|
Yazımızın ilk bölümünde bahsettiğimiz sınıf mücadelesinin tarihsel gerekliliğine inançsızlık durumundaki bireylerin tarihsel diyalektiğe, toplumlar tarihine, bu tarihin ölçüsüz tecrübesine, sınıflar mücadelesi yasasına, tüm bilimsel gerçek ile tarihsel pratiğe ve en yakında kendi partimiz pratiğine bakması (belki bizzat kendi yaşamına bakması), faydalı olacaktır. Faşist vahşete karşın sokaklara dökülen işçilere, protestocu köylülere, devlet terörüne maruz kalan öğrencilere, memurların gösterilerine, çeşitli halk katmanlarının mücadelelerine ve Kürt ulusuna bakarak bu hareketin anlamını çözmeye ihtiyacı vardır. Sorduğu soruları bu toplumsal gerçeği görmeye, altındaki sebepleri aramaya yönelik de sorması ve anlaması doğru olacaktır. Bu kitleler neden copa, gaza, hapse ve işkenceye rağmen susmayıp sokağa çıkmaktadır? Bunların altındaki gerçek nedir, yoksa sebepsiz midir bu mücadeleler? Mücadeleler ve mücadelelerin bedelleri anlamsız mıydı acaba? Değilse, neden ‘’inanmıyorum, olmuyor-olmaz, bir şey yapmıyorsunuz’’ diye sorulmakta ve yakınmacılığın kucağında yüzler geriye dönülmektedir? Demek ki, soruların tersten değil, düzden sorulması gerekir. Demek ki, sorgulamalar gerçeğin açığa çıkarılıp bu gerçekler üzerinde ilerlemek için yapılmalıdır; geriye dönmeyi meşrulaştırmak ve negatif tavrı ispatlamak-doğrulamak için değil! Her nereden gelirse gelsin, tamamen haksız olan çeşitli gerekçelerle, özellikle de biçimsel ve geçici-taktik değerdeki negatif sebeplerle devrimci mücadeleden geri durmayı meşrulaştırmaya çalışan veya mücadeleyi objektif olarak anlamsızlaştıran yaklaşımlar; devrimci halkların devrimci tarihinden ders almaya nail olamamışlarsa, bunun da ötesinde emperyalist dünya gericiliğinin vahşi şartları ile bu gericiliğin uzantısı olan Türk hakim sınıflarının sömürü ve zulmüyle bütün caniliklerinden sonuçlar çıkaramıyorsa, hiç değilse yaşlı alevi dedelerinin mezhepsel baskılara karşı mücadeleci tutumuna bir anlam vermek durumundadır. Yaşlı dede ve neneler kültür ve inançları için mücadeleden, direnmekten, örgütlenmeden bahsetmekte; bu pratiğe girmektedirler. Yaşlı-çocuk Kürt insanları ulusal hakları için dinmeden mücadele etmekte, bedel ödemektedirler. Aksakallı dinciler dini inançları doğrultusunda büyük bir enerji ve kararlılıkla örgütlenip mücadele vermektedirler. Peki, tartışmamıza konu olan, özellikle genç devrimcilerin bunlar kadar mücadele sebepleri yok mudur? Bunlar kadar mücadeleci bilinci, siyasi-ideolojik inancı ve kararlılığı yok mudur? Devrimci sınıf mücadelesinin, dini inanç ve ulusal bilinç kadar güçlü bir zemini, bilimsel haklılığı, nesnel temeli yok mudur? Devrim davası burjuva davadan daha mı temelsiz ve anlamsızdır? Kuşkusuz ki, hayır! Devrim davası en anlamlı davadır; devrimci sınıf siyasi mücadelesi en gerçek bilimsel temele sahiptir. Bu mücadelenin haklılığı, doğruluğu ve gerekliliği tartışmasız bir ihtiyaçtır. Toplumlar tarihini ilerleten bu mücadeledir; bundan sonra ilerletecek olan da bu mücadeledir. Komünist devrimciler tabi ki daha kararlı, daha fedakar ve daha mücadelecidirler. Ama tasfiyecilik sinmiş olanları değil! Karamsar, yılgın ve öyle ya da böyle burjuvalaşmış olanları değil. Gerçek komünist ve devrimciler en ileri niteliği temsil edip, geleceğin savaşçılarıdır ancak. Azgın dalgalarda yüzme cüretine sahip olanlar da onlardır… Onlar, emperyalist tasfiyeciliğin ve bütün burjuva çürümüşlüğün etkilerine Halk Savaşı’nı enjekte eden siyasi doktorlardır. Kim acınacak durumdadır? Mücadele edenler mi, yoksa mücadeleyi horlayanlar mı?
|