Yazarın Diğer Yazıları

next
prev
Bir kez daha: Maoist saflar ısınıyor mu?

Ufuk Çizgisi
Devrimci Demokrasi - Sayı 184

Bakış Can

Devrimci anlamda dik durmanın manası bugün her zamankinden çok daha derindir. Devrim ve gerçek devrimciler daima diktirler; bundan kuşku duyulamaz. Fakat sınıf savaşımı diyalektiğinin kızgın doğası keskin çelişkilerden muaf değildir. Çürüyenle gelişenin birliği devrim yelpazesinde de hüküm sürer. Devrim ve devrimcilik ayrı, onun temsildeki biçimi hem aynı hem de ayrı şeylerdir. Gerçek devrimciler devrim ilkeleriyle sarsılmaz yerde dururken, devrimden sapanlar ve devrimi saptıranlar da bu sahnede eksilmezler. Devrimin geçerli olması, onun karşıtlarının peydahlanmayacağı ve saflarındaki zayıf noktacıklarda sarsıntıların yaşanmayacağı anlamına gelmez.

Devrimci saflardaki bükülmeler, devrimcilik iklimindeki süklüm-püklüm yaprak dökümleri ve liberal incelmeler, en önemlisi de devrimciliğin tasfiyeci reformist illetle birleştirilmek istenmesi için kullanılan burguların yarattığı kan kaybı, devrimci duruşu kuvvetlendirmeyi ivedilikle çağırmaktadır. Tam da burada devrimci eylem yasalcı reformizm ve bilumum burjuva akımın kabuklarını kırmak için ayağa kalkmaktadır.

Devrimciliğin mizaç değiştirdiğine inananlar kadar, bunun için çaba sarf edenler de gereğinden fazla; ve çok. Devrimciliğin liberalizasyonu dört koldan işletilmektedir. Liberalleşme yayılan bir ur; uğraş vereni çağcıl hümanist modayla ve burjuva demokrasisinin gönül eri olarak iş başında. Pasifizm buna çanak tutan durumdadır. Yetinmeci devrimcilik önemli bir destektir. Hasım ideolojiler arasında yapay yakınlaştırma ihanetiyle döllenen kaynaşma-kaynaştırma eğilimi ‘’yenilikçi-özgürlükçü sol’’ ve benzeri gibi deformasyonla kaldırmaktadır sınırları. Öyle ki, nitelik bozulmakta, ayağa düşmektedir bu örneklerde. Çan çınlatmaktadır ki; bunun için devrimci duruş dimdik sertleşmekle yüz yüzedir. Pasifist pasları söküp atmak ve kapıları aralayan tasfiyeci reformizm ve liberalizm düşmanını def edip devrimi parlatmak üzere, silahlı eylemin karşı-devrimi şamar altına almasının zamanıdır.

Dünya gericiliği ile kol kola duran yerli gericilik, sınıf mücadelesine karşı tarihsel düşmanlığını özellikle silahlı devrim başta olmak üzere, devrimi-devrimci mücadeleyi öz ve/veya nitelik aşımıyla tasfiye etme yeminine bağlı olarak ‘’demokrasi’’ tamtamları çalmaktadır. Elinde tuz tabağı misali tuttuğu ‘’demokrasi’’ taktiğiyle devrimcileri burjuva düzen yalağına çağırmaktadır. Sisli-puslu hava içinde burjuva demokrasisini ışık olarak göstermekte, maalesef etki de yaratmaktadır. Tasfiyecilik ideolojik anlamda gerici hakim sınıflarla kol kola yürümektedir. Devrimciliğin özü boşaltılıp, düzen içi muhalefet şerbeti dağıtılmaktadır. Militan ve silahlı devrimci tarz ötelenerek nostalji derekesine indirilmekte, en kötüsü de bu hava yayılarak yerleşmeye yüz tutmaktadır. Reformizm, yasalcılık, pasifizm ve kapsamlı tasfiyeciliğin derinleşerek sınıf mücadelesini baltaladığı ve coğrafyamızda bunlar tarafından devrimin bir nevi burjuvaziye satıldığı; komünist ve devrimci hareketin ise uyuşukluktan kurtulamadığı, örgütsel gücünü koruyamadığı ‘’talihsiz’’ ama bir o kadar da ağır bir dönemden geçiyoruz. İşte bu şartlarda gerçek devrimcilik, yani dik duruş elzem olarak kendisini dayatmaktadır. Büyük bir çoğunluk burjuva sulara gömülüp devrimi terk etmektedir. Ne var ki, devrimci misyon tamamlanmış değildir; sınıflar ortadan kalkmadan da bu misyon oynanacaktır.

Maoist gerilla güçleri bu misyonun öz temsilcileri durumundadır. Isınma işaretleri veren Maoist saflar bu işaretleri yenileriyle verirken, henüz söylenecek çok şeyin olduğu açıktır ve Maoistler bunu bilmektedirler. Ne var ki, düşük de olsa gerçekleştirdikleri silahlı eylemleriyle karamsarlığa bir kert, reformist tasfiyeciliğe bir çelme atmış olmaktadırlar. MKP’ye bağlı HKO gerillalarının HES’i yakma, askeri araçlara yönelik mayınlama ve sonrasında plansız gelişen çatışma ve elbette ki tüm bunlardaki başarısı küçümsenemez kadar sevindirici gelişmedir. Yine, TKP/ML’ye bağlı TİKKO gerillalarının çatışması ve daha sonra komando taburuna roketli saldırı eylemi sevindirici gelişmelerdir. Bunlar Maoist saflardaki kıvılcım ve devrimci kararlılığı simgeler. Dahası devrimci suskunluğun egemen olup reformizm atmosferinin tam bir kuşatma kurduğu günümüz şartlarında, devrim cephesinden silahlı eylemlerde ısrar edilerek sergilenen devrimci ilerleme iradesi, Maoistler için olduğu kadar, halkımız ve devrimimiz adına anlamlıdır.

Sadece Maoist KAYPAKKAYA kulvarı değil, tüm devrimcilerin, Maoist gerillaların silahlı eylemlerinden moral aldığına içtenlikle inanmaktayız. En azından devrimci mantığın tutarlı sonucu bunu gerektirir ki, gerçek devrimcilerin moral alacağından kuşkumuz yoktur. Bunca karamsarlık, yasalcılık, tasfiyecilik, devrimci saflardaki örgütsel zayıflık, dağınıklık ve devrim cephesindeki suskunluğun kabına sığmayan huzursuzluğa yol açtığı bu koşullarda, devrim adına yetersiz de olsa silahlı eylemle çıkışların yapılması-yaşanması, hiç kuşkusuz ki tüm devrimcilerin özlemi, sevinci ve morali olmayı hak etmektedir. Devrimin yerilerek unutturulmak ve koyu bir karanlığa gömülmek istendiği bu koşullarda; bilumum karşı-devrimci saldırılarla yaratılan karanlığa devrimci eylemin büyük bir ışık hızması gibi düşmesi elbette sevindiricidir, devrim ve devrimciler adına…

Devrim ve devrimci tarzın faşist hakim sınıflar tarafından örgütsel-askeri, siyasi ve ideolojik-kültürel tüm bakımlardan kapsamlı ağır saldırı salvolarına tabi tutulduğu bugünkü şartlarda, bir tek devrimci eylem bile önemlidir. Zira bu eylemler bir rastlantı değil, tamamen devrim projesi zemininde korunan bilinçli devrimci çizgi ısrarının patlayan tomurcuklarıdır. Cılız da olsa silahların şakırtısının yükselmesi, devrimci tutumun tınısı ve devrim homurtusunun Halk Savaşında yuvalandığını temsil etmektedir. Devrim kadar, Maoist Kaypakkaya çizgisi de köklüdür bu topraklarda.

Bugün ölü denmese bile son derece tutuktur coğrafyamızdaki devrimci hareket. Düzen içi hareket biçimi sınıf hareketi içinde öne çıkmış, gerçek devrimci tavır uğurlanma merasimleriyle terke meyil edilmektedir. İşte buna dur diyen devrimci tavır, silahlı eylem niteliğiyle Maoist gerillalardan gelmektedir. Onlar bilmektedir ki tetiğe gitmeyen parmaklar paslanmaktan da öteye, hakim sınıfların düzeni içinde kalkıp inen parmaklara benzerler giderek. Bunun gibi, devrim düşünmeyen kafaların da burjuva devleti kutsamaya varacaklarını bilirler.

Maoistler, her ne biçimde ve kimler tarafından olursa olsun devrimimizin tasfiye edilmesine göz yummayacak, devrimci mevzilerin kararlı savunucuları olacaklardır; öyledirler de. Maoist gerillaların devrimcilere dağlardan saldığı müjdeler, şehirlerdeki Maoist militanlar tarafından beslenmelidir. Karşı-devrimin saldırılarına olduğu kadar, ideolojik düzlemdeki uzantılarına karşı, devrimci çizginin temsil edilmesi bütün devrimci kuvvetlerin ödevidir. Bunda Maoistlerin özel bir yeri vardır. Bundandır ki bütün Maoistler devrimci koroya en gür sesleriyle katılmalıdır. Gün yakınmanın, sızlanmanın, başkasından beklemenin günü değil; bir o kadar da çivi tutmayan tarzın yetinmeci, kendiliğindenci ve ehveni şer devrimcilik halinin dönemi değildir. Can bedeli mücadele her zamankinden daha fazla ihtiyaçtır.

Eğilmek ve ezilip süpürülmek istenen devrimcilik, militan karşı-koyuşla ayağa dikilmek, dik duruş sergilemek ve pekişmek durumundadır. HKO gerillalarının devrimci yüreklere su serpen eylemini selamlayarak geliştirelim, büyütelim, kulaksız örneğindeki gibi devrimci eylemimizle sahiplenelim. Gerilla mevzilerinde siper tutmak esas görevdir. Moral merkezi gerilla savaşıdır. Devrim dağlardan düze inecektir. Konumlanma buna uygun olmak zorundadır.

Dayatılan tasfiye ve teslimiyeti ve tüm tortularını püskürtmek için direniş ve mücadele geleneğimizle Halk Savaşını mayalamak tek doğru yoldur. Şimdi dağlardan gelen savaş çağrısına kulak vermeyi aşıp her alanda yanıt olmanın tam zamanıdır.

 
Share