Yazarın Diğer Yazıları

next
prev
Enternasyonalizm Algısında Çarpık Anlayış

Enternasyonalizm algısı ya da yorumunda belli hataların olduğu görülmektedir. Belki hatalı algıya sahip olan sınırlı bir kesimdir. Hatalı algı sınırlı da olsa bunun düzeltilmesi önemlidir. Dahası buradan yola çıkarak enternasyonalizm algısı veya anlayışı üzerine birkaç noktaya değinmek genel olarak faydalı olacaktır. Zira, enternasyonalizmin hatalı yorumlanması bazen belli sapmalara kalkan edilmekte, bazen de konuya dair haksız eleştiri ve abartılı yaklaşımlar ortaya konmaktadır.
Enternasyonalizm somut devrimi görmezden gelerek, kimilerinin yaptığı gibi bura görevlerini ertelemek ve teorik tartışmaları geçmeyen düzlemde dünya devrimini toptan örgütleme eğilimini benimseme ve böyle hareket etme anlamına gelmez. Tersine somut devrimimizi gerçekleştirme tavrı enternasyonalizmin somut biçimidir. Yazık ki, enternasyonalizm adına, Uluslararası Komünist Hareket’in veya dünya proletaryasının herhangi bir coğrafyasındaki parçasının, bulunduğu coğrafya devrimini geliştirme pratiği kimilerince küçümsenerek zayıflatılmakta ya da buradaki devrimci uğraşlar anlamsız görülerek dünyayla uğraşılması salık edilmektedir vb. Bu kimselerin özünde devrimin politik pratik görevleri adına somut bir şey, bir araç veya tutarlı bir zemin ortaya koymadıklarını söyleyebiliriz. Dahası, ne eşitsiz gelişme yasasını, ne de emperyalist gericiliğin zayıf halkalarından koparma gibi bir bilinci yoktur bunların. “Globalleşmiş” dünyada tek tek ülke devrimlerine uğraş vermenin son derece anlamsız bir budalalık olduğunu düşünmektedirler. Bundandır ki, tek tek ülkeler-parçalarda devrimi geliştirme pratiğinden uzak olup, tüm enerji ve eforlarını “dünya sorunlarına” adamaktadırlar. Ne ki, bu enerji ve eforları teorik düzeyden pratik düzeye çıkmamaktadır. Evet, entelektüel tartışmalar tam bir tatmin aracı durumuna getirilmiştir. Devrimin salt teorik çizgi-ideoloji düzenlemesi işi olarak ele almaktadırlar bunlar. Oysa doğru çizgi tayin edildikten sonra, bunu yaşama geçiren kadrolar belirleyiciydi. Ve oysa, işçi sınıfının burjuvaziye karşı mücadelesinde örgütten başka kullanacağı bir araç yoktu…  Devrimin pratik görevleri ancak böyle-bunlarla gerçekleştirilebilirler. Gerçekleştirme-değiştirme pratiğine girmeyen kimse, örgüt aracına da sahip olsa, kadroya da sahip olsa, bu görevleri yerine getiremez. Mücadeleyi ideolojinin geliştirilmesi için hummalı tartışmalar yürütmekle, çizgiler mahkum edip çizgiler üretmek üzere tartışmakla yürütemez-geliştirip büyütemeyiz. Öyle ki, bu kesimlerce, devrimcilik gibi, enternasyonalizm de UKH’nin ideolojik-teorik sorunlarını tartışmaya indirgenmiş. Bu pratik algı kökünden hatalıdır. Ne devrimcilik, ne de enternasyonalizm böyle icra edilemez.
Kuşkusuz ki enternasyonalist görevle somut parça devrimi görevi karşı karşıya konamazlar. Ancak somut ülke devrimi geliştirilmeden, buradaki görevler yapılmadan enternasyonalist görevler de icra edilemez. Evet ikisi karşı karşıya konamaz fakat parça devriminde yoğunlaşmadan nasıl bir devrimde yoğunlaşılacaktır? İşte bu sorunun yanıtı dünya devrimine çıkar ki, bu da somut ve gerçekçi olmayıp dolaylı olarak devrimci pratikten kaçmak demektir. Hangi devrim-nere devrimiyle uğraşılmaktadır? Bunun açık bir yanıtı yok. Yani koyu bir belirsizlik var. İşte enternasyonalizmin bu hatalı algısı, bu belirsizlikten muzdariptir.
Daha önemsiz düzeylerde de hatalı algılar var. Bunlar daha çok kavrayışsızlık sorunu olarak belirmektedir. Örneğin, enternasyonalist olduğumuz için her eylem-etkinlik ve faaliyetimizde dışımızdaki komünist veya devrimci yapıları tamamen dahil etmemiz istenmekte-beklenmektedir. Ya da bu kapsamdaki kitlelerin sorunlarına sahip çıkıp çözmemiz beklenmektedir. Açıkçası, bu enternasyonalizm olmadığı gibi, genellikle olanaklı bir istem de değildir. Yani, eğer kendi ülkesinden kitlelerin sorunlarını çözememişsek-çözemiyorsak, bu kitleleri birleştirip eylem ve etkinliğimize katamamışsak, buna karşı enternasyonalistliğimizde zaaf görülerek eleştiri yürütülmektedir. Buradaki algı, enternasyonalist olmak tüm ülkelerden kitleleri bir yerde birleştirme, hepsinin sorunlarını çözme veya bunlarla sorunları temelinde birleşme kriterine bağlanıyor adeta. Oysa, dediğimiz gibi, bizlerin öncelikle kendi somut devrim görevimiz, merkezi planlama ve çalışmalarımız vardır ve devrimimizi örgütleyip gerçekleştirmek birincil görevimizdir. Ve bütün ülkelerden kitleleri bu aşamada birleştirip örgütleme ve onlarla birleşme imkanı zayıftır. Bu esas olarak devrimimizi gerçekleştirdikten sonra ve hatta ora devrimlerinin gelişmesiyle başarılabilecek bir iştir. Kendi kitlemizi örgütlemeden, kendi devrimimizi geliştirmeden, farklı coğrafyalardan kitleleri örgütlememiz veya onların sorunlarına sahip çıkıp çözüm gücü olmamız gerçeğe aykırıdır. Enternasyonalist olan bir hareket her durumda uluslararası bir güçtür denemez. Her durumda buralarda kitlelerini kucaklayan bir hareket olduğu anlamına gelmez. Yine böyle bir hareket, genellikle kendi somut devriminin görevlerini gevşeterek ya da bu görevlerini yapmayıp enternasyonalistlik adına bunları arka plana atamaz.
Elbette enternasyonalist görevlerden biri uluslararası işçi sınıfıyla dayanışma, dünya coğrafyasındaki devrimlere destek verme, bu anlamda uluslararası ölçekte ortak örgütlenme veya örgütlenerek uluslararası örgütte buluşmayı vb. kapsar. Ki, dünya ölçeğindeki sorunları somut olarak omuzlayan somut örgüt Uluslararası Komünist Hareket’in mevcut ortak örgütü, bugünkü haliyle Devrimci Enternasyonalist Hareket (DEH)’tir .
Bir taraftan üstlendiğimiz somut parça devrimimizi geliştirirken, öte yandan enternasyonalist çerçevede DEH bünyesindeki görevlerimizi yürütmeli-yerine getirmeliyiz. Ancak uluslararası proletaryanın parçadaki kolu olarak üstlendiğimiz parça devrimi zorunlu birincil görev olmak durumundadır. Zira, parçadaki devrimi gerçekleştirmek somut enternasyonalist görevken, parçadaki devrim görevini sahiplenmemek enternasyonalist görevi üstlenmenin de engelidir. Birincisi yapılmadan ikincisi yapılamaz. Bulunduğumuz coğrafya veya devrimini üstlendiğimiz parçada devrimi geliştiremezsek, burada çaba göstermezsek, enternasyonal devrimci olmamız veya enternasyonalist görevler yüklenmemiz düşünülemez. Bu tamamen nesnel koşulların ve tarihsel şartların emrettiği bir zorunluluktur, tercih sorunu değil...

 
Share