Yazarın Diğer Yazıları

next
prev
Yaşamı Yok Edenler Çocukları Yaşatamaz

Bir tarafta dünya zenginliklerini haksızca ve zorbaca gasp eden gerici sınıfların sefa içindeki cafcaflı yaşamı, öte yanda maddi-manevi değerlerin yaratıcısı olan yoksul dünyanın esaret, açlık ve cefa içinde boğuşan çilekeş yaşamı… İşte emperyalist dünya sisteminin çıplak yüzü budur. Afrika’da çocuklar şahsında insanlığın dramı olarak dışa vuran gerçek, emperyalist dünyanın bu köhne yüzüdür.
Somali’de sadece her altı dakikada bir, bir çocuk annesinin kucağında ama emperyalist dünya gericiliğinin doğrudan ürünü olan açlığın pençesinde can veriyor. Çocuğunun açlığına ve ölümüne çare olamayan anne kulakları sağır eden çığlıklara sığınıyor O’rada!
Çocuklar körpe bedenleriyle gökten inen açlığa değil, emperyalist sistemin açlığına yenik düşüyor. Çağımızda yaşanan açlıktan ölüm gerçeğinin utancı emperyalist dünyanın boynuna asılıdır.
Yaşama sarılırcasına kocaman açılmış gözleriyle o erimiş çocuk bedenler, emperyalist gericiliğin yoksul dünyaya vergisi olan açlığın kemirgenliğine dayanamayarak yaşama gözlerini kapamaktadır. Bu, emperyalizm meletinin insanlığa armağan ettiği utançtan başka bir şey olamaz.
“Çağdaş“ ve gelişmiş modern toplumların 21. yy dünyasında emperyalist kokuşmuşluk ve ikiyüzlülüğün utancı düşüyor Afrika bebelerinin göz bebeklerine.
Dünya hegemonyası uğruna en korkunç suçlar işlemekten geri kalmayan, insanlığı açlığa ve emekçi halkları sefalete sürükleyen, işgal-ilhak saldırılarıyla, biyolojik ve kimyasal silah üretimiyle katliamlar gerçekleştiren ve aynı zamanda doğayı tahrip eden, her türlü insanlık suçu işleyen ve tüm hüneriyle insanlığı felakete iten emperyalistler, açlığın ve ölümlerin dolaysız sorumlusu ve suçlularıdır.
Afrika kıtası çocuklarının açlığın koynunda ölüm yazgısını tayin eden şey; kan emici emperyalist barbarlığın azgın sömürü sistemi, kudurgan kar hırsı, çocukların nafakasına göz diken doyumsuzluğu ve özel mülkiyet sistemleridir.  Hiçbir emperyalist demagoji, yalan ve göz boyama uğraşı bu gerçeği karartamaz.
Dünya pazarı için dalaşan ve dünya halklarıyla ezilen mazlum uluslarını kana boğan ağzı kanlı haydutlar, açlığa mahkum edip diri diri mezara gömdükleri çocuk kurbanlarına “Timsah gözyaşı“ dökmekten geri durmamaktadırlar.
Türk hakim sınıfları gıda kolileri göndererek iyilik meleği kesilmektedirler. Hesap numaraları açarak yardım çağrıları yapan hortumcu, hırsız tayfalarıdır ölümleri çoğaltan. 17 Aralık depreminde uluslar arası yardım kapsamında gelen ceset torbalarının bile sümen altı edenlerin, Afrika’nın açlıktan ölen çocuklara yapılan yardımlara göz dikmeyeceğin garantisi olamaz. Çünkü, burjuvazinin ahlakı bu kadar çürümüş, bu kadar kokuşmuş ve bu kadar iğrençtir. Onların tüm değerleri para üzerine kuruludur çünkü.    
Açık ki, bilumum gerici sınıfların halk kitlelerine verecekleri tek şey; açlık, sefalet, acı, zulüm ve ölümdür. Afganistan, Irak gibi işgallerin vahşi sonuçları ve gerçekleştirilen katliamlar, emperyalist güçlerin müdahalesinin kabul edilemez gerici saldırganlığına karşın, Suriye/Esat diktatörlüğünün gösterici kitlelere uyguluyor olduğu katliamlar, Türk hakim sınıflarının Kürt ulusu başta olmak üzere devrimci halklarımıza uyguladığı faşist terör ve zulüm, gerici hakim sınıfların evrensel niteliği olarak halk kitleleri karşısındaki gerçeğinin tipik aynasıdır.
Tüm tecrübe ve tarih kanıtlar ki, emperyalistler ve tüm uzantısı gerici güruhlar yarattıkları sonuçlarla savaşamaz ve baskıya dayalı sömürü sistemleri içinde muhtaç düşürdükleri emekçi halklara yardım edemezler. Çünkü, bencil çıkarları ve sınıf karakterleriyle insanlığa düşman olan hakim sınıflar her türlü kötülüğün kaynağıdırlar. Açlığın yaratıcıları açlığı ortadan kaldıramazlar. İnsanı doğasıyla birlikte felakete sürükleyenler Afrika’da çocukları yaşatamazlar.
O halde açık ki, açlık ve sefaletin pençesinde boğazlanan tüm dünya proletaryası ve çilekeş halklarının sınıf savaşımını yükseltmekten başka şansı yoktur. Bağımsızlık, halk demokrasisi, sosyalizm ve komünizm için mücadele tek kurtuluş yoludur. Kaçınılmaz olan açlık değil, büyük özgürlük uğruna devrimci savaşımdır. Afrika’daki açlık ölümlerine karşı mücadele, mutlak bir şekilde emperyalist dünya gericiliği ve onun her parçada biçimlenen gerici iktidarlarına karşı savaşma görevine bağlanır.
Dünya proletaryası ve halklarının birliği şiarı kılavuzluğunda dünya gericiliğine karşı anti-emperyalist mücadelelerin yükseltilmesi elzemdir. Bununla birlikte, dünya proletaryasının her parçadaki kolu olan somut ülke devrimlerinin gerçekleştirilmesidir. Dünya gericiliği tek tek ülkelerdeki devrimlerin başarısıyla geriletilecektir.

 
Share