Kadın Emeği -II-

Kadın emeğinin daha çok nitelik gerektirmeyen emek yoğun sektörlerde, tarımda ve hizmet sektöründe istihdam edildiği görülmektedir. Burada tarım ve daha çok enformel (kayıtdışı)  sektör özellikle dikkat çekilmesi gereken noktalardır. Bir de kadınların “ev kadınlığı” görevlerinden kaynaklı görünmeyen ve toplumsal zenginliğin oluşmasına önemli bir katkısı olan ev içi emeklerinin karşılıksız kalması durumunun görülmesi gerekir.
Kadınların düşük eğitim düzeyi, emeklerini nitelik gerektirmeyen vasıfsız işlerde kullanmaları, daha çok el becerisi gerektiren işleri veya ev işlerinin uzantısı olan işleri tercih etmeleri, iş yaşamında devamlılığı düşünmemeleri ve daha çok aile bütçesine ‘katkı’ amacıyla çalışmaları, örgütlülüğe mesafeli yaklaşmaları gibi özellikleri kadınların emek sürecinde yaşadıkları sorunları derinleştirmektedir. Bu durum kadın emeğinin daha çok vasıfsız, kolay değiştirilebilir, örgütsüz, sosyal güvence gerektirmeyen, düşük ücretli sektörlerde istihdam edilmesine neden olmaktadır.
Bunun yanında ev kadınlığı üretim süreci dışında tanımlanmakta. Yaptığı işlerle ‘ev kadınlarının’ artı değere hiçbir katkısı olmadığı düşünülmektedir. Kaba bir şekilde ifade etmek gerekirse emek pazarının devamlılığı işçilerin yaşamlarını devam edebilmeleriyle ve yeni işçiler yetiştirmeleriyle mümkündür. Yine emek sürecinin sağlıklı bir şekilde yürüyebilmesi için işçilerin günlük yaşamında yemek, bulaşık, çamaşır, çocuk ve yaşlı bakımı gibi işlerinin de yerine getirilmesi gerekmektedir. Sadece erkeğin eve ekmek parası götürmesiyle olacak bir iş olmadığı ortada. Kadının evdeki emeği de bu sürece katkı sunmaktadır. Ancak bu durum karşılıksız kalmaktadır. Esasta toplumsal zenginliğe katkı sunan bu emeğin karşılığının ödenmesi gerekmektedir.  
Kadınların iş yaşamında karşılaştıkları en önemli sorunlardan biri de cinsiyetçi uygulamalardır. Bu yaklaşım daha kadın iş aramaya başlarken karşısına çıkmaktadır. Bazı işlerin kadınlara uygun görülmemesi ve daha çok kadınların toplumsal rolleriyle uyumlu işlere uygun görülmeleri yaşanan cinsiyetçi yaklaşımın sonuçlarıdır. İşyerinde tacize ve tecavüze uğramaları yaygın bir durumdur. Yine cinsiyetçi yaklaşım en çok kendisini ücretlerde göstermektedir. Dünya Bankası Türkiye İşgücü Piyasaları Çalışması Raporu’na (2006: 55) göre Türkiye-Kuzey Kürdistan’da, kentlerde kadın ve erkek ücret ortalamaları arasındaki farkın yüzde 22 olduğu belirtilmektedir.
Sonuç olarak kadınlar, işgücü istihdam fırsatlarından eşit bir şekilde yararlanamamaktadır. Cinsiyetçi uygulamalara maruz kalmaktadırlar.
Emekleri daha çok niteliksiz emeğe ihtiyaç duyulan işlerde kullanılmaktadır. En yoğun olarak da tarım ve enformal sektörde istihdam edilmektedir. Toplam istihdamda daralma olduğu zaman ilk olarak gözden çıkarılanlar yine kadınlar olmaktadır.
Kadınların büyük bir kısmı (yüzde 54,4) başta tarım olmak üzere ücretsiz aile işlerinde çalışmaktadır. Çalışma hayatı dışında kalanların büyük bir çoğunluğunu (yüzde 51,8) ise ‘ev kadınları’ oluşturmaktadır. (Kadın Emeği ve Cinsiyete Dayalı Ücret Ayrımcılığı; Nebiye YAMAK, Ferhat TOPBAŞ)
Bu genel tablo şunu göstermektedir ki, kadınlar özellikle neo-liberal politikalarla birlikte üretim sürecinin en azgın sömürüsünün olduğu alanlarda istihdam edilmektedir. Ve yine en çok sosyal güvenceden ve iş güvencesinden yoksun bir şekilde kadınlar çalıştırılmaktadır. TÜİK 2008 verilerine göre, toplam istihdamdaki kadınların yüzde 62,3’ü, tarımda çalışan kadınların ise yüzde 99’u sosyal koruma kapsamı dışındadır.
Yine en örgütsüz kesimi kadınlar oluşturmaktadır. Özellikle ev eksenli çalışanlar olmak üzere kadınların kendilerini tam bir çalışan olarak görmemeleri, daha çok ev bütçesine katkı sunan olarak görmeleri bu durumu derinleştirmektedir.
8 Mart yaklaşırken, bir kez daha görüyoruz ki kadınların 8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde yükselttikleri mücadelenin gerekçeleri ülkemiz kadınlarının yaşadığı sorunlara çok benzemektedir. Aradan yüzlerce yıl geçmesine rağmen sömürü düzeninin çarkları emeğimiz üzerinden dönmeye devam etmektedir. Dokuma işçisi kadınların cüreti ve kararlılığı halen ülkemiz ve dünya emekçilerine mücadele azmi vermektedir.

 
Share