|
Yasallık ve meşruluk iki karşılıklı gücün birbirlerinin sınırlarını ne kadar zorladıkları ile ilgili bir durumdur. Nihayetinde bu güçler kendi varlıklarının meşruiyetini mümkün olduğunca genişletmeye çalışırlar. Ve bu durumun sınıfsal bir mesele olduğunu unutmamak gerekir. Ancak, insanlık için iyi ve doğru olan her zaman için ezilen sınıfların devrimci pratiğidir. Bu açıdan bizler açısından meşru ve haklı olan kendi devrimci mücadele pratiğimizdir. Egemenlerin yaptığı pratiklerin hem insanlık açısından hem de bizler açısından haklı ve meşru bir yanı yoktur. Burjuva hukukunun, özel mülkiyet dünyasının korunması üzerine kurulduğunu düşündüğümüzde yasaların sınırlarının da neye göre belirlendiğini görmüş oluruz. Özellikle ülkemizdeki gibi feodal faşizmle belirlenen bir hukuk yapısı bu sınırları daha fazla daraltmaktadır. Bu hukuk yapısı, esas itibariyle mevcut düzenin bekasını korumak için, düzene yönelmiş hareketleri bastırmanın araçlarından biridir. Niyet olarak her zaman için karşısındaki direnç noktalarını yok etmeye çalışır. Bunun için dönemsel olarak değişen politikalar devreye sokar ve kendi hukukunu da buna göre şekillendirir. Öyle olur ki, işine geldiği zaman kendi yasaları bile saldırıları dizginleyemez olur. İşte son dönemlerde demokratik haklar mücadelesine yönelik artarak yaygınlaşan saldırılar, düzenin kendi bekası için dönemsel olarak devreye soktuğu saldırı konseptlerinin ürünüdür. Demokratik zeminde mücadele yürüten birçok kurum saldırıya uğramış, ev ve kurumlar basılmış, onlarca insan gözaltına alınmış ve tutuklanmış. Cezai bir sonuç olmasa bile birçok faaliyet es geçilmemiştir. Hatta öyle ki 72 günlük büyük direnişlerinden dolayı TEKEL işçilerine bile soruşturma açılmış durumda. Verilmek istenen mesaj açıktır: Fiili ve meşru zemindeki her türlü hak arayışı benim gözümde suçtur ve cezasız kalmaz. Soruşturma şeklinden sorgulama yöntemlerine, sorulan sorulara kadar birçok örnek mevcut yönelimin mahiyetini de belirlemektedir. Ancak dikkat çeken bir noktada esas itibarıyla yasal ve meşru olan ve özellikle yasal olan birtakım eylem, etkinlik veya faaliyetlerin suç kapsamına alınarak değişik bağlantılar üzerinden tanımlanmaya çalışılmasıdır. Verilmek istenen mesaj devrimci çizgide ısrar ettiğiniz sürece, sizin için hiçbir şey o kadar kolay olmayacaktır. Faşizmin sopası her zaman için ensenizde olacaktır. 12 Eylül döneminde genel bir yönelimle yok edilmeye çalışılan devrimci hareket bugün ise telli dikenlerle çevrilmiş düzenin sınırlarına mahkum edilerek yok edilmeye çalışılıyor. Ve en az o dönemdeki kadar ciddi bir yönelim uzun zamandır uygulanıyor. Her yönüyle halk kitlelerinin üzerine çöreklenmiş bir baskı mekanizması mevcut durumda. Öyle ki girdiği internet siteleri bile suç sayılarak insanların bilgilenme hakları kontrol edilmeye çalışılıyor. Burada esas olarak üzerinde durulması gereken nokta bu saldırılar karşısında alınması gereken tavırdır. Bu noktada ciddi kafa karışıklıkları olduğu görülmektedir. Ve çoğu zaman da doğru olan tavrın, bu alanlardan geri çekilmek olan, “daha dikkatli olmak”, “akıllı davranmak” şeklinde temellendirilen anlayıştır. Bu anlayış ciddi bir şekilde mahkum edilmelidir. Demokratik ve meşru anlamda yapılan toplantıların savunulamaması, bilgilenmek için girilen herhangi bir internet sitesinin bilgi alma hakkı temelinde savunulamaması, yapılan eylem ve etkinliklerin sahiplenilememesi, demokratik anlamda var olan örgütsel işleyişin savunulamaması, hatta bu zeminde kullanılan iletişim adreslerinin savunulamaması, meşru çizgiyi ve bununla birlikte de yasal zemini oldukça geriye çeker. Sistem, kitlelerin zihinlerine de yapılan pratiklerin yasa dışı olduğunu inceden, sezdirmeden yerleştirmektedir. Bunun karşısında takınılması gereken tavır kesinlikle sistemin de isteyeceği geri adım olmamalıdır. Meşru ve demokratik zemin korunarak her türlü faaliyet ısrarla savunulmalıdır. Unutmayalım ki eğer biz sisteme geri adım attıramazsak veya mevcut durumu koruyamazsak geri adım atan biz oluruz. Elbette ki bu durum bedelleri de gerektirir. Ancak bu bedelleri de ödemekten korkmayarak cüretle, kararlılıkla meşruluğumuzu ve haklılığımızı savunmalıyız.
|