|
Devrim yalnızca karşı-devrimle mücadele içinde değildir. İçindeki burjuvaziye karşı veya içindeki burjuva ideolojik yansımalara; tasfiyeciliğe, pasifizme, yılgınlığa, karamsarlığa ve bilumum burjuva/küçük-burjuva tezahüre karşı da mücadele içindedir. Bu mücadele ideolojik anlamda belki de en zorlu ve en tahripkâr olanıdır; çünkü bu mücadelenin taşıdığı çelişkinin bir yanı içten tasfiye özelliği ile ideolojik erozyon rolü oynamaktadır. Keskin karşı duruşla değil, yumuşak huylu gelip zemini gevşetmektedir. Ve çünkü ‘’balta ile sap’’ ilişkisindeki gibi birleşiktir ama ‘’sap’’ın ‘’balta’’ya güçlük çıkarması kadar engelleyicidir. Bu mücadelenin negatif tarafını teşkil eden zayıf yan her zaman tasfiyeci değil ama taşıdığı zayıflıkla objektif olarak tasfiyeciliğe hizmet edendir. En azından eğilim ve tutumu geridir; taşıdığı gerilik ve kırılmalarla fiilen geri çeken-geriletendir! Tasfiyecilikle itam edilemez açıkça; ama niyetten bağımsız objektif durumundan ötürü tasfiyecilikle birleştiği muhakkaktır. Sorular ve sorgulamalarla yansıtır geri eğilimini… ‘’Kırk senedir ne yaptınız’’, ‘’bir şey yok, ne yapıyorsunuz ki’’, ‘’yapılacağına inanmıyorum’’ vb sorularında açıkça dışa vuran bilimsel ‘’inançsızlık’’ ve ideolojik sorgulama ve kırılma, politik olarak tasfiyecilikle kol kola girmektedir pratikte. Andığımız bu eğilim, bütün bu sorgulama ve hesaplaşmada, komünist ve devrimci mücadele uğraşının karşısına; ya egemen sınıflar düzeni ve siyasi parti-kliklerini ölçü almakta ya da burjuva yaşamın parıltılarını özlem alan bura bireysel yaşam başarılarını baz almaktadır. Bakış açısı bireysel ve burjuva yaşamla sınırlı olan yaklaşımlar elbette devrimci gerçeği anlayamaz; burjuva yaşam başarıları ve tüm albenisini devrimci mücadeleye yeğ tutar, bu değerlerle devrime bakar ve kaçınılmaz olarak devrime sırt dönerler. Bu anlayış ve yaklaşımın anlayamadıkları büyük gerçek şudur: Onlarca, yüzlerce ve hatta binlerce projeyi bağrında taşıyan ekonomik-siyasi-ideolojik konsept; somut şartlarımızda MLM ideolojisiyle billurlaşan proletarya partisi önderliğinde feodalizm-komprador bürokratik kapitalizm ve emperyalizmin tasfiye edilmesi hedefleriyle Halk Savaşı Stratejisinde nitelik alan, bağımsızlık-Halk Demokrasisi-Sosyalizm ve Komünizm perspektifli Komünist devrimci kurgu-proje; yani sınıflara bölünmüş toplumlarda sınıflar mücadelesi zemininde devasa toplumsal değişim projesi, yani ekonomik-siyasi sınıfların siyasi iktidar savaşına dayanan toplumsal devrim projesi, yani ezen-ezilen/sömüren-sömürülen/yöneten-yönetilen sınıf çelişkisi pozisyonunda bulunan siyasi sistemde, ilerici sınıflar lehine gerici egemen sınıfı alaşağı ederek ötekini yerine koyan o muazzam proje, yani gerici sınıf iktidarını yıkarak devrimci sınıf iktidarını kurma anlamında somut teorik-pratik hedefle tarihsel önem arz eden o projesi, özgürlükler dünyasına doğru o uzun-azametli yürüyüşün ve sınıfsız-sınırsız topluma varma dinamikleriyle toplumlar tarihinin ileriye doğru dönen tekerleğini hızlandırma rolünü toplum ve tarih karşısında omuzlayan o Komünist proje, yani tüm insanlığın kurtuluşuyla sınıflar-insan arasındaki savaşım açısından nihaileşip insanın doğa üstünde egemenlik kurma savaşımına dönüşerek süren o sonsuz proje, asla birkaç işçi ve teknisyenle ihtişamlı bir bina kurmaya benzemez; bunun gibi gökdelenler ve makinelerin planlarına; kişisel amaçlar doğrultusunda akademik unvan ve kariyer edinme hesaplarına, kişisel zenginleşme ve ‘’iyi bir yaşam’’ elde etme plan ve projelerine hiç benzemez. Bütün bir toplumu kavrayan, bu toplumun binlerce çelişkisini konu edinen, temel ve diğer çelişmelerden ve ayrı ayrı nitelikteki çelişkilerden meydana gelen karmaşık çelişmeler sürecini düzenleyerek toplumu kişiliklendirip, bu köklü çelişmeleri çözmeyi göğüsleyen böylesine ağır bir proje; ne sabahtan akşama uygulanıp başarılabilecek bir projedir, ne de nispeten dar bir planı yürütüp başarma eylemine benzer bir kalkışmadır. Karmaşık, çetin, kapsamlı ve son derece zorlu, büyük ve anlamlı bedeller üzerinde yükselen, acılarla dolu bir harekettir devrim! Bundandır ki, istendiğinde hemen gerçekleştirilecek kadar, aceleci küçük-burjuva ruh halinin hayal ettiği gibi kolayca üstesinden gelinebilecek bir hedef değildir. Azim ister, kararlılık ister, akıl ile cesaretten yoğrulmuş bir cüret ister ve bilinçli-planlı davranışı şart koşar. İşte söz konusu anlayış ve yaklaşımların anlayamadığı, görmediği-görmek istemediği veya atladığı gerçek budur. Elbette ki, bunu anlayamayanlar; hemen zafer bekler, hemen başarı ister, her şey hemen olsun ister… Stratejik bakmaz, günübirlik bakar; stratejik üstünlüğü görmez, taktik zayıflığa mahkum olur ve salt pratikteki kazanımları görür. Tutarsız-istikrarsız siyasi eğilimi bu zeminde ete-kemiğe bürünür. Bu anlayış sahibi kişi, istediğini bulamayınca umutsuzlaşıp yorgun düşer, kırılır, yıkılır ve gerçeğe tersten bakar… Soruları veya sorgulamalarında(hatta küçümseyen, beğenmeyen eleştirel soru-sorgulamalarında) açığa çıkan ve nihayetinde tasfiyecilikle örtüşen karamsarlığı işte bu derin girdaptan doğar.
|