Yazarın Diğer Yazıları

next
prev
Devrimci-Demokratlık Sadece AKP'ye Karşı Çıkmakla Olmaz

"TC” devleti, ABD emperyalizmi tarafından bölgede İsrail’in Müslüman versiyonu olarak yeniden teşekkül edilmektedir. ABD emperyalizmine angaje şartlarda bölgenin garantör güçlerinden biri olma veya bölgedeki emperyalist hegemonyanın “istikrar” aktörlerinden biri olma iddialarıyla kurgulanan mizansene konu olan tüm içerik, “TC”nin İsrail’in Müslüman versiyonu olarak yapılandırılması projesine bağlı gelişmedir. Müslüman kimliği itibarıyla Müslüman olan bölgenin tesir altına alınmasında avantaj oluşturmasıyla “terbiye” edilecek bölgeye model olarak inşa edilmesi varsayımı yine aynı niteliğin içeriğidir. Hiç şüphesiz ki, askeri faşist darbelere benzer bir faşist terör estirmesine karşın “demokratikleşme” repliğini “ileri demokrasi” soytarılığına taşıyan ikiyüzlü demagojisiyle yürüttüğü emperyalist karşı-devrimci tasfiye süreci de aynı niteliğin birer uzantısıdır. Hatta istatistiki hilelerle sunulan ekonomik büyüme iddialarından tutalım da, uluslar arası ilişkilerdeki kof söylem ve pozisyonuna kadar tüm spekülasyonlar yumağı, “TC”nin İsrail’in Müslüman hali olarak tesis edilmesi kapsamındaki büyük oyunun perdeleri durumundadır. “TC”nin Müslüman formatta İsrailleştirilmesine dönük stratejik operasyon bizzat ABD tarafından planlanıp AKP’e dikte edilmektedir. ABD emperyalizminin bölgedeki askeri ve politik üssü olarak kurgulanan “TC” devleti, AKP eliyle ama ABD emperyalizminin kontrolünde militarist bir devlet olarak tahkim edilmektedir.
Bugün Kürt ulusu üzerine karabasan gibi çöken tutuklama terörü yukarıdaki konseptten bağımsız değildir. Ne var ki, gerek Kürt ulusuna dönük geliştirilen azgın terör dalgası ve gerekse de genel demokratik-devrimci güçlere dönük uygulanan faşist terör, bugün AKP’nin temsil ettiği “demir pençe”nin tipik sınıf karakteridir.
Bizler, “TC” devletinin sınıf ve siyasi niteliğine, tüm gerici faşist karakterine karşı mücadele bayrağı kaldırmış olmakla birlikte, AKP eliyle uygulanan faşist baskılara da kararlılıkla karşı çıkıyoruz. Bizlerin AKP’nin faşist terörüne karşı çıkışı tamamen sınıf tavrının gereği olup, devrimci kaygı ve proleter devrimci bilincimizle alakalıdır. Biz AKP’ye, “TC” devletine karşı çıkmakla yetinmiyoruz-yetinemeyiz. Elbette ki, yerli gerici sınıflarla birlikte, emperyalist dünya gericiliğine ve somutta da dünya halklarının baş düşmanı olan ADB emperyalizmine karşı savaşıyoruz.
Bugün nispeten geniş bir muhalefet, eleştiri ve karşı çıkış cephesinden bahsedilebilir. Aydınlar, yazarlar ve hatta gereksiz olan bazı ekran simaları da AKP’yi eleştirmekte, yakınıp dövünmektedir. Tehlike yakında hissedildikçe gerçek durum veya durumun bağrındaki vahamet algılanmaya başlanıyor.
Biz proleter devrimciler, AKP’nin çeşitli argümanlarla yürürlüğe soktuğu sahte projelerin ve bunlar bağlamında gerçekleştirilen düzenlemelerin neye dönük olduğuna işaret ederek, yapılan şeylerin kim için, ne amaçla yapıldığının önemli olduğunu söyledik. Siz bir kısım aydın; yapılanlar iyi şeylerdir diye yapılanları desteklediniz, objektif ve subjektif olarak AKP’nin komprador sınıfların peşine takılmış oldunuz. Bugün olup bitenler, biz sosyalistlerin doğru olduğunu ortaya koyuyor. Bizleri doğrularken sizlerin yanılgısını gösteriyor. Aramızdaki bu fark ya da yanılgınız, temel bakış açısından yoksun oluşunuzdan ileri geliyor. Özcesi, demokrat aydın olmak yetmiyor, radikalinden devrimci-sosyalist olmak gerekiyor. Yani, tam devrimci bir bakış açısına sahip olunmadan bu yanılgılardan kurtulunamaz.
Şimdi emekli genelkurmay başkanı tutuklandı. Bu sicil üzerinde gerçekleşen bütün tutuklamalarda olduğu gibi, Başbuğun tutuklanmasında da hezayanlar ortalığı boğdu. Aydının tutarlı ve objektif olması vazgeçilmez bir özelliğidir. Ne var ki, bahsi geçen tutuklanmalar yaşandıktan sonra, tutuklama terörü ve genel olarak hak-hukuk, adelet vb üzerine konuşmak aklınıza geldi. Ama binlerce insan hukuksuzca, haksızca tutuklu bulunmakta ve her gün yenileri eklenmektedir. Birinci tutuklamalar zinciriyle ikinci tutuklamalar zincirine yaklaşımda tutarsız olduğunuz açıktır. Bu aydın ve demokrat kimliğe uymaz. Kürtlere uygulanan canice katliamlar, binlerle ifade edilen “faili meçhul” ve “kayıplar”, F Tiplerinde işkence ve katliamlar yaşanırken, halk kitleleri açlık ve faşist baskılar altında inlerken sesinize rastlanmaz ama Başbuğ tutuklandı diye, Perinçek’e ceza verildi diye isyan etmektesiniz. Bir kez daha tutarsızsınız sayın bir kısım “aydın ve demokratlar.” Doğu Perinçek yargılanma süresi içinde savunması içindeki ifadelerinden dolayı cezalar aldı. Bunu yargı sahasında bir ilk olarak lanse edecek kadar gerçeklere yakın duruyor bu “aydın”, “demokrat” ve yazarlar… Oysa, on yıllar önce siyasi tutsaklar verdikleri dilekçelerden, yaptıkları savunmalardan, attıkları sloganlardan vb onlarca yıl hapis aldılar. Bu gün F Tiplerinde hala siyasi tutsaklar slogan attı, kapı dövdü, yani uğradığı baskıyı protesto etti diye cezalar verilmektedir. Bunlardan haberi olmayan “aydınları” olsa olsa bunları görmek istemeyen aydınlardır.
İşte adı geçen “aydınların, demokratların” görüş açısı bu kadar geniş (dar), bu kadar objektif ve bu kadar dürüst. Ama mesele kişisel meziyetlerinde değil, sınıf niteliği ve tavırlarındadır. Devrimci dünya görüşünü kavrayamadıkları veya ona yaklaşmadıkları için gerçeği tek yanlı ve gülünç duruma düşerek okumaktadırlar. Ve elbette ki, AKP karşıtı olmakla demokrat, aydın, ilerici olunamaz. Büyük bir “aydın”, “demokrat” kesimdeki yanılgının bir yönü de gelişmeleri iktidar sınıflarının sınıf nitelikleriyle açıklayamamaları ya da bu olup biteni “TC” devletinin emperyalizm tarafından dikte edilmek suretiyle Müslüman İsrail olarak yapılandırılmasına bağlı olduğunu kavrayamamalarıdır.

 
Share