Yazarın Diğer Yazıları

next
prev
Devrim cephesinin durumundan yalnızca acı değil sorumluluk duyulmalıdır!

Proleter devrimci politikanın devrim hedefiyle yürüttüğü örgütleme çalışmalarında ufku dar, çehresi sınırlı değildir. Devrim aşamalarına bağlı olarak devrimden menfaati olan tüm devrimci sınıf ve ara katmanları kucaklayan perspektifle en geniş yelpazede görevlerini tanımlar. Yalnız kendisini görme sığlığı veya saf proleter devrimci nitelik arama katılığında durarak, örgütsel çalışma alanını kendi eliyle daraltmaz. Niteliğe önem vererek, niceliği gözardı etmez ve devrimin en geniş kitleleriyle devrimci nitelik kıstasında birleşme kaygısıyla hareket eder. Öncü politikanın çehresi sınıf zeminindeki tüm güçler ile demokratik dinamiklerin hepsini kapsayan genişliktedir. Mümkün olduğu ölçüde bütün bu kesimleri proleter devrimci sınıf örgütünün çatışı ve ideolojik-politik önderliği altında toplar, birleştirir. Bu amaç ve hedefle, bir tek devrimci-demokratik nüveyi ihmal etme sorumsuzluğu ya da keyfiyetine sahip değildir. Ama bu, ideolojik-politik-örgütsel ilke ve nüanslarda seçici olmadığı-olmayacağı anlamına gelmez.
Bu seçicilik, onun öncelikleri-sonralıklarını veya esasları-talilerini belirleyerek devrimci paydalarını netleştirmesini, devrimci-demokratik cephe içinde belli kategorik ayrışımlar temelinde hangi politik yapılarla nasıl bir ilişki geliştireceği ve doğru kitle siyasetine bağlı olarak kitlelerin hangi kesimlerine nasıl yaklaşacağını vb doğru zemine oturtmasını gerektirir. Bu bağlamda da devrimci çalışmasının taktik ve stratejik politikalarını doğru tayin ederek, bu zeminde somut politik görevlerin yürütülmesi  ve devrimin dostları ile düşmanlarını isabetle tespit edip, devrimin ittifakları ile öncelikle birleşilmesi gereken güçleri açığa çıkararak doğru adımların atılması sağlanmış olur.
Devrimin gerçekleştirilmesi uğruna yürütülen çalışma boyunca geçerli olan doğru bugün daha yakıcı ihtiyaç olarak önümüzde durmaktadır. Çünkü tasfiyecilik semirip devrimci hareketi gerilere itme tehdidine varmış durumdadır. Bu ihtiyaç ve genel doğrunun yakıcılıkla önümüze çıkardığı sorun, komünist ve devrimci hareketin sığ bakış açısından kurtulup devrimci ilkeler temelinde devrim kaygısında ortak davranışa girmesini emretmektedir. İdeolojik mücadele konusu  yadsınmaz bir realite olarak bu ortak davranış ve ortak paydalarda gerçekleştirilebilir, çeşitli birliklerin yadsınamaz parçasıdır. Ama devrimci cephenin belirli nitel güçlerinin eylem ortaklığı önünde asla engel değildir. En genel devrimci-demokratik mücadelede ortaklıklar mümkünken, devrimci duruşta belirgin bir nitelik taşıyan ve özellikle de komünist nitelikteki güçlerin devrimci görevlerdeki ortaklıkları zorunlu ve ertelenemez yükümlülükleridir.
Kuşkusuz ki, her devrimci yapı kendi gücü oranında belli bir pratik mücadele ortaya koyar. Ancak bunun daha ilerisinde bir pratik ortaya koymanın yolları vardır ve bunlara kapalı kalınamaz-kalınmamalıdır. Bu dışımızdaki devrimci öğelerle gerekli ittifak ve eylem birliklerinin geliştirilmesi demektir. Devrimin mantığı da budur. Devrimci güçler yatsınarak devrime yürünemeyeceği artık kavranmak durumundadır. Daha somut olarak, devrimci çizgide bulunan veya devrimci mücadelede devrimci ilkelere ve dolayısıyla kendimize en yakın bulduğumuz devrimci kuvvetler öncelikli olmak üzere ortak platformlarda buluşarak mücadeleyi ileri taşımanın yolları üzerinde kafa yorup pratik adımlar atmak zorunludur. Yaşanan olumsuz tecrübeler bu ortaklıkların önünde engel olmadığı gibi, devrimci birliklerin geliştirilemeyeceğini de kanıtlamaz. Dar tartışmalar, anlamsız yarışlar ve çocukluk evreleri geride bırakılmak zorundadır.
Öğrenip tecrübe edinmemiz gereken yalın bir pratik var karşımızda. Dünya gericiliği başta olmak üzere, yerel gericilik ve bilumum burjuva reformist yasalcı akımlar devrimin tasfiye edilmesi için adeta el birliği yapmış durumdadır. Silahlı mücadeleye karşı kesin bir tahammülsüzlük ve düşmanlıkla topyekün bir saldırı yürütülmektedir. Devrimci hareket göreli gelişmeler taşısa da örgütlü-bilinçli devrimci yapılar, yani gerçek sınıf hareketi darboğazda olup ciddi bir varlık gösterememektedir. Oysa devrimci durum itibarıyla önemli bir zemin mevcuttur. Buna karşın, gerçek durum karşısında devrimci hareketin eridiğini söylemek abartı olmaz. Devrimci hareketin önü ağır şartlara doğrudur. Bu durum devam ettiği müddetçe, yani devrimci hareketin dağınıklığı veya takatsizliği giderilip devrimci hareket özü üzerinde ve pratikte toparlanmazsa, karşı-devrimci gelişmelerin önüne geçilemez, devrimci gelişim sağlanamaz.
Devrimci hareketin en zayıf halkası örgütsel varlık ve pratik noktasıdır. Zira ideoloji-politik nitelik açısından bilimsel zeminde duran yapılar (veya Komünist hareketler de) aynı gerileme halinden müzdariptir. Yani sorunun esasta örgütsel pratik ve varlık gösterme sorunu olduğu doğrudur. Dolayısıyla bu durum devrimci pratiğin hayata dökülmesini, somut olarak da devrimci yapılar arasında birlik ve eylem birliklerinin geliştirilmesini, en önemlisi de silahlı mücadele pratiğinin geliştirilmesini koşullamaktadır.
Her devrimci hareket halklarımızın kurtuluş mücadelesi karşısında sorumludur. Devrimci görevler ve sorumluluklar ile bunların yürütülmesi ve yerine getirilmesinden yükümlüdür. Yani, salt kendisiyle, kendisinin dar bakışıyla tarif edilen örgütsel görevleriyle sınırlı değil, diğer devrimci hareketten de sorumludur. Buradan çıkan görev, devrimin geliştirilmesi amacına bağlı olarak devrimci hareketin ortak görevlerde buluşturulması, sınıf güçlerinin devrimci çıkarlar temelinde birleştirilerek harekete geçirilmesi ve hatta devrimci potada tutulması için üstüne düşen sorumluluğa uygun davranmasıdır. Devrime karşı taşınan bilimsel sorumluluk ve samimiyet buradan geçer.
Ne var ki, tüm bu yükümlülüklerde hiçbir geri yaklaşım ve darlığa düşmemesi gereken, ön açıcı rolle görev üstlenmesi gerekenlerin başında Maoist komünistler gelir.Bu, onların öncü-önder misyonu, proleter devrimci niteliği ve omuzladıkları tarihsel yükümlülükleri gereğidir. Onların çiğ yaklaşım ve devrim kaygısını örgüt kaygısına feda eden sığ anlayışlara takılıp kalması kabul edilemez. Onlar sorumluluklarını başka hareketlerin hatalı tutum veya geriliklerine endeksli olarak ele alamazlar. Onlar görev, sorumluluk ve yaklaşımlarını proletarya önderliğinde halkın ve devrimin çıkarlarına göre belirlerler. Bu bağlamda tasfiyeciliğin tersyüz edilmesi için devrimci çizginin hayata geçirilmesi, devrimci güçlerin birliği ve ortak devrimci platformların geliştirilmesi gibi, devrimin ihtiyaçlarına dönük çalışmalarda yapıcı ve öncü rolle hareket etmeyi öteleyemezler.
Bütün bunları gerçekleştirirken temsil ettikleri ileri niteliğin asli görevlerini somut pratiğe dökerek devrimci harekete yol gösterir; belli bir nitelik üzerinde somut gelişmeler ortaya koyarak    bunların en geniş devrimci yelpazede hayat bulması için zemin yaratırlar.
Maoist komünistler, soyut öneri ve çağrılarla yetinmez, bizzat devrimci pratiğin geliştirilmesi zemininde somut adımların atılması biçiminde çağrı ve planlarını uygularlar. Buna uygun olarak devrimin en ileri nitel mücadelelerini geliştirmeyi esas alır, diğer görev ve çağrılarına harç edinirler. O halde, gerilla savaşının geliştirilmesi ve genel silahlı mücadelenin ilerletilmesini pratik olarak yürütmeyi temel alırlar.
Devrimci çizginin siyasi-örgütsel-askeri başarılarıyla devrimci hareket üzerinde genel bir ideolojik inisiyatif kurup, bu tesirle sağlanan kazanımlarla ileri mevziler yaratmak mümkündür. Dolayısıyla genel bir sorun olan devrimci çoraklaşmanın aşılması ancak Maoist komünistlerin ileri sıçrayan devrimci pratiği ve bunun en üstün biçimi olan gerilla savaşının yükseltilmesi ile olanaklıdır. Bu görev bizlerindir. Ve bu görevdeki zayıflıkların aşılması için kendimizden başlamamız şarttır.

 
Share