|
Egemen sınıfların elinde bulunan medya araçları bütün yönleriyle gerici egemen sınıfların çıkarlarını koruma üzerine kurulu düşünce sistemini halk kitlelerine pompalamak, egemen külütürü yaymak, ezilen sınıfların yabancılaşmasını derinleştirmek, kendisine güvenini kırmak, üretimdeki toplumsal karakterindeki devrimci özü kurtuluş amacından saptırmak, kitleleri yozlaştırmak için işletiyor. Toplum sınıflardan meydana gelir. Topluma hizmet, ulusa hizmet, halka hizmet sözleriyle sunulan ideolojik bombardımanın hizmet ettiği zümre toplumun egemen sınıflarıdır. Elbette egemen kültür, politika veya geniş kapsayıcı olarak egemen ideoloji sadece medya aracılığıyla topluma şırıngalanmıyor. Sık sık küçük burjuva kalkış açısıyla sınıflar üstüne yerleştirilen kah ‘MGK’, kah ‘polis’, kah ‘devlet’in aksine, Marksist eko-politik materyalist diyalektik felsefesine uygun olarak ülkemizde de egemen sınıfların diğer sınıfları baskı altında tutma aracı olarak devletten yararlanmaktadırlar. Egemen sınıfların egemen ideolojisi devlet eliyle orduda, işletmelerde, hizmet kurumlarında, topluma taşınır benimsetilir. Üretim araçlarının özel mülkiyetini, üretim sermayesini elinde bulunduran sınıflar aynı zamanda toplumun iktidar güçleridir. Devlet ise bu egemen sınıfların ellerinde ezilen sınıfları baskı altında tutmak, sömürücü düzenini sürdürmek için kullanılan bir araçtır. TC devleti gibi emperyalizme bağımlı yarı-sömürge ülkelerde rantçı-bürokratik genişlemiş devlet aygıtı halk kitleleri üzerinde ağır bir ur halindedir. Ezilen Kürt ulusunun çeşitli milliyetlerden azınlıkların baskı altında tutulması, Türk-Kürt çeşitli milliyetlerden işçi ve emekçi köylü geniş halk kitlelerinin yoksulluğunun derin olması, sosyal güvencesiz, sağlıksız, ağır iş şartlarında vahşice ucuz işgücünün sömürülmesi koşullarında, bu baskılanmadan kurtulmak uğruna en ufak hak talebinin ezilmesine duyulan ihtiyaçtan kaynaklı, Türk ordusunun devletin bir parçası olarak daima ön planda olmasını gerektirmiştir. Neden? Çünkü halk kitlelerinin demokratik talepleri, devrim hedefli komünist hareketin ezilmesi; Kürt ulusunun bağımsızlık mücadelesi, azınlıkların demokratik taleplerinin engellenmesi ancak ordu gücüyle ezilir. Türk ordusu faşist görevini yapmaktan geri durmamıştır. Çünkü egemen sınıfların dayandığı ekonomik temel ve iktidar ancak zor yoluyla korunabildiği için emperyalist işbirlikçi Türk egemen sınıfları, Türk ordusunun süngülerini çalıştırmasını bizzat ister ve zorunlu görür. Faşist Kemalist diktatörlükte devletin başvurmak zorunda kaldığı şiddetten dolayı –ki başka türlü gerici düzen korunamaz- Türk ordusunu ya da devleti, sınıflar üstü görmek Marksizmi çarpıtmaktır. ‘MGK’nın diktatörlüğü bitti’ ya da Kemalizm tasfiye oldu.’ ‘Vesayet rejimi kırıldı’, ‘TÜSİAD da artık demokrasi istiyor’ diyebilenlerin olduğu –hem de “komünist” olarak ülkede açıktır ki 1920’lerden beri Türk devletinin- bir ayağı olarak öne çıkmış Türk ordusunun egemen sınıflara rağmen şiddet rejimini sürdürdüğünü söylediklerinin farkında değiller!.. Oysa basit mantıkla düşünülse bile gerici devlet aygıtının toplumun yapısına göre şekil aldığını bulması zor olmayacaktır. Türkiye ekonomik olarak emperyalizme bağımlıdır. Bu anlamıyla Türk egemen sınıfları tekelci burjuvazinin yerel uşakları durumundadır. Tekelci burjuvazi ve işbirlikçi yerel uşaklarının hizmetinde olan devlet aygıtının bir parçası olan Türk ordusunun sınıflar üstü davrandığını ima etmek bile gerçeği çarpıtmaktır. Hem de Türk ordusunun NATO ve ABD tarafından eğitildiğini, askeri darbeleri bizzat örgütlediklerini unutarak yapılmaktadır. Devlet ya da ordu nasıl sınıflar üstü oluyor! Türk ordusu askeri darbelerle egemen sınıfları korumadıysa kimleri korudu? Toplumun yapısına göre devletin şekil aldığını söyledik. Türk devletinin hangi kurumlarını ön plana çıkaracağı tamamen toplumsal koşullara, sınıfsal ve ulusal mücadelenin seyrine bağlıdır. Bu anlamıyla biçimsel değişimlerle kendisine düzenleyip yeniden devleti yapılandırmalarına büyük anlamlar biçmek -üstelik bunun halk kitlelerine daha katmerli baskı anlamına geldiğini ıskalayarak- egemen sınıfların “değişim”, “ileri demokrasi”, “özgürlük” yalanlarına ancak güç taşımaya, yarar.
|