Bıçağı Vampirin Kalbine Saplayalım

Öfkenin mayalandığı yerde, mücadele de kaçınılmaz olarak varlığını hissettirir. Ve eskinin yıkımı bu mücadelenin izleyeceği seyirle alakalıdır. Eğer ki bağrında eskiyi yıkarken, yeniyi yaratacak bir eğilim taşımıyorsa, eski kendini en güçlü şekliyle organize edecektir.
Başlangıcın olduğu yerde bir sondan bahsetmek yanlış olmayacaktır. Zira insan aklının sınırlarında olan ya da insanın bilinciyle kavradığı her başlangıcı bugünden net bilinmese de bir sona gittiği kesindir.
İnsanlık tarihi onlarca yokoluşu taşıdı. Her bitişten önce yeni bir başlangıç yarattı. Kendi varlığını bu karşılıklı savaşım içerisinde geliştirdi. Koca bir insanlık mirası bu minvalde yaratıldı.
Sınıflı toplumlar bir başlangıcın ilk nüveleriydi. Doğayı kendi mülkiyetine geçirmekle birlikte yabanıllıktan kurtulan insan, modern barbarlar yarattı. Ilk mülkiyet deneyimi kendi türü üzerine olan insan bu tutkusunu onu yok etmekle sürdürdü. Kendisiyle savaştı. Bu savaşlardan elde ettiği ganimetleri biriktirerek koca bir servet yarattı ve binlerce yıllık insanlık tarihinin yarattığı mirası azınlık bir grubun elinde topladı.
Bugün hala bu serveti elde etme hırsı ezen sınıfların gerçek savaş nedeni olarak dururken, milyonlarca insan bu savaşlarda ölüyor. Modern barbarların modern kölelere çevirdikleri büyük bir çoğunluk ise kendi kurtuluşundan bihaber barbarların işaret ettiği yere doğru sürükleniyor.
Çoğu kez bu barbarlarla birlik olup kendi cinsine saldırıyor, onu yok ederek kendisini daha geniş bir alanda yaşayacağını düşünüyor. Ancak savaş ganimetleri savaşanlara değil savaşı başlatan barbarlara kalıyor.
Insanlığın özel mülkiyeti var etmesiyle kadında bu savaşlarda  mülki araç olarak barbarların eline geçiyor. Kendi kurtuluşunu yaratacağı nasırlı elleriyle barbarların hizmetinde modern bir köle olarak hizmet ediyor.
Onun yarattıkları mücadele edenler de var elbette. Ama onlarda küçük küçük parçalar halinde ve barbarın kalbine değil, parmaklarına vuruyor. Modern devletin yaratmış olduğu değer biçimi kuşkusuz meta dünyasında sinai bir kazanç sağlayan araca dönüşüyor. Ancak ne var ki faizlerin düşmesi için verilen mücadele metalaşmayı getiriyor. Dolayısıyla gerçek bir kurtuluşu ifade etmiyor. Buna karşı bir mücadele hattının örülmesi esası değil tali içerisinde bile en geri pozisyonu ifade eder. Esasa dair bir bağ kurulabilecek örgütsel ve teorik bütünlük varsa, bunlara dair bir çalışma örgütlemek elbette gereklidir. Ancak bu durum mevcut olanın içeriğini güçlendirecek, barbarların sınıf düzenini yeniden tesis edecek şekilde hizmete amade olmamalıdır.
Emeğin ya da toplumun gerçek kurtuluşunu sağlayacak yegane şey barbarı barbar yapan özel mülkiyeti hedef almaktır. Onu hedef almayan, doğrudan ona yönelmeyen hiç bir eylem ya da mücadele biçimi yeniyi doğurmaz. Eskinin biraz daha sağlamlaşmasını sağlar o kadar. Ötesi olmaz.
Büyük alt-üst oluşlar büyük çatışmalarla yaratılır. Özel mülkiyet dünyasına karşı gelişen her eylem mevcut sınıf çatışmalarının bir sonucudur. Eskinin temsilcisi ezen sınıflarla yeninin temsilcisi ezilen sınıflar arasındaki bu kıyasıya savaş belli bir önderlik altında yürütülmek durumundadır. Ezilen sınıfların çıkarı olan sınıfsız toplum ancak bu sınıfsız toplumu arzulayan, onu programatik olarak savunan ve pratik zeminde bunun gereklerini yerine getiren bir örgütün önderliği altında inşa edilebilir. O örgütün ülkemiz koşullarındaki varlık biçimi silahlı mücadele içerisinde yaratılan Maoist Parti’nin kendisidir.
Yılları bulan mücadele deneyimi ve pratik-teorik mirası yüzlerce şehidin kanıyla yazıldı. Bugün gelinen durumda ise Halk Savaşı’nın bütünlüğü içerisinde yıkım gücünü örgütleme işlevini omuzlamaktadır. Halk Savaşı’nın pratik adımları halkın enginliğine kavuştuğunda teknolojik savaş aygıtlarını yerle bir edeceği mevcut pratiklerle sabittir. Bunu görmek için dikkatimizi Maoist gerillanın namlusundan çıkan kızıl alevlere çevirmek yeterlidir.
Özel mülkiyeti kutsayarak liberal söylemlerle değil, ona karşı çıkarak sınıfsız toplumu savunarak, barbarların zulmünden kurtulacağız. Gerillayı kucaklayan halk, devrimi doğuracaktır. Zira gerçek kurtuluş oradan doğrulacak büyük bir orduyla inşa olacaktır.

 
Share