|
Evet, yeryüzü emekçilerin yaktığı ateşle ısınıyor. Müthiş bir hareketlilik var. İnsanlar yanardağ ağzından püsküren lavlar gibi yer kürenin üzerinde akıyor. Ateşin kızgınlığı sistemin iskeletini eritiyor. Kendi içerisine aldığı herkesin sıcaklığında kor gibi yanan alazlar arasında yeni bir dünya mümkündür sesleri yükseliyor. Sokakları dolduran kalabalık geleceği fethetmek için bir arayış içerisinde. Aktığı yerleri yeniden biçimlendirecek güce sahip olmakla birlikte, yapı ustalarının olmaması en büyük eksikliği. Fakat kitleler sokakta. Dünya halklarının, kapitalist sistemin yarattığı bu adaletsizliğe karşı kendi dilinden dövüşe tutuşması olumludur. Bitti diye propagandası yapılan yaşanılası bir dünya özleminin varlığını ve varacağı mutlakiyeti bir kez daha suratlarına çarpıyor. Evet, durum hiç olmadığı kadar geniş bir yelpazede gelişiyor. Herkes kendi dilinde kendi anladığı biçimde dövüşüyor. Bu arenada yanlışlar olması da olası, hatalı adımlar da atılacak fakat bir kere sel bentleri aştığında bu akışın önünü kimse alamayacak. Belki ortak örülen bir yol da yok. Ama bilinen bir istek var; o da daha iyi bir yaşam ve yaşanılası bir dünya… Ülkemiz emekçileri de sokağın sesine kulağını açmış durumda. Huzursuz bir bekleyiş ve ufakda olsa bir kıpırdanış içerisinde. Bulunduğu yerden sahneye çıkıyor ve hasmına meydan okuyor. Sayının azlığı ve dövüşmedeki acemiliğine rağmen gösterilen cüret önemlidir. Bu kadar baskı ve manipülasyonun içerisinde cüreti kuşanarak sokaklara çıkmak önemlidir. Bu çıkış rüzgârını, esişini hızlandıracak. Emek mücadelesinin bu kıpırdanışı yeni ve cesur adımları gerekli kılmakta ve yaşadığımız coğrafyanın barbarlarını ürkütmektedir. Onların ürkekliği yaptığı açıklamalarda ve savurduğu tehditlerde ve yaptıkları saldırılarda vücut bulmaktadır. Egemenler her alanda baskı cephesini büyüterek saldırılarını sürdürüyor. Bir yandan sendikal hakları garanti altına aldığını, demokratik hakların genişletildiğini propaganda ediyor, diğer taraftan onlarca işçi-emekçiyi demokratik haklarını kullanıyor diye sokağa atıyor; karşı çıkanları tutukluyor hapse atıyor. Bir yandan ekonomik krizden etkilenmeyeceğiz açıklamaları yaparken diğer yandan yapılan zamlarla halkı bir kördüğümün içerisine sokuyor. Emek cephesinde öne çıkan gelişmelere bakıldığında aslında durum hiçde kötü değil. Herkes bildiği dilden sisteme karşı itirazını dile getiriyor ve tepkisini gösteriyor. Parçalı ve lokal düzeyde çıkan bu seslerin organize ve ortak dilde ifade edilmesiyle yeni gelişmelerin açığa çıkacağı aşikar. Toplumun örgütsüzlüğü ve ezilen emekçi sınıfların dağınık tekdüze duruşu çıkan seslerin dağınık ve bir o kadar da hedefsiz olmasına neden oluyor. Ama sesin çıkmadığını söylemek, gerçekliği inkar etmek olur. Sorun var olanı birleştirecek ve uzun erimli mücadelenin içerisinde bunları topyekün bir sese dönüştürerek iktidara kilitlemek olmalıdır. Yarının yaratacağı genç, dinamik, sınıfsal zemin üzerinden yükselecek mücadele, yeni demokrasi mücadesenin sosyal, sınıfsal ve siyasal içeriğiyle buluşturulmalıdır. Kuşkusuz devrimin, devrim mücadelesinin esas ve tali yanları vardır. Ancak sesin çıktığı her yerde ortak bir dil yaratmak ve sınıf mücadelesinin dilini halkın denizinde örgütlü güce dönüştürerek kurumsallaştırmak gerekiyor. Sistemin sorunları tekil ya da tümel değil, tikeldir. Ve bu sorun reformlarla ve burjuva demokrasisi sınırlarına mahkum edilerek aşılamaz. Şimdi bu gelişmeler içerisinde halklarımızn önünde uzun ve meşakkatli bir yol bulunmaktadır. Bu yol sınıf mücadelesinin dinamik neferleri olarak, iktidarı alaşığı edecek tercihte ısrar etmekle aşılacaktır. Sınıf mücadelesinin öznelerine büyük görevler düşüyor. Dünya çapında sisteme karşı bir başkaldırı var. Bu başkaldırı alternatif bir dünya yaratmanın nüvelerini taşımakla birlikte yalnız bırakalıp kendi halinde seyrederse, Ortadoğu’da yaşananların bir benzerine dönüşeceği şimdiden görülmelidir. Sorun bendinden çıkacak suyun nereye ve nasıl akacağını tayin etmekte. Bu tayini yaparak sisteme karşı çevrilecek bir güç, kitlelerin enerjisini devrimin gelişmesine akıtır. Aksi bir durum geleceği değil günü kurtarır. Kitleler sokaklarda, sistemin çürümüşlüğünü resmediyor. Militan bir ruhla sokakları doldurmak, kitlelerle buluşmak gerek. Bu köhne düzeni çökertecek hamleleri daha sağlam ve emin adımlarla atma zamanıdır. Ezilen emekçilerin, ülkenin ayrı coğrafyalarında patlayan öfkelerini kucaklayıp iktidara karşı örgütlemek için sokaklara inmeliyiz. Boş durmak ve beklemek olmaz, yerküre ısınıyor, oradan çıkacak ateşle sistemi eritip yok ederek, yeni bir dünya kurmak için ustalaşmalıyız.
|