|
Devrimin kolay iş olduğunu düşünen biri, onun alelade bir iş olduğunu düşünendir. Bu görüş devrimci mücadelenin önünde soldan engel oluşturan sakat görüştür. Aynı biçimde devrim ciddiyetinden uzak olup, yanılgılı ve devrimi kavrayamayan görüştür de. Devrim bugünden yarına gerçekleştirilebilir basit bir inşa işi değildir. Uzun erimli zorlu bir efor, sağ-sol akımlar karşısında bilimsel bir ısrar, aynı zeminde çizgileşmiş siyasi istikrar, boş inanların her türüne karşı tepeden tırnağa bilimsel düşünüş ve pratikte yetkinleşmiş derin bir kavrayış, teorik-pratik birikimle çok yönlü olarak yetkinleşmiş berrak bir irade, zorluklara göğüs gererek mücadelede azim eden militan bir cüret gerektirir devrim. Devrim zor, devrimci mücadele zorludur! Çünkü, bu sahada devrimci zor ile karşı-devrimci zor kıyasıya çatışma halindedir. Bu çatışma köklü düşmanlıktan beslenen, tarihin en amansız çatışmasıdır. Dahası, devrim, gerici zor ile en vahşi iklimde taktik dezavantajlarla yüz yüzedir. Bu çatışmada şartlar karşı-devrim lehine olup, devrim aleyhine eşitsizdir. Ama unutmamak gerekir ki, devrim ya da proleter devrimci nitelik ileriyi ve geleceği temsil eden yegane dinamiktir. Diyalektikten feyiz alan bu dinamik özellik her şartta aktüel ve ölümsüzdür. Ve çünkü, gerici egemen sınıflar elinde tuttukları devlet olanaklarıyla geniş halk kitlelerine kendi kültürlerini empoze etmekte, demagoji yoluyla bilinçlerini bulandırıp manipüle etmekte, geri duygularına hitap etme usulüyle etkilemekte, gerici propagandalarla onları zehirlemekte ve gerçekleri çarpıtıp gizleyerek onların aydınlanmasını engellemektedir. Böylece halk kitlelerinin bilincini egemen durumdaki gerici sınıflar belirlemekte ve bilimsel düşüncenin onlara ulaşmasını baskı unsurlarına da başvurmak suretiyle engellemektedir. Daha binlerce hile, yalan ve zor araçları yoluyla hakim sınıflar tarafından geri bırakılan halk kitlelerinin örgütlenip mücadeleye sevk edilmesi de kolay olmamaktadır. Buna rağmen devrimcilerin örgütlemedeki başarısızlığı olumlanamaz. Bilakis, bu durum devrimci ve Komünistlerin görevini daha da ağırlaştırsa da, esasta bu görev doğrultusundaki çabalarını önemli kılmakta ve bu çabayı yoğunlaştırmalarını açığa çıkarmaktadır. Evet, halk kitlelerinin örgütlenmesi, devrimci mücadelenin geliştirilmesi kolay değil, ama olanaksız da değildir. Tam tersine, hüküm süren keskin sınıf çelişkileri şartlarında devrimin örgütlenmesi genel olarak mümkün ve yürütülebilir olanaklı bir görevdir. Yani, devrimin ter dökmeden örgütleneceğini tasavvur eden sol düşüncenin kusurlu olması kadar, bu örgütlemenin olanaksız olduğunu ileri süren sağ karamsar görüş de o kadar boş ve paslıdır. Devrim büyük bedellerle dolu, azametli, çetin ve zorlu uzun bir süreçtir. Ağır bedellerle döşeli olup, acımasız tabiata sahiptir. Bunun gibi, büyük kahramanlıklarla da dolu, kararlı ve tutarlı bir eylemdir devrim. Bu eylemin ileri nitel kişiliği olan proleter devrimcilik, devrimin bu çeşnisinde serili olan yatakta karakterize olur. Proleter devrimci niteliğe sahip kişilik devrimin sancılı rahminde büyüyen kişilik olduğu için; o rahmin ağır bedellerini göğüsleyen, üzerinde oranın kahramanlıklarını taşıyan, oranın zorluk ve acımasızlıklarına karşı mücadele zırhı kuşanan, devrimci çizginin kararlı ve tutarlı birliğini temsil eden dirençli, bilinçli ve gerici olandan keskin kopan siyasi niteliktir. Bu nitelik, geleneksel ve alışılmış sıradan nitelikten; ilke ve amaçtan başlamak üzere, mücadeleye dair tutum ve bütün teorik-pratik tavırda mutlak biçimde ve kıyaslanamaz üstünlükle ayrıdır. Proleter devrimci kişilik, kolay şartlarda mücadeleyi benimseyen kolaycı kişilik değil, tersine zorluklar ve imkansızlıklar şartlarının savaşçısıdır. En kalın kabuklar bağlamış gerçeğin devrimci yolla değiştirilmesini yalnızca bu kişilik sakınmadan önüne koyar ve üstüne yürür. Ter dökmeden-emek vermeden ve bedel ödemeden devrimin gelişmemesinden yakınan görüş, gerçeğin yanından geçmeyen veya ondan bihaber olan soyut görüştür. Bilince çıkarılması gerekir ki, proleter devrim, köhnemiş gerici sınıfların sömürü ve zulümle ünlenen kokuşmuş kanlı saltanat düzenlerini yerle yeksan etme, en nihayetinde dünya gericiliğini yeryüzünden silme amacıyla, insanlığın aydınlık geleceğine uygun kurgulanır. Proleter devrimci kişilik ise, proleter devrim teorisinin karakteristikleriyle nitelenir. Devrim ile devrimci kopmaz bileşenlerdir. Devrimci, devrimin sağlamaya koyulduğu nitel değişimi ve bu değişimin bütün ihtiyaçlarını gerçekle buluşturan ya da hayata geçiren öznedir. Bu özne devrimci mücadelede ne kadar güçlü, ne kadar kararlı ve cüretkarsa ve devrimin ilke ve amaçlarıyla ne kadar bütünleşmişse, devrim o kadar güçlüdür. Somut olarak, bu gün karşı-devrimin pompaladığı tasfiyecilik, ideolojik, politik, örgütsel-askeri ve kültürel olarak militan devrimciliği ve tüm devrimci özü köreltip yutmak üzere topyekun hedeflemektedir. “Şekere bulanmış zehirli mermilerin“ önemli bir devrimci gücü örgütlü devrimci sınıf hareketi arasından çekip düzen içine aldığını, devrimci özünü koruyan büyük devrimci kuvvetin de bu zehirli mermilerden etkilendiğini söylemek mümkün. Militan devrimci hareketin zayıflaması veya proleter devrimci duruşun özellikle örgütsel bakımdan zayıflık yaşaması ve geniş anlamda devrimci ve proleter devrimci kesimlerin yaşadığı etkilenme gerçeği tasfiyeciliğin tesirini açıkça ortaya koymaktadır. Tasfiyeciliğin en kötüsü, hakim sınıfların saldırıları karşısında devrimcinin kendi özüne yabancılaşarak yaşadığı ideolojik-siyasi çöküntü ve kültürel yozlaşmadır. Proleter devrimcilerin özgüldeki önemli mücadele konusu yozlaşma ve yabancılaşmaya karşı, daha fazla militanlaşma görevidir. Coğrafyamız devrimci hareketi en zorlu ve tehlikeli süreçlerden geçmektedir. Devrimin çetin mücadele serüveni tasfiyeciliğin soğuk rüzgarlarına maruz kalarak önemli bir sınavın eşiğindedir. Tarihin bu kesitinde geleceğin şekillenişine nihai anlamda hüküm verecekler bilumum burjuva sınıflar değil, Komünist ve devrimci güçler olmalıdır; olacaktır!
|