|
Tarihin gelişimleri karşısında zalimlerin diz çöktüğü ortadadır. İnkar politikalarıyla süren yalanın büyüklüğü Yemen yollarında dökülen timsah gözyaşlarıyla çölleri kurutmaya devam ediyor. Kitlenin içinde bir eylemcinin ahraz taklidiyle ‘bilinmeyen dili’ni konuşması, bir saat süresince atılan gaz bombaları, biberli-boyalı tazyikli su sıkan tankere bakarak “hele bakın bakın şu barbar Türklere bakın” deyip, hemen ardından “Kahrolsun barbar Türkler” sloganıyla ifade bulan 65 yaşlarındaki Kürt eylemcisinin tepkisi şiddetin kaynağını işaret ediyordu. 70 yaşlarındaki Kürt analarının 20’li yaşlardaki gençlere ‘taş çıkarırcasına’ taş toplaması ve taşıması da Kürt ulusunun özgürlük mücadelesinin tarihten süzülüp gelen en billur ifadesidir. Milli marşlarla hazır ola geçirilen Kürt halkı şimdi kendisi için sıradadır. Dokuduğu kilimi, sağdığı ineğin sütünü, yağını, kırptığı koyunun yününü, otlattığı keçiyi mahkemelere rüşvet olarak verip kurtulacağını düşünen büyüklerinden devraldığı tarihi dokuyu olması gerektiği gibi dokumaya kararlıdır. Antlar ezberletilip, Osmanlı padişahlarının ve Türk faşist diktatörünün “süslenen parklar”da heykellerin dikildiği o görkemli şehirde Diyarbakır surlarının tanıklık ettiği tutsak edilmiş seçilmiş-direnenlerin-tutsaklık tarihi yazılıyordu. Kaybedecekleri kölelik zincirlerinden başka hiçbir şeyi olmayan halklar paslı halkaların küflü kilitlerini çoktan kırmıştı. İşçisiyle, köylüsüyle, emekçisiyle, kadınıyla, genciyle, yaşlısıyla, bebeğiyle Kürt ulusu şehrin ortasında vergisiyle alınan panzerlerin karşısında mücadele panzehirindedir. Türkiye-Kuzey Kürdistan’da piyon görevi gören TSK’nın cuntacı katil generalleri ve düşman ordusu tarafından, toplu katledilen gerillalar kuyulara, çukurlara, bilinmez yerlere gömüldüler. Hala DNA testleriyle kimlikleri tespit edilemeyen savaşçılar var. Hala toplu mezarlar balans ayarında ortaya çıkarılmaktadır. Emperyalizmin savaş tatbikatlarına sunulan ve ilhak edilen Kuzey Kürdistan TC’nin zulmüne, mayın döşemesine, havan topuna binlerce can verdi, binlerce savaş gazisi verdi. Füze kalkanlarının yerleştirilmesiyle bu sayılar daha da katlanacak. Berlin mahkemesinde Talat Paşa’yı öldürmekten 15 Mayıs 1921’de yargılanan Ermeni Telleryan’ın “kafile kentten (Erzincan) uzaklaştırıldıktan sonra durduruldu. Jandarmalar 15 yaşındaki kız kardeşimi sürükleyerek götürüp tecavüz ettiler. O bir daha geri dönmedi, erkek kardeşimin kafası bir baltayla yarılmıştı. Daha sonra kafama bir darbe yiyip bayıldım. Uyandığımda ağabeyim üzerimde ölü olarak yatıyordu. Annemin yüzüstü uzanmış cesedini gördüm.” (1) Ermeni soykırımının yaşandığı dönemde yol yapımında çalışan Ermeni asker Tedevosyan: “Vahşiler, yaşlıları kamçılayarak, kadınları soyarak ve genç kızları kirleterek eğlendiler. Türklerin ağır baltaları kurbanların kafalarını uçuruyordu… Karşıki yamaçta Türklerin haremleri için ayırdıkları Ermeni kadınlar duruyordu. Cesetler yığılıyordu ve 4 saatlik bu vahşi kıyımdan sonra 5 bin Ermeni ölmüştü” (2) diye halklara yaşatılanları hatırlatıyordu. Kanla beslenenlerin halkların tarihini silmeye gücü yetmeyince kendilerini ve katillerini ‘tükürük’le aklama çabaları da o denli gerçekleri olur. Yaşayan mazlum ulus ve azınlık milliyetlerden emekçi halklar arasında yaratılmaya çalışılan düşmanlaştırma şu günlerde Kuzey Afrika ülkelerinde de dünyayı yeniden şekillendirme planında, Yemen, Tunus, Mısır, Ürdün, Cezayir ve Moritanya’da da Arapları bekliyordu ve sıra(nın) kimde olduğu tarihin sınıflar mücadelesi akışından belli. Halkların kurtuluş mücadelesine omuz verelim, umudumuzu büyütelim. Yeni demokrasi güçlerinin yeni dünya özlemine yeni halkları kurban etmeden, emperyalizme, feodalizme, faşizme karşı halkların haklı savaşıyla devrimci barutumuzu kullanalım, demokratik halk iktidarını kurma yolunda ilerleme çağrısını dünya halklarına yeniden yeniden yapalım. 1-Haziran 1993 Partizan Aylık Siyasi Dergi 2-age
|