Yazarın Diğer Yazıları

next
prev
Devletin Dersim’deki Kokuşmuş Yüzü

Gerici egemen sınıflar iktidarlarını koruyup sürdürmek veya yönetebilmek için toplumun bilincini çarpıtıp bulandırmanın gerekliliğini, toplumu kendilerinin gerici-kokuşmuş ideolojik-kültürel değerleriyle donatmanın anlamını, halk kitlelerinin ideolojik-kültürel kuşatma altına alınarak kendi değerlerine yabancılaştırılmasının anlamını, yani topluma hükmetmek için halk yığınları üzerinde kültürel hegemonya kurmanın son derece önemli olduğunu bilirler. Zira bir toplumu birleştiren ve ayakta tutan en önemli öğelerden biri o toplumun kültür dokusudur veya toplumsal yaşam tarzının temel taşlarından biri olan ideolojik-kültürel değerleridir. Bu doku ve değerlerinden arındırılmış ya da emperyalist burjuva yoz kültürle yoğrulup bozulmuş olan toplumlar her türlü keşmekeşliğe ve kaderciliğe gömülmekle birlikte, demokratik reflekslerden de koparılmış olurlar. Bu bakımdan toplumun gerçek kontrolü ancak ideolojik-kültürel hegomonya ile sağlanabilir. Toplumları teslim almak veya yönetmek isteyen her güç, askeri saldırılarının yanı sıra o toplumu kültürel olarak bombardımana tabi tutup tesiri altına almak zorundadır. Kültürel olarak tahakküm altına alınmamış bir güç-bir düşman asla gerçek manada yenilememiştir. Askeri başarılar elde edilse de kültürel nüfuz sağlanmadan söz konusu toplum ya da güç üzerinde bir başarı sağlanmış sayılamaz. Bundandır ki, egemenler yönetecekleri veya tahakküm altına alacakları toplum veya kitleleri kendi kültürel değerlerine yabancılaştırarak alabildiğine yozlaştırıp, çürütmeye çalışırlar.
İleri doğru değişim dinamiklerinin canlılık göstererek gelişip boy verdiği her yer ve her durumda gerici hakim sınıflar istisnasız olarak, sınıf çıkarları ve iktidar bekaları uğruna bin bir türlü entrikaya baş vurarak, bu gelişmeyi engelleme rolüyle tarih sahnesine çıkarlar. Sömürü ve zulüm sistemine dayalı egemenlikleri uğruna hiçbir hukuk ve kural tanımaksızın, her türlü erdemden yoksun olarak ahlak dışı her türlü yolu mubah görüp uygularlar; başvurmadıkları bir çirkef, hile ve onursuzluk kalmaz geride. Gaye gerici egemenliklerini koruyup sürdürmek ve kitleleri ideolojik-kültürel ve siyasi bakımdan teslim alıp rahat hükmedilir hale getirerek yönetmektir. Metot ise, bu yığınları bölüp birliklerini zayıflatarak parçalamak, ideolojik-siyasi-kültürel değerlerini yozlaştırarak ortak olumlu değerlerinin yerine burjuva çürümüşlüğü doldurarak birleşme zeminlerini veya örgütlenmelerini yok etmek, bu kitleleri bireycileştirip bencilleştirerek erdemlerinden uzaklaştırarak ideolojik-kültürel olarak burjuva batağa çekmek ve sınıfsal sorun veya çelişkilerden beslenen mücadeleden uzaklaştırarak burjuva-feodal düzene yedeklenmelerini sağlamak üzere kendi değerlerine yabancılaştırmak ve birbirilerine düşmanlaştırmaktır. Gerici egemen sınıflar toplum veya insanın kendisine yabancılaşmanın zeminini ideolojik-kültürel yozlaşması yoluyla gerçekleştirir. Yozlaştırılan bir toplumda her türlü çirkef ve düşkünlüğün yaşanması olanaklı hale gelir.
Fuhuş, uyuşturucu-bağımlılık maddesi, çeteleşme gibi bataklıklar kültürel erezyonun önemli unsurları olarak işlev görür ve gerici egemen sınıflar bunu bilinçli politikalarla geliştirerek emellerine ulaşmaya çalışırlar. Bu bataklığa sürüklenen unsurlar tamamen düşkünleşip muhtaç duruma itilirler. Bu muhtaçlık ve düşkünlük üzerine çekilenlen zayıf unsurlar ajanlıktan tutalım da her türlü kirli işlerin yapılmasında hoyratça kullanılırlar. Özellikle devrimci sınıf mücadelesinin gelişip serpildiği yerlerde, bizzat devlet politikası olarak insanların yoksulluğundan da yararlanılarak bu pis bataklık büyütülür.
Birçok il-ilçe gibi özellikle Dersim ve ilçeleri devletin bu özel-kirli savaş politikalarının yoğun olarak yürütüldüğü yerlerden biridir. Öteden beri (tarihte) özel kanun ve politikalarla ele alınıp yönetilen Dersim, sınıf mücadelesi temelinde yürütülen silahlı mücadelenin önemli alanlarından olması bakımıyla devletin özel politikalarına en çok maruz kalan illerdendir. Burada sinsi bir yok etme ve tasfiye planının uygulandığı her bakımdan açıktır. Yapılan barajların yoğunluğu gibi, adli suç bakımından son yıllara kadar suç işlenmeyen yapısıyla öne çıkan Dersim’de, Dersim’in tasfiye edilmesine dönük olarak devlet stratejik planlar uygulamakta, bunun bir parçası olarak uyuşturucu madde bağımlılığını, fuhuşu, çeteleşmeyi ve bunlar üzerinden yaygın bir işbirlikçilik-ajanlık ağı geliştirme politikaları gütmektedir. Ne yazık ki, bu çabasında belli bir başarı da sağlamış durumdadır. Ancak görmek gerekir ki Dersim halkı devletin bu politikalarına karşı önemli bir mücadele de yürütmektedir.
Fuhuş, uyuşturucu gibi kültürel yozlaştırma politikaları başlı başına gerici ve karşı-devrimci amaçlar veya içerikler taşırken, bu zeminin ajanlaştırma-işbirlikçileştirme veya hainleştirme zemini olarak geliştirilip kullanıldığı sosyal pratik tarafından doğrulanmakla aşikardır. Fuhuş-uyuşturucu ve işbirlikçilik üçgenindeki bağın en son örneğini Rıza Çolak isimli ahlaksız işbirlikçinin durumu gözler önüne sermektedir. Küçük yaşta özürlü bir kız çocuğuna tacizde bulunurken halk tarafından yakalanan bu unsur, çıkarıldığı mahkemede devlete çalıştığını açıkça ifade ederken, jitem-polis elemanı olduğu gerekçesiyle mahkemeden hizmetlerinin karşılığını talep etmektedir. Ne var ki, Dersim ve Dersim/Ovacık halkının büyük ve onurlu tepkisi Rıza Çolak ahlaksız haininin serbest dolaşmasına müsaade etmeyecek kadar diri ve güçlüdür.
Rıza Çolak şahsında açığa çıkan devletin Dersim’deki yüzü ve politikasıdır. AKP ilçe başkanı olan Rıza Çolak’ın şahsında açığa çıkan devlet ve AKP hükümetinin ahlaki değerleridir. Rıza Çolak ahlaksızlığı, halk düşmanlığı ve tüm çirkef kişiliğiyle devlet ve hükümetin ürünüdür; yarattığı masuldür. Rıza Çolak sadece bir örnektir. Devletin Dersim üzerinde güttüğü politikalar Dersim halkını ve özellikle gençlerini Rıza Çolak’laştırma politikalarıdır. Dolayısıyla, tüm devrimci, demokrat, aydın ve onurlu her insan devletin Dersim’de yürüttüğü yozlaştırma ve tasfiye saldırılarına karşı tavır almalı, Dersim’in onurlu yaşamını sahiplenmelidir. Dersim, dün olduğu gibi bugün de devletin hain politika ve her türden saldırılarına karşı Yeni Demokrasi Güçlerinin önderliğinde onurlu ve demokratik duruşunu koruyacak, işbirlikçi hainleri içinde barındırmayacaktır.

 
Share