15-16 Haziran ve Tarihsel Önemi

İşçi sınıfımızın kendiliğinden gelme mücadelesi 15-16 Haziran’da doruğuna ulaştı. İşçiler bütün burjuva ve küçük-burjuva revizyonist kliklerini tepeleyip geçtiler.’’ Kaypakkaya yoldaş 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi değerlendirmesine bu cümlelerle başlıyordu ve ardından bu direnişin önemini, çıkarılması gereken dersleri ifade ediyordu. Tarihe düşülmüş önemli notlardan biri olan bu direnişin doğru bir şekilde değerlendirilerek önemli derslerin çıkarılması, tıpkı diğer tarihsel olay ve olgularda olduğu gibi, sınıf mücadelesinin doğru bir rotada ileriye doğru yol alması açısından belirleyici bir noktada durmaktadır. Bu açıdan tarihin sayfalarını aşarak günümüze kadar gelen 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi, Türkiye Kuzey-Kürdistan siyasal coğrafyasının sınıf mücadelesine önemli dersler vermiş ve sınıf mücadelesinin gelişimi açısından ilham kaynağı olmuştur.
İşte Kaypakkaya yoldaşın, onun bakış açısını belirleyen ideoloji sayesinde, teoriyle yaşayan canlı pratiği nasıl diyalektik olarak birbirine bağladığını bu direnişi değerlendirirken de görebiliriz. Bugün de yaşanan her direniş karşısında sübjektif değerlendirmeler yapılarak ya bu direnişlere haddinden fazla misyonlar yükleniyor ya da bu direnişler yeterince önemsenmiyor. Güncel olarak da yaratılan direnişler doğru bir analize tabi tutulmadığı için hem bu direnişlerden doğru dersler çıkarılamıyor hem de direnişlerin enerjisi yeteri kadar sınıf mücadelesine aktarılamıyor. Doğru ideolojik perspektif teoriyle pratiğin diyalektik uyumunun ve olayları doğru bir biçimde analiz etmenin temel belirleyenidir. Yöntem açısından nasıl ve nereden baktığınız, nasıl düşündüğünüz ve nasıl değerlendirdiğiniz buna bağlıdır. Önemli bir deneyim olan TEKEL direnişi birçok noktadan değerlendirildi ve birbirbirinden çok farklı sonuçlar çıktı. Ancak hangisinin doğru ve hangisinin sınıf mücadelesine hizmet ettiğini ise, Lenin’in deyimi ile yaşayan canlı pratik kanıtlayacaktır. Bu açıdan 15-16 Haziran’dan çıkarılan tarihsel ders iyi özümsendiği takdirde geleceğe ışık tutacaktır.
15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi, o dönem, Kaypakkaya’nın deyimi ile “bazı kadroların bilincinde önemli bir sıçrama yarattı.” Bu sıçrama 71 devrimci çıkışı açısından da önemlidir. Panoramik olarak dönemin tarihsel bir fotoğrafını çekersek bu direnişin önemini (tüm yönleriyle) daha rahatlıkla görebiliriz. Altmışlı yıllar ülkemizde önemli değişimlerin ve gelişmelerin yaşandığı yıllardır. 61 Anayasası’yla görece oluşan demokratik ortam sayesinde Marksist klasiklerin çevirisi yapılmış ve ülkemizin aydınlarının bilincinde, bu durum, önemli sıçramalara vesile olmuştur. Verilen mücadeleler sonucunda kazanılan sendikal haklar henüz çok sınırlı olmasına rağmen işçi sınıfının örgütlenmesi açısından ciddi olanaklar sunuyordu. Nitekim bu dönemde özellikle KAVEL Direnişi gibi fiili mücadeleyi esas alan direnişler de artış gösteriyordu. Yine ülkenin değişik coğrafyalarında köylülerin verdiği mücadeleler, toprak işgalleri, toplumsal mücadele açısından önemli olanaklar sunuyordu. Bu süreçte yüzlerce grev örgütlenmiş on binlerce işçi bu grevlere katılmıştır. Yine bu dönemde DİSK, TÜRK-İŞ içinde ve bağımsız olan bazı sendikalar tarafından, TÜRK-İŞ yönetiminin “partiler üstü ve siyaset dışı sendikacılık” anlayışı eleştirilerek sınıf ve kitle sendikacılığı esas alınarak kuruldu.
Ki DİSK’in kurulmasına öncülük eden ve o süreçte önemli oranda yön veren de yine altmışlı yıllarda kurulan TİP reformizmiydi. Bu dönemin diğer bir önemli gelişmesi ise 68 başkaldırısıydı. Ülkemizde özellikle öğrenci gençlik üzerinde büyük etkisi olan bu hareket BPKD’nin ideolojik rüzgarını ülkemize kadar taşımıştır. Ancak 68 Kuşağı önemli oranda çeşitli reformist ve revizyonist çevrelerin ve örgütlerin etkisi altında idi. Gerek Kemalizm noktasında, gerek Kürt ulusal sorunu noktasında, gerekse de devletin niteliği ve devrimin stratejik çizgisi noktalarında önemli oranda bu akımların etkisi altında idi. Aynı zamanda bu dönem, yaşanan tüm bu toplumsal mücadelelere öncülük edebilecek devrimci bir sınıf partisinin olmadığı bir dönemdi. Bu dönemde, yaklaşık kırk yıldır ülke halkları üzerine çöreklenmiş revizyonist karabulut yavaş yavaş dağıtılıyordu. En temelde bu Kaypakkaya yoldaşın “hareketimizin BPKD’nin ürünü olduğu belirtilmeliydi” itirazında somutlanan ideolojik dayanak sayesinde olmuştur. Yine pratikten çıkarılan derslerin doğru bir şekilde özümlenmesi de buna hizmet eden diğer bir önemli noktadır. İşte bu maddi yaşam pratiği içinde 15-16 Haziran İşçi Direnişi önemli bir yer tutmaktadır. Direnişin öne çıkan dersleri ülkemiz sınıf mücadelesine önemli katkılar sunmuştur.

 
Share