|
İleriye gitmek için adım atılmalıdır |
|
Örgüt algısının gittikçe muğlaklaştığı koşullarda egemen anlayışın saldırılarından bağımsız olmayan devrimci ve komünist örgüt algılayışının küçümsenmesi, gereksiz görülmesi devrimci saflarda önemli oranda karşılık buluyor. Örgütün bir zorunluluk olduğu ve o örgütün işleyişi ile ilgili kuralların, nesnel koşulların bir sonucu olduğu gerçeği çoğu zaman unutuluyor veya görmezden geliniyor. Örgüt kimliği altında, örgütsüzlük hakim hale gelirken yeni bir dünya yaratmaktan kim bahsedebilir ki. Parçası olduğumuz maddi yaşam koşulları bize mücadele etmeyi zorunlu kılıyor. Tek tek bireylerin verdikleri mücadeleler iyi niyetli bir teşebbüsten ileriye geçmez. Tam da burada belirtmek gerekirse, yapılan grevler ve tek tek işçi direnişleri başarısını ekonomizmle sınırlamakta ve kazanımları bunun üzerinden ifade etmektedir. İşte bu koşullar içinde sınıfsız ve sınırsız bir dünyayı yaratma mücadelesi kendiliğinden bir hatta ilerleyemez. Tek mesele bizim bu zorunluluğu kavramamız ve bunun için adım atmamızdır. Kuşkusuz anlık değişimler nesnel durumun yasalarını değiştiremez. Ancak binlerce yıllık insanlık tarihinin deneyimleri mücadelenin klavuzu ve kavganın harcı haline getirilirse bu yıkılış kaçınılmaz olur. Hiç kimse yok ki maddi yaşam koşullarından etkilenmesin. Halkın büyük çoğunluğunun bu koşullar karşısında, egemen sınıfınların ideolojik etkisinde olduğunu bir tarafa bırakıyoruz. Çünkü maddi yaşam koşulları dediğimiz nesnel durum karşısında örgütsüz olan toplamın koşulları değiştirmek için vereceği çaba birey ekseninde ve etkisiz kalacaktır. Kaldı ki bu durumdan kolayda kurtulamayacaktır. Ancak belli oranda aydınlanmış olan (nitekim öyle olması gerekiyor) devrimci ve komünist saflar bu koşullar karşısında daha tutarlı bir tavır takınmalıdır. Örgütlenmiş bir yaşamın içinde yaşıyoruz. Bütün kurallarıyla, kültürüyle, güç aygıtlarıyla bize ezilen olma rolünü biçmiş ve her gün bu rolü daha fazla özümsememizi salık veren egemen ideololijinin, diğer bir deşiyle burjuva-feodal ideolojinin saldırıları karşısında tutunabilecek yegane güç ona karşı yeniyi temsil eden yeni bir örgüt gerçekliğidir. İşte bu koşullar içinde zorunlu olanı ya da zoru yıkacak olan zor aygıtının önemini daha fazla öne çıkarmak gerekmektedir. Yaşamın insan rollerini, bugünden, ancak güçlü bir örgütle yaratabiliriz. İsteklerimiz, kaygılarımız örgütün önüne geçmemeli ve örgütü bir adım daha ileri taşımanın kaygısını içselleştirmemiz gerekmektedir. Ancak bugün çokça karşılaşılan durum bunun tersidir. Örgütlülükle örgütsüzlük arasında muğlaklığın olduğu, onlarca insan dağınık ve plansız bir çalışmanın ya da çalışamamanın içinde yer aldığı bir durumda daha güçlü bir çıkış yapmak ve tek tek gelişen mücadelelere önderlik etmek laf-ı güzaftır. Var olmakla olmamak arasında ki devasa uçurum büyümekte. Ötesi yok. Ya bu örgütün içerisinde yeni bir dünyanın yaratılmasında çaba sarf edeceğiz ya da kendi bireysel emellerimizle insanlığımızı bu sisteme teslim edeceğiz. Örgütlü olan her birey örgüte karşı sorumludur. Kuşkusuz örgütte kendini var eden tek tek bireylere karşı sorumludur. Ama ne varki kendine karşı sorumlulukları her an hatırlayan ama kendi sorumluklarından ise an ve an kaçan, sudan gerekçelerle asgari derecedeki sorumluluklarını yerine getirmeyenler, bir örgütten bahsedemezler. Tüm bu hatalara karşı tavırsız, liberal bir tutum içerisinde olan bir örgütde adı ne olursa olsun tarihin çöplüğüne gitmekten kurtulamaz. Bireyi kaybetme korkusuyla bütün liberal yönleri bünyesinde barındıran bir örgüt, bu tutumuyla hem bireyi kaybetmekte hem de varlık sebebini ortadan kaldırmaktadır. Süreç her türlü saldırı ve tasfiye furyası altında ilerlerken, sürecin üzerimize yüklediği sorumlulukları göğüslemek için bir adım daha ileri çıkmak ve elimizi taşın altına koymak zorundayız. Kuşkusuz taşlar ağır ve elimiz ezilecek. Daha nitelikli bir devrimciler örgütünün her bir bireyi o ezilmeyi göze almak zorundadır. Gelişmelere kulağını tıkayarak ve sorumluluklar savsaklanarak devrimci görevler yerine getirilemez. Eğer devrim davasında ısrarlı olacaksak bu görevlere bugünden sarılmalı ve daha nitelikli bir örgüt gerçekliğiyle buluşmalıyız. Yarın geç, bugünden açık denizlere doğru yelken açmalıyız.
|