Yazarın Diğer Yazıları

Klavuzumuz Bilimsel Doğrulardır

Marksist doktrini sahiplenen biz proleter devrimciler, gerek dünya ölçeğindeki çelişme ve sorunları, gerekse de yaşadığımız parçadaki toplumsal sorun ve çelişmeleri devrimci yolla çözme eylemimizde ve bu eylemimizin teori-pratiğinde, kesinlikle bilimsel ideolojinin kılavuzluğundan şaşmayız. Bu hayati bir sorundur.
MLM’nin bilimsel temelde geliştirilmesini yadsımadan, onun temel ilkelerine bağlılık göstermek MLM’yi temsil etmek için gerekli olan en genel şarttır. Bunun gibi, somut siyasetler, gelişmeler ve kullandığımız yol yöntem hakkında da MLM’ye dayanmamız esastır. MLM teorinin ortaya koyduğu bakış açısını takip etmek ve onu önümüze çıkan sorunlara uyarlamak en tabii olanıdır.
Marksist otoritelerin, (tarihsel koşulların da şartlamasıyla) hatalar yapma payını saklı tutma kaydıyla, bilimsel zeminde geçerliliğini koruyan sağlam bir teoriyi insanlığa miras bıraktıklarını tereddütsüz olarak ileri süreriz. Aynı miras somutta bizler için de büyük bir hazinedir. Bundan kuşku duyan Marksist olamaz.
Tüm uğraşımızda MLM’den ışık almak ve bu ışığı kullanmak zaruridir. Devrimci görevlerimizin yürütülmesinde karşı karşıya kaldığımız her sorunda bilimsel sosyalizm teorisine ve onun kuramcılarına başvurmak durumundayız. Aksi halde dar döngüye düşmemiz veya önümüze engeller dikmemiz kaçınılmaz olacaktır. Doğru ile yanlışın isabetle ayrıştırılması elzemdir. Bu bağlamda aktüel olan konumuza geçerek tartışmamızı yürütelim.
Önümüze koyduğumuz sosyo-ekonomik yapı araştırması veya tahlili meselesinde, birçok görüş meseleye tersten yaklaşımla, ‘’nasıl yapacaksınız, ülkeyi gezip incelediniz mi?’’ veya; ‘’bu tahlili yapmanız için ülkeyi gezip ayrıntılı incelemeniz gerekir’’ vb vs demektedir. Bu hatalı yaklaşımlara kısaca da olsa yanıt vermeyi gerekli görüyoruz.
Toplumsal çelişme ve şartlar tahlil edilirken bizzat canlı inceleme ve gözlemde bulunmayı kural haline getiren yaklaşım bilimsel teori açısından sakat ve hatalı görüştür. MLM’ler dar deneyci değildirler. Savundukları her doğruyu, ileri sürdükleri her görüşü, her tez ve tahlili mutlak şekilde dolaysız gözlemlerine dayalı olarak gerçekleştirmezler.
MLM otoriteler itiraz kabul etmeyecek kadar net ortaya koymuştur ki, bilgi biçimleri dolaylı-dolaysız olmak üzere iki biçimde meşrudur. Birinde, bilgi doğrudan gözlemle elde edilir, diğerinde ise dolaylı yoldan elde edilir bilgi. Kendimizi doğrudan bilgiyle sınırlandıracak kadar dar deneyci olamayacağımız gibi, bilgiyi doğrudan ve bizzat keşfedebildiğimiz kadarıyla da sınırlayamaz-dışımızdaki bilgiyi, doğruyu vb inkar edemeyiz. Başkalarının yaşadığı deney ve tecrübeler yığınca bilgi ve birikim ortaya çıkarmıştır. Bunlardan yararlanmama, bunları inkar etme gibi bir lüks ve körlük içinde olamayız.
Gazetelerde, televizyonlarda, kitaplarda ve başka insanların anlatımlarından her gün onlarca-yüzlerce bilgi edinmekteyiz. Bunları kendimiz tecrübe etmediğimiz için reddedemeyiz.
Bilgi belli kaynaklardan doğar ve bu kaynaklar salt bize-kendi deneyimize mahsus değildir. Bilimsel deney, üretim mücadelesi ve sınıf savaşımı gibi bilgi kaynakları, bizler dışında milyarlarca bilgiyi üretir ve bizlerin hizmetine sunar. Bu bilgilerden yararlanmamak veya bu bilgileri kabul etmemek kör bir cehalet olur.
Genel kural olarak mevcut bilgilere bilimsel şüphecilikle yaklaşma doğrudur. Ki, bu, kendimizin doğrudan deneyimimizle elde ettiğimiz bilgiler için de geçerlidir. Bunun ötesinde, doğrudan kendimizin elde etmediği, kendimizin yaşamadığı, kendi tecrübemize ait olmayan bilgilere peşin hükümle kuşkucu yaklaşmak bilimsel tutum değil, bilakis dar deneyciliğin ürünüdür.
Özcesi, yapacağımız herhangi bir tahlil, araştırma, inceleme meselesinde, ille de bizzat ve doğrudan gözlemde bulunup canlı incelemeye dayanmamız şart değildir. Gelişmiş dünya şartlarında bilgiye ulaşmanın olanakları son derece geniştir. Öyle ki, teknolojik gelişmeler sayesinde dünyanın öteki ucundaki bir köyden bile anında bilgi alabiliyorsun. Okuyamayacağımız kadar fazla kitap edineceğimiz yığınca bilgiye ulaşmamızı olanaklaştırıyor. Günlük gazete, tv, radyo ve diğer iletişim-bilişim unsurları bu bilgi edinme olanaklarını son derece zenginleştiriyor.
Çarpıtma ve yanlış verilme ihtimallerine rağmen, hemen her konuda istatistikler veriliyor, haberler yapılıyor, tartışmalar yapılıyor ve görüntüler sergileniyor…  Neredeyse istediğimiz her bilgiye ulaşma şansına sahip durumdayız. Yani, bilgi ulaşımı-paylaşımı ve bilginin elde edilişi, araştırma ve inceleme yapma şartları bakımından günümüz, ‘70’lerin dünyasıyla kıyaslanamayacak kadar avantajlı ve pozitif durumdadır. İnceleme yapmanın tüm kolaylıkları bugün mevcuttur. Dolayısıyla, bilgiye ve doğru bilgiye varmak için ille de Van’a gitmemize gerek yok! Şırnak/Uludere’ye de gitmeye gerek yok! Televizyonlar, gazeteler, radyolar her türlü gerçeği anında dünyaya servis etmektedir. Gerçeği çarpıtanlar kadar, doğru bilgiyi taşıyan demokrat, devrimci basın da var. Dahası, günümüzde açık olan gerçeği saklamak artık eskisi kadar kolay değildir. Hem demokratik güçler gelişmiştir ve hem de egemen sınıflar arasındaki çelişmeler ve egemen sınıfların rekabetçi, pazarcı, tekelci vb vs gerçeği bilginin sonsuza dek saklanmasına fırsat vermemektedir. Öyle ya da böyle, yaşanan gerçeklere ve bilgilere ulaşma imkanı genellikle vardır.
O halde, Van, Hakkari, Şırnak, Siirt, Batman vb hakkında canlı ve doğrudan gözlemle bilgi edinmek şart değildir. Yani, ülke hakkında tespitlerde bulunmak için, mutlak suretle 81 il ve ilçelerini ve hatta köylerini karış karış gezmeye-görmeye gerek yoktur. Elbette doğrudan gözlem yapmak en sağlamıdır. Bunun üstünlüğü tartışmasızdır. Ama bu tek yöntem değildir, dahası bu olmadan da inceleme yapılabilir, gerçeklere ulaşılabilir. Mevcut bilişim teknolojisi ve diğer olanakların sağladığı donanımla aradığımız verilere esasta ulaşabilir, doğru tespit ve sonuçlar çıkarabiliriz. Kuşkusuz ki, genel kural olarak, her ayrıntısına kadar toplumsal gerçeğin tümüne vakıf olmak mümkün değildir. Fakat gerekli tespit ve tahlillerin yapılmasına yetecek kadar veriye ulaşılabilir-ulaşılması mümkündür. Önemli olan bilimsel bakış açısına ve yanı sıra doğru metoda sahip olmaktır.
Dolayısıyla, ülkenin sosyal ve ekonomik şartlarına dair yapılan araştırma üzerine yürütülen tartışmalarda bazı meselelerin abartıldığı ve noksan bilinçle ele alındığını söyleyebiliriz. Ülkenin sosyo-ekonomik yapısını araştırmak-tespit etmek için, ülkeyi adeta karış karış gezmemizin gerektiğini savlayan ya da ülkenin her ilini gezip incelemeden böyle bir araştırma-tespit yapamazsınız diyenlere, bu yazımızın da ötesinde araştırma ve tespit belgelerimizle yanıt vereceğiz.

 
Share