Yazarın Diğer Yazıları
Sınırları Aşmadan Devrim Olmaz
Yeni Mücadele Yılı ve Görevler
Bir Kez Daha Meşru Zeminde Israr
Yerküre Isınıyor
Bıçağı Vampirin Kalbine Saplayalım
Anayasa 'Yeni' mi?
Devrimi Hedefleyerek Mücadeleyi Büyütelim
Görevlerimize Sarılarak Saldırıları Göğüsleyelim
Ozan, İsmail, Abidin...
15-16 Haziran ve Tarihsel Önemi
Seçimlerde Yaratılan Demokrasi Yanılsaması
Meşru zeminde ısrar
1 Mayıs’tan kalanlar
Reformizme meydan okumak
Tozu dumanı doğru perspektif dağıtır
Kadın Emeği -II-
Kadın Emeği -I-
“Kader” değil azgın sömürü hırsı
Halk Ayaklanıyor...
Kesk ve Olağanüstü Genel Kurulu
Devrim İşçi ve Köylü Kitleleri İçerisinde Yeşerecektir
Dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta ‘ekonomizm’
İleriye gitmek için adım atılmalıdır
Sendikaların en küçük parçasında bile olmak!
Toplu görüşmeden toplu sözleşmeye değişen ne?
Boykot alternatif bir sisteme işaret etmelidir
| Sendikaların en küçük parçasında bile olmak! |
|
Bugün emeğin kayıt dışına çekildiği, esnekleştiği ve kadrolu, tam zamanlı, güvenceli işçi sayısının azaldığı koşullarda ve özellikle sendikaların önemli oranda üye kayıplarına uğradığı, gittikçe sınıf için itibar edilmeyen kurumlar haline geldiği günümüz koşullarında, sendikaların en küçük parçasında yer almanın mantığı ne olabilir. Sınıfın kaçtığı yerde bizim işimiz ne? Doğrudur, sendikalar gittikçe kan kaybediyorlar. Sadece ülkemizde de değil bütün dünyada kan kaybediyorlar. Üretim ve yönetim organizasyonundaki köklü değişimler sendikaların da kimyasını bozdu. Eski üretim sistemine göre kendilerini konumlandıran sendikalar, yaşanan değişimlere ayak uyduramayarak krize girdiler. Krizin nedenleri ve çıkış yolları ayrı tartışma konusu. Ancak şunu ifade edebiliriz, bu krizin asıl nedeni sendikaların ve işçi sınıfının sınıf hareketinin öncülüğünden ve perspektifinden uzak olmasıdır. Kendisini sistemin sınırlarına hapsetmiş bir anlayış en nihayetinde o sistemin devamına hizmet eder. Marks ve Engels’in Komünist Manifesto’da ifade ettikleri ‘Günümüze kadar tüm toplumların tarihi sınıf mücadeleleri tarihidir’ sözü bize şunu öğretiyor: Toplum içinde var olan her mücadele doğrudan veya dolaylı sınıf mücadelesinin bir parçasıdır. Biz de sendikaları bu çerçevede ele alıyoruz. Doğru olan da budur. Bu çerçevede yürütülen bir sendikal anlayışın, kriz süreçlerini öyle veya böyle aşarak mücadelenin önemli dinamikleri haline gelmesi hiç de zor olmaz. Bugün içinden geçtiğimiz süreç tam olarak böyle bir süreç. Bu açıdan özellikle sendikaları sınıf mücadelesinin bir parçası olarak gören devrimci ve komünistlerin var olan sendikaların en küçük parçalarında olması önemli bir yerde duruyor. Dışarıdaki, özellikle kayıt dışındaki, işçilerin de bu sendikalarda veya yaratılacak yeni sendikal oluşumlarda örgütlenmelerinin önünü açacak çalışmalar yapılmalıdır. Somut bir örnek vermek gerekirse; örneğin SES bir taraftan doktorları, hemşireleri örgütlerken diğer taraftan hastanedeki işçileri ve özellikle taşeron işçilerini de örgütlemelidir. Yine diğer sendikalar için de bu örnek verilebilir. Yine özellikle, kayıt dışındaki işçilerin dağınık ve parçalı olan dernek tarzı örgütlenmelerini, meşruluğu temel alarak, birleştirerek sendikalaşmalarını sağlamalıyız. İşkolu sendikacılığı aşılarak birleşik örgütlenmenin içine girilmelidir. Yasalar bu durumu engellese de meşruluk temel alınarak başarılabilir. Tarihimizde bu pratiğin sonuç getirdiğini gördük. Tüm bunların olabilmesi için de özellikle yeni demokrasi güçlerinin ilk önce kendi sendikalarında olmak üzere yaprağın kıpırdadığı her yerde, rüzgârı fırtınaya çevirmek için çalışmalıdırlar. Bu sendikalarda, görevin küçüğü büyüğü demeden görev almalı ve bu görevleri en iyi şekilde yerine getirmeliyiz. Eğer bir sendikanın en ufak bir çöpü kaldırılacaksa mümkünse bunu biz kaldırmalıyız. Bu şekilde bu sendikaları sınıf mücadelesinin önemli mevzileri haline getirebiliriz. Yeterki sabırlı ve inatçı bir çalışmanın içine girelim. |

