlı mı yoksa Demenanlı mı? Tüm bunların 12 Haziran seçimleriyle ne alakası var?
|