|
Hiçbir şey kendiliğinden-sebepsiz şekilde var olmaz ve bir anda oluşmaz, hemen değişmez ve belli şartlardan bağımsız olarak gelişip ilerlemez. Gelişip ilerlemenin temelinde eğitime dayanan birikim yatar. Birikim; bilgi ve tecrübeden teşekkül olan gücü ihtiva eder. Teorik-pratik birikim nitel gelişmeye yol açandır. Nitel gelişme, gelişme dinamiklerinin nicel ve esasta da nitel anlamda yaratılması ve bu dinamiklerin potansiyeline endekslidir. Eğitim, salt teorik ya da kitabi bilginin edinilmesi veya resmi okul ve akademilerde gerçekleşebilen bir şey değil, aynı zamanda yaşam pratiğinde kazanılan bilgi ve tecrübeyi kapsar. Kısacası, eğitim yoluyla birikim edinip yetkinleşme süreci, başlı başına bir süreç olup teorik-pratik tecrübe toplamıdır. Tecrübe, kendi tecrübemiz ve dışımızdaki tecrübe olmak üzere dolaylı ve doğrudan tecrübeden oluşur. Belirli düzeyde sağlanmış eğitim de birikim de bir süreci ifade eder. Kuşkusuz ki, ikisinin sınırsız sürecin eylemi olduğunu söylemek en doğrusudur. Tarihsel akış içinde insanlar-toplumlar hep öğrenir, birikim ve tecrübe edinerek gelişirler. İktidara egemen olan gerici sınıf engeli olmasa, bu gelişme ve ilerleme, insanın üretim-emek üretkenliğine koşut olarak yarattığı birikimi takip eder, daha erken ve daha büyük gelişmeler kaydeder. Çelişki ya da gelişme yasası veya diyalektik kanun daima işler. Bu, nesnel yasadır. Değiştirilemez ama çeşitli dirençlerle veya güçlerle geciktirilebilir. Tersinden ilerletilebilir de. Bu, tamamen insan etkinliğine ya da esasta toplumsal sisteme, sistemin sınıf niteliğine bağlıdır. İnsanın bilinçli dinamik rolü bu gelişme veya ilerlemeyi geciktirebilir ya da ilerletebilir. Son tahlilde galebe çalacak olan rol, nesnel gerçekle veya çelişki yasasıyla uyumlu hareket eden insan etkinliğidir. Toplumlar tarihinin sınıf mücadelelerinden ibaret olduğunu söyleyen doğru, insanın bu etkinliğini açıklar ki, bu etkinlikten kast esasta sınıf mücadelesi pratiğidir. Sınıflı toplum dahil, tüm toplumsal yaşamda veya gelişmede belirleyici olan çelişkidir-çelişki yasasıdır. Bu gelişmenin itici gücü ise, çelişki yasasına uygun olan sınıf savaşıdır. Stratejik doğru budur. Taktik doğru ise, geçici ve göreli (değiştirilebilir-değişen) gerçekle örtüşendir ve bu geçici gerçek; insanın mevcutta sahip olduğu avantajlarla, izafi güçle, andaki politikalarla vb. sağladığı başarı halidir. Burjuvazi veya bilumum gerici sınıflar geçici olarak güçlü veya başarılıdır. Bu gerçektir ama geçici ve taktiktir. Eninde sonunda yerini stratejik doğruya terk etmek zorundadır. Çünkü, gelişme yasası denen diyalektik kanun ve sınıflar mücadelesi yasasının akışı ileriye dönüktür, ileri doğru işlemektedir. Hiçbir gerici kuvvet ve sübjektif etki bunu sonsuza kadar engelleyemez. Komünizmin kaçınılmazlığı denen şey tam da budur; bu kaçınılmazlık kendiliğindenci gelişmenin sonucu değil, bizzat gelişme yasası ve sınıflar mücadelesi yasasına dayanır. Bugün çeşitli derecelerde değişen, ağırlaşan ve derinleşen tonlarda da olsa, karşı karşıya olduğumuz sorunların-çelişmelerin özü, sınıf zemininde cereyan eden sorun ve çelişmelere dayanır. Bunun gibi, çelişme yasası içinde tarif edilerek, son tahlilde sınıf mücadelesi motoruyla kökten çözülürler. Sınıf mücadelesini yadsıyan her yaklaşım, nereden dolanırsa dolansın, devrimci yoldan çıkıp reformist-revizyonist yola sapmış demektir. Sınıflı toplumda, toplumsal yaşama dair her hareket, davranış, kültür, süreç vb. bir sınıf damgası taşıdığına göre, bütün bunlar sınıf mücadelesinin konusu olmaktan çıkarılamazlar ve hepsi sınıf mücadelesine bağlanırlar. Bu bağlamda tek tek sorunlardan, değişik niteliklerdeki tüm sorunlarımızın giderilmesine kadar en geniş sahadaki problemlerin aşılması, sınıf mücadelesinin bilimi olan MLM’yi kavramak ve MLM biliminin diyalektik ve tarihsel materyalist felsefesini ve buna ait diyalektik yöntemi kullanmaya bağlıdır. Sorunlarımızın temelinde ideolojide kırılma yattığına göre, felsefeyi, bilimi ve ideolojiyi kavramamız, diyalektik yöntemi kullanmamız elzemdir. Kuşkusuz sorunlarla mücadele veya gelişmenin sağlanması bir yığın ayrıntı ve ihtisas alanında yoğunlaşmayı vb. gerektirir. Ama bütün bu ayrıntıdaki mücadele ya da uğraşları doğru mecrada sürdürmenin mümkünatı MLM felsefe-bilime sahip olup derinen kavrayarak özümsemekte ve buna uygun sınıf mücadelesi pratiğinde bulunmakta yatar. Özümseme ve kavramayla pratiğe dökme eylemi bizzat tecrübeyle tamamlanan teorik-pratik eğitim ve bununla sağlanan birikim toplamına sahip olmakla olanaklıdır. “Siyasi çalışma bütün çalışmaların can damarıdır.” O halde bıkıp usanmadan çalışalım, öğrenelim, öğrendiklerimizi pratiğe dökelim, gelişelim ve geliştirelim! Savaşma cüreti neden düşük ve sınırlıdır? Neden devrimci savaşın zorlukları göğüslenememektedir? Neden bu savaşın zorunluluğu bilince çıkarılıp gerekli tavır sergilenememektedir? Neden devrimci mücadelede sivrilmemektedir? Neden marjinalleşme realitesi yakamızı bırakmamakta ve tasfiyecilik beyinleri kuşatmaktadır? Neden ileri adım atan iki adım geri atmaktadır? Bir adım ileri, birkaç adım geri atmanın sebebi nedir? Belli bir çoğunluk hariç, siyasi yaşamda kararlılık, istikrar, tutarlılık, fedakarlık gibi erdemler neden diplere vurmaktadır? Devrime inanç ve proletaryayla halk kitlelerine bağlılıktaki zayıflığının döl yatağı nedir? Yabancılaşma, yozlaşma, çürüme ve burjuva yaşam ile kültüre entegre olmanın bu boyutunun altındaki sebep nedir? Devrimci görevler ve sorumluluklar karşısındaki kayıtsızlığın, gevşekliğin, ikircikliliğin sebebi ne olabilir ki? Burjuva yaşamla devrimci yaşamı iç içe geçiren, değerlerimizi sahiplenmekte ıkınan, keskin devrimci bilinci körelten realitenin arka planında yatan nedir? Öğüt vermekle yetinen devrimcilik tarzının gıdası neredendir? Sınıf bilinçli devrimci davranışın tabiatını lafla bağlayan devrimcilik türü yeterli midir? Bütün bu menfi tablonun suçlusu, çelişki ve sorunların ya da koşulların değişmesi değil, devrimci sıfatın şartı olan koşulları değiştirme görevini göğüsleyemeyen ve gelişen-değişen yaşama siyasi felç durumuyla ayak uyduramayarak gelişmelerin kuyruğuna takılıp koşullara esir olan kendiliğindenci pasifist eğilimdir. Dahası, stratejik duruş yoksunluğunda dışa vuran temel ilkelere, teoriye, ideolojiye karşı kayıtsızlık ve bunlar ölçeğinde yaşanan aşınma-yabancılaşma gerçeğidir. Pratik biçimi ise, siyasi ruhsuzluk, tembellik ve inançsızlık halidir. Buna yol açan, MLM’yi derinlikli olarak öğrenmeme, kullanmama zaafıdır. Durağanlık tanımayan diyalektiğe uygun olarak, öğrenme eylemini pratikle birleştirerek süreklileştirmek şarttır. Ne salt kitaplara kapanmak ve lafazanlık türü devrimcilikle yetinmek doğrudur, ne de teoriyi, bilgiyi küçümseyerek salt pratikçilik savunusu doğrudur. Teoriyle pratiği birleştiren, söz-eylem birliği tutarlılığını taşıyan ve sınıf mücadelesinin görev ve gereksinimlerine uygun konumlanarak tüm bu gerekliliklere sadakat eden kişilik-bilinç-tavır-tutum tek doğru olandır. Her türden gericiliğe karşı keskin kopuşla savaş açan cüret ve bilinç bugün en başta lazım gelendir! Bilinçli davranış ve eğitim ihtiyaç, devrimci pratik şarttır.
|