Yazarın Diğer Yazıları

next
prev
“Ağaçlar üstten değil alttan büyürler!”

Dün olmazsa bugün/bugün olmazsa yarın, ama mutlaka, mutlaka aşacağız o duvarı. Oturacağız güneşin o sıcak alnına. Sökeceğiz suskunluğu kökünden, basacağız bağrımıza sessiz çoğunluğun o çığlığını… Israrla dikileceğiz karanlığın rahminde ışıyan, o “kutsal destanın” tan yerinde. İşte, cılız bedenimizle “akıma göğüs germekteyiz.” Dört koldan kuşatılarak şahlanmış burjuva yuhalanmalara bin inat savaşmaktayız. Kanımızla sulayıp topraktaki damarlarını, düşe-kalka sertleşen zeminde büyüteceğiz devrim bahçesindeki parti ağacını. Bugün değilse, yarın mutlaka!

Toprakta yıldızlaşmış gözbebeklerinden aldık görkemlisini; olmazsa tomurcuklara salarız iklimini; kökleriyle toprağa sarılmış, o tükenmemiş yolculuğun gelecek ahvalini. Kesin yıkacağız haramiler saltanatını. Dün değilse bugün, bugün değilse yarın mutlaka!

Biz yenildik, devrimci dava yenilmedi asla. Bu varlık gerekçemizle çıktık yenilginin karşısına. Yenilgiyi yendik ve yeniden yenildik. Yine varız yenildiğimiz kavgada. Onmaz bir meydan okuyuşla yazıldık, vargımız olan o tarihsel mirasa. Nafiledir yenilgimizi zafer bilenlerin düşü. Bitmedi, yenileceğiz daha; sonkez biz yenene dek/kesin zafere kadar. Devrimin mantığından başkası işlemez devrimci savaşta. Yorulanlar el kaldırsın şimdiden; bizim yürünecek yolumuz var daha, söylenmedik sözümüz var, bu böyle biline! Bugün değilse, yarın mutlaka!

Geri çekilenler bir yana, ayrı duran bir yana, kervanımıza kuyu kazan öteki yana; bizim ilerlenecek yolumuz var. Durun hele, yenilmedik-bitmedik daha, bitmeyeceğiz; el ovuşturmanız erken! Sevdadan düşmedik; biz halkız damarımız yer altı sularında. Dayanacak sabrımız, sağlam zeminimiz, bilimsel doğrultumuz var; kararlıyız geleceğe hükmetmekte,   dağdan düze inecek akınımız var! Bugün değilse, yarın mutlaka!

Geçmişi(ni) sömüren ve kredi yapanlar bir yana, inkar sofrasında geçmişe küfredenler bir yana! Devrimci sınıf mücadelesini centilmenliğe yoranlar bir yana, “modern” liberalizmi taç ederek devrimciliğe moda sayanlar öteki yana. Devrimci şiddet ilkesini modası geçmiş kaba metot ve bayat devrimci ilke olarak öteleyip, “tereyağından kıl çekercesine” devrim yapan aklı harikalar(!) bir yana, yorgun-argın ters köşe yatmış büyük eleştirmenler(!) diğer yana. Biz, geçmişten devraldığımız asil mirası geleceğe taşımakta ve yoksulların kavgasını galebe çalmakta kararlıyız. Bugün değilse, yarın mutlaka!

Ya kibir kurbanı, bilmiş bay ve bayanların devrimci çabaya burun büken küstah ahvali! Bir damla ter dökmeden alın terine methiyeler dizmekle yetinen ve boşboğaz lafazanlıkla “devrimcilikte eline su döktürmeyen” teori simsarlarının “ağaçların üstten büyüdüğü” şeklindeki gülünç ve bir o kadar da ahmakça iddialarına ne demeli! Ya teoriyi yoz yaşama uyarlayarak köküne kireç dökenlere! Varsın hep bir ağızdan horlasınlar; varsın umarsız ve muratsız bulsunlar tarihsel sevdamızı! Biz, küçükten büyüğe doğru ilerlemeye fitiz. Biz, en genç teorinin yaşlı pratikten çıktığına inanarak bilmekteyiz. Biz, “en taze filizlerin ağacın en yoz yerinden” fışkırdığına tanığız. Ve biz, insanlık ağacını gök kubbeye kaldırmaya bin kere yeminli, sonsuz kere tutkunuz güneşin zaptına. Bugün değilse, yarın mutlaka!

Tasfiyeci derler ruhsatlı-ruhsatsız türlerine. Devrimci cepheden çalıp gerici devletin merhametine verirler kitleleri. En tesirli silahlarımızı boşaltıp burjuva besinle yozlaştırırlar ideolojiyi. Üç tekerleğini sinsice söküp tek tekerle yürütürler “sınıf mücadelesi” dediklerini. Devrime tövbe ederek “demokrasi-barış” diye egemen sınıfların “demokrasisini” çağırıyorlar. “Savaş karşıtlığı” adına devrimci savaşa karşı öfke kusarak bağırıyorlar. Hakim sınıflar düzenini kutsuyor, burjuvazinin kuyruğunda ileri deyip geriye koşuyorlar. “Barış içinde mücadele” diyorlar; sınıfların köklü düşmanlığını yok sayarak törpülüyorlar. Halkın iktidarını burjuva demokratik kırıntılara feda ediyor, devrimci mücadeleyi burjuvazinin icazetine veriyorlar. Onlar burjuva çöplükte otlana dursunlar; biz devrimci yoldan yürürken siyasi iktidara, ideolojik mücadelede alt edeceğiz reformizm-revizyonizm ve her türden düşman ideolojik akımları. Bugün değilse, yarın mutlaka!

Dünya gericiliği kendi mezar kazıcısının nasırlı ellerinden ürperirken ona karşı ortaklaşıyor: bize “terörist”, haklı savaşımıza ve davamıza “terör” diyor. Bize top-tüfeğiyle saldırıp kıyımdan geçiriyor, kanlı pençelerini yüreğimize kadar sokuyorlar. Kanlı terörüne koşut olarak, ideolojik, kültürel saldırılarla beyinlerimize sızıp rahmimize giriyor. ‹deolojimizi erozyona uğratıp bizleri ilhak etmek istiyor geleceği için. Varsın yol üstü kıvrımlar zorlaştırsın yolumuzu; varsın içimizden kopan küçük derecikler aksın bulanık sulara; varsın hep bir ağızdan kemirgenler sürüsü “terörist” desin bize.  Biz çağlayan olarak akacağız devrim ırmağıyla halk denizine. Biz proletaryayız, biz işçiler, köylüleriz, halkız biz. Meydan okuyuştur mazimiz, kahredicidir sınıf öfkemizin MLM ile bilenen azmimiz. ‹lle de yeneceğiz emperyalizmi, feodalizmi, komprador bürokrat kapitalizmi. Yıkacağız tüm karşı-devrimci tahtları, peçeli-peçesiz faşizmi ve her türden gericiliği. Bugün değilse, yarın mutlaka!

Sınıf partinin aracı değil de parti sınıfın aracıysa ve bunun tersi düşünülmeyeceğine göre; proletaryanın önderliği olarak teşkil olmalı parti; devrimin dostu tüm kitlelerle birleşmeli, halka hizmet etmeli. Proletarya önderliğine bağlı halkın iktidarı ve proletarya diktatörlüğü için savaşmalı, komünist toplumu inşa etmek için Proleter Kültür Devrimleriyle yürümeli parti. Yarın değil, dünden beri komünizme yürüyor bu parti. Yakın hedeftir halk iktidarı; kesintisiz sürendir sosyalizm ve uğruna gidilendir komünizm. Kahraman kavgalarla süren tarihsel yürüyüşümüzün kumandanıdır parti. Yarın değilse, yarınlara çıkan sınıf mücadeleleri motoruyla kaçınılmaz olarak kucaklayacak özgürlükler dünyasını!

Kaderci kendiliğindenciliğin batağına bağdaş kurup “sabır tespihi” çekerek kuyrukta yazgısını bekleyenler mi, yoksa alnını soğuk şafağa verip ilmik ilmik devrimi örenler mi “umut”tur yarına? Yoksul dünyanın üstüne “karabasan” gibi çöken düzene çöreklenenler kim, bu düzene kama gibi saplananlar kim? Devrim için savaşacaklarını savaşlarıyla ispatlayanlar mı, söz düellosunda devrimi bitiren entelektüel hastalıktan muzdarip teorisyenler mi? Bugünden yarına yürüyenler gerçekte kim? Yanıtsız değil sualler; biz doğru ile yanlış/eski ile yeni çelişkisine seçici bağlılıkla ve karşı karşıya koymadan teori ile pratiği, uyumlu birliğiyle geliştireceğiz sonsuz yenilenmeyi ihtiva eden o büyük yeniyi.

 
Share